Yargıtay Kararı 11. Hukuk Dairesi 2019/3188 E. 2020/1647 K. 18.02.2020 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2019/3188
KARAR NO : 2020/1647
KARAR TARİHİ : 18.02.2020

MAHKEMESİ : BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

Taraflar arasında görülen davada Konya 1. Asliye Ticaret Mahkemesince verilen 28/11/2017 tarih ve 2014/986 E. – 2017/1082 K. sayılı kararın davalı şirket vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin kabulüne dair Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21. Hukuk Dairesi’nce verilen 28/03/2019 tarih ve 2018/686 E. – 2019/420 K. sayılı kararın Yargıtay’ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkili davacı tarafın yüksek faiz getireceği ve istendiği an geri ödeneceği garantisi ile davalı tarafa 24.005,15 EURO (46.950 DM) miktarında para verdiğini, davalılar tarafından yapılan para toplama faaliyetinin Bankalar Kanunu, SPK, 6762 sayılı TTK, 818 sayılı BK ve TCK hükümlerine aykırı olduğunu, SPK ve diğer resmi kurum raporlarında Kombassan grubu tarafından yapılan mevzuata aykırı işlemlerin tespit edildiğini, müvekkili ile davalı şirket arasında kanuna uygun bir hukuki ilişki kurulduğundan bahsedilemeyeceğini, zarardan davalı …’ın 6762 sayılı TTK 336. maddesi gereğince sorumlu olduğunu ileri sürerek müvekkili ile davalılar arasında 6762 sayılı TTK, 818 sayılı BK , SPK ve sair mevzuata aykırı olarak kurulan ilişkinin hükümsüzlüğüne, 24.005,15 EURO (46.950 DM)’nun tahsil tarihinden itibaren 3095 sayılı Yasanın 4/a maddesi gereğince işleyecek faizi ile tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalılar vekili, davanın usul ve esastan reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davanın kabulü ile davacının davalı Bera Holding A.Ş.’nin şirket ortağı olmadığının tespitine, 24.005,14 Euro’nun TBK’nın 99. maddesi gereğince fiili ödeme günündeki Merkez Bankasınca belirlenen efektif satış kuru üzerinden Türk Parası ile ödenmesi kaydıyla 3095 sayılı Yasanın 4/a maddesi gereğince devlet bankalarından birinin 1 yıl vadeli Euro mevduat hesabına ödediği 25/02/2014 tarihinden itibaren döviz faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiştir.
Karara karşı davalı şirket vekilince istinaf yoluna başvurulmuştur.
Ankara Bölge Adliye Mahkemesince, davacı …’in, Almanya LG Berlin Asliye Hukuk Mahkemesinin 9 O 223/09 sayılı dosyasında ilk davayı açtığı tarihte zararı ve tazminat yükümlüsü olan davalı şirketi öğrendiği, 818 sayılı BK’nın 60.maddesine göre zarar gören tarafın (davacının) zararı ve faili (davalı şirketi) öğrendiği tarihten itibaren 1 yıllık (6098 sayılı TBK’nın 72. maddesi göre ise 2 yıllık) haksız fiil zaman aşımı süresinin dolduğu, olayda sebepsiz zenginleşme halinin mevcut olduğu düşünülse bile 818 sayılı BK’nın 66.maddesine göre iade alacaklısının (davacının) geri alma hakkının varlığını öğrenmesinden itibaren 1 yıllık (6098 sayılı TBK’nın 82.maddesine göre ise 2 yıllık) zamanaşımı süresinin dolduğu, hatta hakkın doğduğu tarih itibariyle (11/05/2005 tarih) de 10 yıllık zamanaşımı süresinin dolduğu, davalı tarafın yapmış olduğu zaman aşımı itirazının TMK’nın 2.maddesindeki dürüstlük kurallarına aykırı olduğundan da söz edilemeyeceği gerekçesi ile davalı şirket vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, Konya 1. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 28/11/2017 tarih ve 2014/986 Esas 2017/1082 Karar sayılı kararının davalı şirket yönünden kaldırılmasına, davalı şirket hakkında açılan davanın zamanaşımı nedeniyle reddine, İlk Derece Mahkemesince … hakkındaki hüküm ile karar altına alındığından bu konuda karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.
