Yargıtay Kararı 10. Ceza Dairesi 2020/908 E. 2020/2707 K. 30.06.2020 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 10. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2020/908
KARAR NO : 2020/2707
KARAR TARİHİ : 30.06.2020

Adalet Bakanlığının, 27/11/2019 tarihli yazısı ile kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan sanık … hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına dair İzmir (kapatılan) 40. Asliye Ceza Mahkemesinin 02/03/2017 tarihli ve 2016/722 esas, 2017/97 sayılı kararı ile; hükmün açıklanmasına yer olmadığına dair İzmir 32. Asliye Ceza Mahkemesinin 21/02/2019 tarihli ve 2018/649 esas, 2019/172 sayılı kararının kanun yararına bozulmasına yönelik talebi üzerine, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca 06/12/2019 tarihli ihbar yazısı ekinde dosyanın Dairemize gönderildiği anlaşıldı.
Dosya incelendi.
GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ:
A) Konuyla İlgili Bilgiler:
1- Sanığın 11/10/2010 tarihinde işlediği iddia edilen “kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma” suçuna ilişkin olarak açılan kamu davasının yapılan yargılaması sonucunda, İzmir 19. Sulh Ceza Mahkemesinin 21/01/2011 tarihli ve 2010/1786 esas, 2011/65 sayılı kararıyla TCK’nın 191/2. maddesi gereğince tedavi ve denetimli serbestlik tedbirine tabi tutulmasına karar verildiği,
2- Ancak, sanığın tedbire uymadığının bildirilmesi üzerine yargılamaya devam edilerek, İzmir 19. Sulh Ceza Mahkemesinin 02/04/2012 tarihli ve 2012/133 esas, 2012/581 sayılı kararıyla TCK’nın 191/1, 62, 50. maddeleri uyarınca 6000 Türk lirası adli para cezasıyla cezalandırılmasına karar verildiği, kararın temyiz edilmesi üzerine Dairemizin 10/10/2016 tarihli ve 2013/1516 esas, 2016/2874 sayılı ilamıyla 28/06/2014 tarihinde yürürlüğe giren 6545 sayılı Kanun kapsamında değerlendirme yapılmak üzere bozma kararı verildiği,
3- Bozma sonrası yapılan yargılama sonucunda İzmir (kapatılan) 40. Asliye Ceza Mahkemesinin 02/03/2017 tarihli ve 2016/722 esas, 2017/97 sayılı kararıyla sanığın TCK’nın 191/1, 62, 50. maddeleri uyarınca 6000 Türk lirası adli para cezasıyla cezalandırılmasına, 6545 sayılı Kanunla değişik 5320 sayılı Kanunun geçici 7/2. maddesi gereğince hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına, 5 yıl denetim süresi belirlenmesine karar verildiği, kararın itiraz edilmeksizin 24/03/2017 tarihinde kesinleştiği,
4- Ancak sanığın denetim süresi içinde 05/04/2018 tarihinde işlediği iddia edilen “hırsızlık” suçundan mahkûmiyet kararının kesinleşmesi üzerine hükmün açıklanması için ihbarda bulunulduğu, bununla birlikte İzmir 32. Asliye Ceza Mahkemesinin 21/02/2019 tarihli ve 2018/649 esas, 2019/172 sayılı kararıyla “sanık hakkında 6545 sayılı Kanunla değişik 5320 sayılı Kanunun geçici 7/2. maddesi gereğince hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmiş olduğundan ancak 191/4. madde uyarınca deneme süresi içinde işlenen suçun uyuşturucu madde kullanma suçu olması halinde hükmün açıklanabileceği” gerekçesiyle hükmün açıklanmasına yer olmadığına karar verildiği,
5- Sanığın bu karara karşı “hükmün ortadan kaldırılması gerektiği” gerekçesiyle itiraz etmesi üzerine; itirazı değerlendiren İzmir 5. Ağır Ceza Mahkemesinin 29/05/2019 tarihli ve 2019/522 değişik iş sayılı kararıyla “sanığın itirazda hukuki yararı bulunmadığı” gerekçesiyle itirazın reddine kesin olarak karar verildiği,
Anlaşılmıştır.

