Yargıtay Kararı 3. Hukuk Dairesi 2012/2313 E. 2012/7847 K. 26.03.2012 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/2313
KARAR NO : 2012/7847
KARAR TARİHİ : 26.03.2012

MAHKEMESİ:ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ

Dava ve ıslah dilekçesinde 188.758,00 TL alacağın faiz ve masraflarla birlikte davalı taraftan tahsili istenilmiştir. Mahkemece davanın 144.389,00 TL için kısmen kabulü ile fazlaya ilişkin istemin reddi cihetine gidilmiş, hüküm davalı … vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Y A R G I T A Y K A R A R I
Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü.Davada, muris … ’ın maliki olduğu 1059 parselin kuzey ve batı bitişiğinde bulunan 32 dönüm miktarındaki alanın 1973 yılında satın alınarak iyiniyetli zilyet olarak ağaçlandırıldığı, kuyular açıldığı, toprak ve beton havuzlar yapıldığı sulama sistemi kurularak çit ve tel örgü çekildiği; dava konusu taşınmazın tescili istemli davanın fasılasız nizasız 20 yıllık kazandırıcı zamanaşımı süresinin dolmadığı gerekçesi ile reddedildiğini davalı Belediyenin imar planı içerisinde kaldığı, parselizasyon yapılarak 3. kişilere satıldığı kısmen de yolda kaldığı muhdesatların değeri olan ıslah ile birlikte 188 758,00 TL. miktarında zenginleştiği ileri sürülerek sebepsiz zenginleşme hükümlerine göre faizi ile birlikte davalıdan tahsili istenilmiştir.Davalı, muhtesatlar nedeniyle zenginleşmesinin mümkün olmadığını belirterek davanın reddini savunmuştur.Mahkemece, davanın 144 389,00 TL üzerinden kısmen kabulü cihetine gidilmiş, hüküm, süresinde davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Kadastro çalışmaları sırasında dava konusu yerin kadastro harici taşlık alan olarak bırakıldığı anlaşılmaktadır. Yine, bu alanın kamu yararına Arsa Ofisi Genel Müdürlüğünce davalı … Başkanlığına tahsis edildiği, Belediyenin 1991 yılında imar planı içine aldığı ve bunun onaylanarak 01.04.1998 tarihinden itibaren (145 ada1,143-144-203 ada tüm parselleri olarak) adına kayıtlandığı anlaşılmaktadır. Nitekim, davacı tarafından açılan tescil davası şartları bulunmadığından reddolunmuştur. … Belediyesi Encümeninin 04.07.2001 tarihli davaya konu muhdesatın kaldırılması ve yapıların yıktırılması işlemine dayanılarak açılan tazminat davasının kabulüne ilişkin hüküm, Yargıtay 4. Hukuk Dairesi tarafından tam yargı davası niteliğinde bulunması nedeniyle İdari yargı yerinde görülmesi gerektiği gerekçesi ile bozulmuştur…. İlçesi … Beldesinde bulunan mülkiyeti Belediyeye ait arsalarda bulunan davacıya ait havuz, çit ve tel örgü gibi yapıların yıkımına ilişkin 04.07.2001 gün ve 77 sayılı Belediye Encümen Kararının iptali davasında … İdare Mahkemesi istemin reddine ( 2001/1121-2002/498 sayılı kararı ile) karar vermiştir.Dava konusu taşınmaz üzerindeki muhdesatların davacının babası tarafından yapıldığı ağaçların yine davacının babası tarafından dikilip yetiştirildiği konusunda uyuşmazlık bulunmamaktadır.Uyuşmazlık, davalı …’nin taşınmazında bulunan muhtesatlar yönünden davalının sebepsiz zenginleşip zenginleşmediği ve zenginleşme zamanının tespitinde toplanmaktadır.TMK’nun 729/1.maddesinin yollaması ile 722/1.maddesinde “Bir kimse kendi arazisindeki yapıda başkasının malzemesini ya da başkasının arazisindeki yapıda kendisinin veya bir başkasının malzemesini kullanırsa, bu malzeme arazinin bütünleyici parçası olur. Aynı kanunun 723/3 maddesinde ise “…malzeme sahibi iyiniyetli değilse hakimin hükmedeceği miktar bu malzemenin arazi maliki için taşıdığı en az değeri geçmeyebilir” denilmekte ise de bu hükümde yer alan hak ayni hak niteliğinde olmayıp, şahsi hak (alacak hakkı) dır. Bu hak taşınmazı alan yeni malike karşı ileri sürülemez. (Yargıtay HGK nun 14.11.1962 gün ve 4/140-94 sayılı kararı). Bu durumda davacı BK’nun sebepsiz zenginleşme hükümlerine dayanabilir. BK’nun 61 vd. maddeleri gereğince, “hukuken geçerli bir sebebe dayanmaksızın bir başkasının (davacının) malvarlığından istifade ederek kendi malvarlığını artıran kimse (davalı) elde ettiği kazanımı geri vermek zorundadır”.Buna göre davacının imar ihya ettiği taşınmazın mülkiyetini kazanan davalının BK’nun 61 vd maddeler gereğince sebepsiz zenginleşip zenginleşmediğini araştırmak gerekir. Davalı, taşınmazı Arsa Ofisinden temin etmiştir. Bu durumda muhtesatın bedelinin ödenmesi gibi bir durum söz konusu olmadığı gibi imar uygulaması sonucu kısmen yol ve imar parsellerinde kalan muhtesatlar yönünden şayet Belediye bir kazanım elde etmiş ise zenginleştiğinin kabulü olanaklı olur. Aksi halde Belediyenin zenginleştiğinin kabulüne ve davacıya muhtesat bedellerini ödemesine gerek bulunmamaktadır.Kabule göre de; 02.02.1991 gün, 1990/1 E-1991/1 K. sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararında belirtildiği gibi iade borcunun kapsamını belirlemede öncelikle fakirleşme ve zenginleşme zamanının tespit edilmesi gerekir. Sebepsiz zenginleşme nedeniyle iade isteminde bulunabilmek için bir tarafın malvarlığının diğer tarafın malvarlığı aleyhine çoğalması gerekir. Bu azalma ve çoğalma dava konusu taşınmazın davacı tarafından davalıya teslim edildiği tarihte gerçekleştiğinin kabulü zorunludur.
Buna göre taşınmazın davanın açıldığı sırada davacı tarafından fiilen kullanıldığının anlaşılması durumunda başka bir ifade ile taşınmazın (muhdesatların) davalıya teslim edilip edilmediği dahi araştırılmadan davanın kabulüne karar verilmiş olması doğru görülmemiş ve bozmayı gerektirmiştir.Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 26/03/2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.