YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2017/14525
KARAR NO : 2020/3421
KARAR TARİHİ : 15.06.2020
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Tapu İptali Ve Tescil
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın kabulüne asli müdahillerin davasının reddine karar verilmiş olup hükmün davacı Hazine vekili ve asli müdahiller vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.
K A R A R
Davacı Hazine vekili,çekişme konusu 79 ve 601 parsel sayılı taşınmazların kaçak ve yitik kişilerden kaldığını ileri sürerek, iptal ve tescil isteğinde bulunmuştur.
… ve …isimli kişiler ise 17.07.2012 tarihli harçlandırılmış dilekçeleriyle, miras bırakanları …’nin çekişmeli taşınmazlara ilişkin olarak tapu iptali ve tescil isteğiyle İskenderun 2.Asliye Hukuk Mahkemesinin 1994/614 Esas, 2005/80 Karar sayılı dosyasında açtığı davanın kabulle sonuçlandığını belirterek, mülkiyet iddiasında bulunup, Mahkemeden asli müdahilliklerine karar verilmesini istemişlerdir.
Mahkemece, … ve …’nın asli müdahilliklerine karar verilerek yapılan yargılama sonunda, davanın husumet nedeniyle reddine hükmedilmiş, hükmün davacı Hazine ve davalı kayyım tarafından temyiz edilmesi üzerine, Yargıtay 1. Hukuk Dairesinin 2013/21127 Esas, 2014/10431 Karar sayılı ilamı ile çekişmeli 79 parsele ilişkin İskenderun Sulh Hukuk Mahkemesinin 2009/88 Esas ve 2009/815 Karar sayılı, 601 parsele ilişkin İskenderun Sulh Hukuk Mahkemesinin 2005/138 Esas ve 2005/175 Karar ve İskenderun Sulh Hukuk Mahkemesinin 2007/2005 Esas ve 2008/193 Karar sayılı ilamlarıyla verilen kayyımlık kararlarının, İskenderun 2.Sulh Hukuk Mahkemesinin 2011/127 Esas ve 2012/142 Karar sayılı kararıyla kaldırıldığı, anılan bu kararın da eldeki davanın devamı sırasında 01.04.2013 tarihinde kesinleştiği anlaşıldığına göre, davalı kayyımın artık davada taraf sıfatı kalmayacağından kayyımın temyiz isteminin reddine, davacı Hazinenin temyiz isteğine gelince; çekişmeli 79 parsel sayılı arsa vasıflı taşınmazın 25.08.1939 tarihinde, 601 parsel sayılı tarla vasıflı taşınmazın ise 06.01.1936 tarihinde … kızı Marta adına tespit ve tescil edildiği, … tarafından İskenderun 2.Asliye Hukuk Mahkemesinin 1994/614 Esas sayılı dosyada haricen satın alındığı gerekçesiyle … kızı Marta aleyhine açılan tapu iptal tescil istekli davanın 28.03.2005 tarihli ve 2005/80 Karar sayılı kararla kabul edildiği, kararın davalıya ilanen tebliğ yapılmak suretiyle 14.09.2005 tarihinde temyiz edilmeksizin kesinleştiği, her ne kadar İskenderun 2.Asliye Hukuk Mahkemesinin 1994/614 Esas ve 2005/80 Karar sayılı kararıyla çekişmeli taşınmazların asli müdahillerin miras bırakanı … adına tesciline karar verilmiş ise de, taraf olmadığı için bu kararın davacı Hazineyi bağlamayacağı bu durumda kayıt maliki … kızı Marta’nın kayıp ya da yitik kişilerden olup olmadığının açıklığa kavuşturulmasının zorunlu olduğu, bu nedenle öncelikle kayıt maliki … kızı Marta’ya kayyım tayin edilmesi, davanın kayyım huzurunda görülmesi Hazinenin iddiasının yeterince araştırılıp … kızı Marta’nın kayıp ya da yitik kişilerden olup olmadığının açıklığa kavuşturulması, varılacak sonuç çerçevesinde bir karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde yanılgılı değerlendirme ile karar verilmiş olmasının doğru olmadığına işaret edilerek bozma kararı verilmiştir.