Karar, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1-Dava, geçerli şekilde ortaklık ilişkisinin kurulmadığının tespiti ve bu amaçla verilen paranın tahsili istemine ilişkindir. Mahkemece yukarıda özetlenen gerekçe ile davanın kabulüne karar verilmiş olup, karara karşı davalı şirket vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesince, istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın reddine karar verilmiştir.
Ancak, 07.12.2019 tarih, 30971 sayılı Resmi Gazete’de yayınlanan 7194 sayılı Dijital Hizmet Vergisi ile Bazı Kanunlarda ve 375 Sayılı Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun’un 41. maddesinde 25/3/1987 tarihli ve 3332 sayılı Sermaye Piyasasının Teşviki, Sermayenin Tabana Yaygınlaştırılması ve Ekonomiyi Düzenlemede Alınacak Tedbirler İle 5422 Sayılı Kurumlar Vergisi Kanunu, 213 Sayılı Vergi Usul Kanunu ve 3182 Sayılı Bankalar Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanuna aşağıdaki geçici maddenin eklendiği belirtilmiş olup, işbu geçici 4. maddede ”31/12/2014 tarihine kadar, pay sahibi sayısı nedeniyle payları halka arz olunmuş sayılan ve payları borsada işlem gören anonim ortaklıklar tarafından doğrudan veya dolaylı olarak nominal ya da primli değer üzerinden pay veya pay adı altında satışı yapılmış olan her türlü araç, 6/12/2012 tarihli ve 6362 sayılı Sermaye Piyasası Kanununun kaydileştirmeye ilişkin şartlarına tabi olmaksızın 29/6/1956 tarihli ve 6762 sayılı mülga Türk Ticaret Kanunu ile 13/1/2011 tarihli ve 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu kapsamında pay addolunur, bu ortaklıklara yapılan ödemeler pay karşılığı yapılmış kabul edilir ve ortaklık ilişkisi kurulmuş sayılır. Bu payların kaydileştirilmemiş olması ortaklık haklarına halel getirmeyeceği gibi ortaklık ilişkisinin kurulmadığı da iddia edilemez. Birinci fıkra kapsamında kurulmuş olan ortaklık ilişkileri hakkında; geçerli bir ortaklık ilişkisi bulunmadığı veya primli pay satışı yapıldığı ileri sürülerek sebepsiz zenginleşme, haksız fiil, sözleşme öncesi görüşmelere aykırılık veya sözleşmeye aykırılık nedenlerine dayalı olarak açılan ve kanun yolu incelemesindekiler dahil görülmekte olan menfi tespit, tazminat veya alacak davalarında, karar verilmesine yer olmadığına dair karar verilir ve yargılama gideri ile maktu vekalet ücreti ortaklık üzerinde bırakılır.” hükmü düzenlenmiş, aynı Kanun’un 52/1-h maddesinde de işbu hükmün yayımı tarihinde yürürlüğe gireceği hükme bağlanmıştır.
Bu durum karşısında, mahkemece taraf iddia ve savunmalarının Sermaye Piyasası Kanunu’nun 16. maddesi ve anılan yasal düzenleme kapsamında değerlendirilerek sonucuna göre bir karar vermek üzere kararın re’sen bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
(2) Bozma sebep ve şekline göre davacı vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik gerek görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, HMK’nın 373/2. maddesi uyarınca dava dosyasının Bölge Adliye Mahkemesi’ne gönderilmesine, ödediği peşin temyiz harcının isteği halinde temyiz eden davacıya iadesine, 18/02/2020 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.