B) Kanun Yararına Bozma Talebi:
Kanun yararına bozma talebi ve ihbar yazısında, “Dosya kapsamına göre;
1- İzmir 40. Asliye Ceza Mahkemesinin 02/03/2017 tarihli ve 2016/722 esas, 2017/97 sayılı kararı yönünden;
Her ne kadar sanık hakkında 6545 sayılı Kanun ile 5320 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun’a eklenen geçici 7. madde 2. fıkrası uyarınca hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına dair karar verilmiş ise de,
6545 sayılı Kanun ile 5320 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun’a eklenen geçici 7. maddede;
“(1) Bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarih itibarıyla Türk Ceza Kanununun 191 inci maddesinde tanımlanan suç nedeniyle yürütülen kovuşturmalarda, hakkında hâlen denetimli serbestlik veya tedavi kararı uygulananlar bakımından Türk Ceza Kanununun 191 inci maddesi hükümleri çerçevesinde bu tedbirlerin uygulanmasına devam olunur.
(2) Bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarih itibarıyla Türk Ceza Kanununun 191 inci maddesinde tanımlanan suç nedeniyle yürütülen kovuşturmalarda, hakkında daha önce denetimli serbestlik veya tedavi tedbiri uygulanmayan kişilerle ilgili olarak 191 inci madde hükümleri çerçevesinde hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verilir.
(3) Bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarih itibarıyla Türk Ceza Kanununun 191 inci maddesinde tanımlanan suç nedeniyle yürütülen kovuşturmalarda, hakkında daha önce denetimli serbestlik veya tedavi kararı verilmiş olup da bu yükümlülükleri ihlal eden kişilerin yargılanmasına devam olunur.” şeklinde düzenlemeler yer aldığı cihetle, somut olayda Gaziantep 3. Sulh Ceza Mahkemesinin 02/06/2014 tarihli ve 2014/151 esas, 2014/541 sayılı kararı ile adı geçen sanığın 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 191/2. maddesi uyarınca tedavi ve denetimli serbestlik tedbirine tâbi tutulmasına karar verildiğinin anlaşılması karşısında, hakkında daha önce denetimli serbestlik ve tedavi tedbiri uygulanan sanık bakımından 6545 sayılı Kanun ile 5320 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun’a eklenen geçici 7/2. maddesi kapsamında hükmün açıklanmasının geri bırakılması koşulları bulunmadığı gözetilmeden yazılı şekilde karar verilmesinde,
2- İzmir 32. Asliye Ceza Mahkemesinin 21/02/2019 tarihli ve 2018/649 esas, 2019/172 sayılı kararı yönünden;
6545 sayılı Kanun’un 65. maddesi ile 5320 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun’a eklenen geçici 7. maddenin 2. fıkrasında yer alan, “Bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarih itibarıyla Türk Ceza Kanununun 191 inci maddesinde tanımlanan suç nedeniyle yürütülen kovuşturmalarda, hakkında daha önce denetimli serbestlik veya tedavi tedbiri uygulanmayan kişilerle ilgili olarak 191 inci madde hükümleri çerçevesinde hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verilir.” şeklindeki düzenleme uyarınca, 5271 sayılı Kanun’un 231. maddesindeki şartlar aranmaksızın hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildiği cihetle, sanık hakkında verilen hükmün açıklanması koşullarının da 5271 sayılı Kanun’un 231. maddesine tâbi olmadığı, 5237 sayılı Kanun’un 191/4. maddesinde yeralan; “a) Kendisine yüklenen yükümlülüklere veya uygulanan tedavinin gereklerine uygun davranmamakta ısrar etmesi, b) Tekrar kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde satın alması, kabul etmesi veya bulundurması, c) Uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanması…” hallerinde hükmün açıklanmasına karar verilecek isede; sanık hakkında hatalı olarak İzmir 40. Asliye Ceza Mahkemesinin 02/03/2017 tarihli kararı ile 6545 sayılı Kanun’un 85. maddesi ile eklenen 5320 sayılı Kanun’un geçici 7 ve 6545 sayılı Kanun ile değişik 5237 sayılı Kanun’un 191/2. maddesi gereğince netice olarak hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildiği dikkate alındığında, sanık tarafından denetim süresi içerisinde 05/04/2018 tarihinde hırsızlık suçu işlediğinden bahisle genel hükümler dahilinde 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 231/11. maddesi gereğince hükmün açıklanmasına karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde karar verilmesinde, isabet görülmemiştir.” denilerek, İzmir (kapatılan) 40. Asliye Ceza Mahkemesinin 02/03/2017 tarihli ve 2016/722 esas,
2017/97 sayılı kararının ve İzmir 32. Asliye Ceza Mahkemesinin 21/02/2019 tarihli ve 2018/649 esas, 2019/172 sayılı kararının bozulması istenmiştir.