Mahkemece bozmaya uyularak yapılan yargılama sonunda, davanın kabulüne 79 parsel sayılı taşınmazın tapusunun iptaliyle davacı Hazine adına tesciline, asli müdahillerin davasının reddine karar verilmiş, hüküm, süresi içinde asli müdahiller vekili ve davacı Hazine vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Bir davanın görülebilmesi için öncelikle davada taraf teşkilinin sağlanması gereklidir. Yargılamanın sağlıklı bir biçimde sürdürülebilmesi, iddia ve savunma ile ilgili delillerin eksiksiz olarak toplanıp tartışılabilmesi, davanın süratle sonuçlandırılabilmesi, öncelikle tarafların duruşma gününden haberdar edilmesiyle mümkün olur. HUMK’un 73. maddesinde; “Kanunun gösterdiği istisnalar haricinde hakim her iki tarafı istima veyahut iddia ve müdafaalarını beyan etmeleri için kanuni şekillere tevfikan davet etmedikçe hükmünü veremez,” denilmektedir. Madde metninde açıkça görüldüğü üzere taraflar, yöntemine uygun bir biçimde davet edilmedikçe mahkemece karar verilemez. Aynı durum Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 27. maddesinde de; “Davanın tarafları, müdahiller ve yargılamanın diğer ilgilileri, kendi haklarıyla bağlantılı olarak hukuki dinlenilme hakkına sahiptirler” amir hükmüne yer verilmiştir. Söz konusu maddede yer alan “hukuki dinlenilme hakkı” tabiriyle 73. maddesindeki durum ifade edilmiştir. Bu hak, Anayasa’nın 36. maddesi ile Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 6. maddesinde düzenlenen adil yargılanma hakkının en önemli unsurudur. Bu hak iddia ve savunma hakkı olarak bilinse de iddia ve savunma hakkından daha geniş ve daha üst bir kavram olarak nitelendirilmektedir.Davada taraf teşkili sağlanmadan işin esası hakkında hüküm kurulamaz.
Bu açıklamalar ışığında, Mahkemece bozmaya uyularak yargılamaya devam edilmişse de bozmanın gereğinin yerine getirilmediği anlaşılmaktadır. Şöyle ki, bozma sonrası İskenderun 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2016/103 Esas, 2016/324 Karar sayılı ilamıyla 13.05.2016 tarihinde Belen Mal Müdürü Mehmet Uğur Bekar’ın kayyım olarak atandığı fakat duruşma günü kayyıma tebliğ edilmeden savunma hakkı kısıtlanmak suretiyle karar verildiği anlaşılmaktadır. Buna göre, Mahkemece kayyıma duruşma günü usulüne uygun tebliğ edilerek taraf teşkili sağlandıktan sonra yargılamaya devam edilerek davanın esası hakkında hüküm verilmesi gerekirken, yazılı şekilde taraf teşkili sağlanmadan karar verilmesi doğru görülmemiştir.
Ayrıca, 6100 sayılı HMK’nin 297/2. maddesine göre, mahkeme kararında taleplerden her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, sıra numarası altında; açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi, infaza elverişli biçimde hüküm kurulması zorunludur.
Mahkemece, davaya konu 79 parselde kayıtlı taşınmaz hakkında hüküm kurulmasına rağmen davaya konu 601 parselde kayıtlı taşınmaz hakkında hüküm kurulmamıştır. Buna göre, 601 parselde kayıtlı taşınmaz da dava konusu olmasına rağmen bu taşınmaz hakkında olumlu veya olumsuz bir karar verilmeyerek yazılı şekilde HMK’nin 297/2 maddesine aykırı olarak hüküm kurulması doğru görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan sebeplerle davacı Hazine vekilinin ve asli müdahiller vekilinin temyiz itirazları yerinde görüldüğünden kabulü ile hükmün 6100 sayılı HMK’nin Geçici 3.maddesi yollamasıyla 1086 Sayılı HUMK’un 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, bozma nedenine göre asli müdahiller vekilinin diğer temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, taraflarca HUMK’un 440/I maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, peşin harcın istek halinde temyiz eden asli müdahillere iadesine, 15.06.2020 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.