YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2018/11282
KARAR NO : 2020/4040
KARAR TARİHİ : 25.06.2020
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Elatmanın Önlenmesi, Yıkım
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın kısmen kabulüne karar verilmiş olup hükmün davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.
KARAR
Davacı Hazine, Devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan kıyı kenar çizgisi içerisinde kalan taşınmaza davalı tarafından restoran, bahçe, şemsiye alanı olarak müdahale edildiğini ileri sürerek davalının elatmasının önlenmesine ve yapıların yıkılmasına karar verilmesini istemiştir.
Davalı, müdahalelerinin bulunmadığını belirterek davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, davanın kısmen kabulüne dair verilen karar, Dairece ” … davaya konu restorant, restorant avlusu, beton platform ile yürüme yolu ve şezlong alanının kıyı kenar çizgisini deniz yönünde kalıp kalmadığının tapu fen memurunun yetki ve yeteneğine haiz uzman bilirkişiye düzenlettirilecek ölçekli kroki ve rapora yansıttırılması, söz konusu muhdesatların kıyı kenar çizgisinin deniz yönünde kaldığının belirlenmesi halinde men ve kale karar verilmesi gerekir … ” gerekçesiyle bozulmuş, Mahkemece, bozmaya uyularak yapılan yargılama sonucunda davanın kısmen kabulüne dair verilen karar, davalı vekilince temyiz edilmiştir.
Dosya içeriği ve toplanan delillerden; çekişme konusu edilen taşınmazın 21 ada 13 parsel sayılı taşınmaz ile bitişiğinde kıyı kenar çizgisi içerisinde kalan alan olduğu, kıyı kenar çizgisinin 07.04.1977 tarihinde belirlenen kıyı kenar çizgisi ile örtüştüğü, taşınmazda yargılama aşamasında 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun 22/a maddesi uyarınca yapılan çalışma sonucunda taşınmazın 925 ada 7 parsel sayılı taşınmaz olduğu anlaşılmaktadır.
Mahkemece yazılı şekilde karar verilmiş ise de; yapılan inceleme ve araştırmanın karar vermeye elverişli olduğunu söyleyebilmek mümkün değildir.
Şöyle ki, hükme esas alınan 12.08.2016 tarihli bilirkişi raporu yeni oluşan 925 ada 7 parsel sayılı taşınmaza göre oluşturulmuş ise de raporda 22/a çalışması sonucu yeni oluşan parselin sınırlarının kıyı yönünden eski 13 parsel sayılı taşınmazdan farklı olduğunun belirtildiği ancak rapordan yeni oluşan sınırlara göre yapıların tam olarak hangi alanda kaldığı saptanamamıştır.
Hal böyle olunca; 925 ada 7 parsel sayılı taşınmazın tapu kaydının dosya içerisine alınması, yeni oluşan parselin sınırlarının ve üzerlerinde veya kıyı kenar çizgisi içerisinde kalan yapıların yerinin tam olarak belirlenerek denetime elverişli şekilde krokiye yansıtılması ve sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi doğru değildir.
SONUÇ: Yukarıda yazılı nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazları yerinde görüldüğünden Kabulüyle, hükmün 6100 sayılı HMK’nin Geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK’un 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, taraflarca HUMK’un 440/I maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine 25.06.2020 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.