C) Konunun Değerlendirilmesi:
1- Hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına dair İzmir 40. Asliye Ceza Mahkemesinin 02/03/2017 tarihli ve 2016/722 esas, 2017/97 sayılı kararının incelenmesinde:
Sanık hakkında ilk olarak İzmir 19. Sulh Ceza Mahkemesinin 21/01/2011 tarihli kararıyla TCK’nın 191/2. maddesi gereğince tedavi ve denetimli serbestlik tedbirine karar verildiği, ancak tedbiri ihlal ettiği yönünde bildirimde bulunulması üzerine Mahkemece yargılamaya devam edildiği, bu durumda artık sanık hakkında uygulanması gereken kanun maddesinin, 6545 sayılı Kanunla 5320 sayılı Kanuna eklenen geçici 7. maddenin 3. fıkrasında yer alan “Bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarih itibarıyla Türk Ceza Kanununun 191 inci maddesinde tanımlanan suç nedeniyle yürütülen kovuşturmalarda, hakkında daha önce denetimli serbestlik veya tedavi kararı verilmiş olup da bu yükümlülükleri ihlal eden kişilerin yargılanmasına devam olunur.” şeklindeki düzenleme olduğu, esasen bu durumun Dairemizin 10/10/2016 tarihli bozma ilamında da belirtildiği, bu nedenle sanık hakkında aynı maddenin 2. fıkrasında yer alan “Bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarih itibarıyla Türk Ceza Kanununun 191 inci maddesinde tanımlanan suç nedeniyle yürütülen kovuşturmalarda, hakkında daha önce denetimli serbestlik veya tedavi tedbiri uygulanmayan kişilerle ilgili olarak 191 inci madde hükümleri çerçevesinde hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verilir.” şeklindeki düzenleme uygulanmak suretiyle hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmesine yasal imkan bulunmadığı, bununla birlikte şartları bulunması halinde mahkemece CMK’nın 231. maddesindeki genel hükümlere göre takdiren hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilebileceğinin anlaşılması karşısında, sanık hakkında 6545 sayılı Kanunla 5320 sayılı Kanuna eklenen geçici 7. maddenin 2. fıkrası uyarınca TCK’nın 191. maddesi kapsamında hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmesi yasaya aykırı olup kanun yararına bozma talebi yerinde görülmüştür.
2- Hükmün açıklanmasına yer olmadığına dair İzmir 32. Asliye Ceza Mahkemesinin 21/02/2019 tarihli ve 2018/649 esas, 2019/172 sayılı kararına yönelik talebin incelenmesinde:
Yukarıda (1) numaralı bölümde açıklandığı üzere sanık hakkındaki hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının yasaya aykırı olması nedeniyle bozulmasına karar verildiğinden bu aşamada “hükmün açıklanmasına yer olmadığına” dair verilmiş olan karar konusuz kalmış olup bu karara yönelik talebin incelenmesinde hukukî yarar görülmemiştir.
D) Karar :
Açıklanan nedenlere göre;
1- Sanık hakkındaki “hükmün açıklanmasına yer olmadığına” dair İzmir 32. Asliye Ceza Mahkemesinin 21/02/2019 tarihli ve 2018/649 esas, 2019/172 sayılı kararının incelenmesine yer olmadığına,
2- Sanık hakkında 6545 sayılı Kanun kapsamında hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına dair İzmir (kapatılan) 40. Asliye Ceza Mahkemesinin 02/03/2017 tarihli ve 2016/722 esas, 2017/97 sayılı kararının 5271 sayılı CMK’nın 309. maddesinin 3. fıkrası gereğince kanun yararına BOZULMASINA, aynı Kanunun 309. maddesinin 4. fıkrasının (a) bendi uyarınca gerekli işlemin yapılması için, dosyanın Adalet Bakanlığına iletilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına gönderilmesine, 30.06.2020 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.