Yargıtay Kararı 10. Ceza Dairesi 2020/535 E. 2020/2694 K. 30.06.2020 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 10. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2020/535
KARAR NO : 2020/2694
KARAR TARİHİ : 30.06.2020

T.C.
YARGITAY
10. Ceza Dairesi

Adalet Bakanlığının, 05/02/2020 tarihli yazısı ile kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan sanık …’in mahkûmiyetine dair Erdek Asliye Ceza Mahkemesinin 19/12/2014 tarihli ve 2014/544 esas, 2014/713 sayılı kararının kanun yararına bozulmasının istenmesi üzerine, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca 17/02/2020 tarihli yazı ekinde dosyanın Dairemize gönderildiği anlaşıldı.
Dosya incelendi.
GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ:
A) Konuyla İlgili Bilgiler:
1- Sanık hakkında, 28/10/2011 tarihinde işlediği iddia olunan kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan dolayı yapılan yargılama sonucunda, Erdek Sulh Ceza Mahkemesinin 12/06/2013 tarihli ve 2012/110 esas, 2013/366 sayılı kararıyla TCK’nın 191/2. maddesi gereğince tedavi ve denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına karar verildiği,
2- Ancak sanığın uyarılı ilk başvuru davetiyesi tebliğine rağmen Denetimli Serbestlik Müdürlüğüne müracaat etmediği gerekçesiyle yargılamaya devam edilmesi sonucunda Erdek Asliye Ceza Mahkemesinin 19/12/2014 tarihli ve 2014/544 esas, 2014/713 sayılı kararıyla TCK’nın 191/1, 31/3 ve 62. maddeleri uyarınca 6 ay 20 gün hapis cezasıyla cezalandırılmasına karar verildiği, hükmün yasa yolu incelemesinden geçmeksizin kesinleştiği,
Anlaşılmıştır.
B) Kanun Yararına Bozma Talebi:
Kanun yararına bozma talebi ve ihbar yazısında, “1-Dosya kapsamına göre, suça sürüklenen çocuğun Erdek ilçesinde birçok hırsızlık olayının şüphelilerinden biri olarak yakalandığı, birlikte hırsızlık yaptığı suç ortağı ile hırsızlığa konu malları satmak suretiyle elde ettikleri parayla aldıkları extacy isimli hapı kullandıklarını suç ortağıyla beraber beyan ettikleri, tüm aşamalarda sadece bu beyanlarla yetinildiği, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 75. maddesindeki usule uygun şekilde suça sürüklenen çocuktan alınmış kan ve idrar numunesi olmadığı, suça sürüklenen çocuğa ait suç tarihinde uyuşturucu kullandığına dair herhangi bir adli raporun bulunmadığı gibi, olay ya da yakalama tutanaklarının da mevcut dosya içeriğinde yer almadığı gözetilmeden suça sürüklenen çocuğun savunmasıyla yetinilerek eksik soruşturmaya ve değerlendirmeye dayalı olarak yazılı şekilde mahkumiyet kararı verilmesinde,
2-Benzer bir olay sebebiyle Yargıtay 10. Ceza Dairesinin 22/12/2015 tarihli ve 2015/1717 esas, 2015/33429 karar sayılı ilâmında da belirtildiği üzere, sanığa 10 gün içinde denetimli serbestlik müdürlüğüne başvurması gerektiği uyarısını içeren tebligatın yapılması ve sanığın başvuruda bulunmaması üzerine, yüklenen yükümlülüklere veya tedavinin gereklerine uygun davranmamakta “ısrar” ettiğinin kabul edilebilmesi için sanığa “önceki tebligat gereğince başvuruda bulunmadığı, bu tebligat üzerine öngörülen süre içinde de başvurmaması halinde yükümlülüklere ve tedavinin gereklerine uymamakta ısrar etmiş sayılacağı” uyarısı ile yeniden tebligat yapılması, bu tebligata rağmen de başvuruda bulunmadığı takdirde sanığın tedavi ve denetimli serbestlik tedbirlerine uymamakta ısrar edeceği,
Somut olayda, suça sürüklenen çocuk hakkında Erdek (Kapatılan) Sulh Ceza Mahkemesince verilen 12/06/2013 tarihli kararın kesinleşmesini müteakip, denetimli serbestlik çağrı yazısının 18/09/2013 tarihinde suça sürüklenen çocuğun, doğrudan mernis adresine 7201 sayılı Kanun’un 21/2. maddesi gereğince tebliğ yapılmasını takiben yükümlülüklerine uymadığı gerekçesiyle denetim dosyasının kapatılarak bildirimde bulunulması üzerine, mahkemesince yazılı şekilde karar verilmiş ise de;
7201 sayılı Tebligat Kanunu’nun 10/2. maddesindeki, “Bilinen en son adresin tebligata elverişli olmadığının anlaşılması veya tebligat yapılamaması hâlinde, muhatabın adres kayıt sisteminde bulunan yerleşim yeri adresi, bilinen en son adresi olarak kabul edilir ve tebligat buraya yapılır.” hükmü ile gerçek kişilere yapılacak tebligat ile ilgili olarak iki aşamalı bir yöntem benimsenmiş olması karşısında, öncelikle bilinen en son adres (bilinen bir adres yoksa ya da bilinen en son adres ile adres kayıt sistemindeki adres aynı ise mernis adresi olduğu belirtilmeksizin adres kayıt sistemindeki adres) esas alınarak, 7201 sayılı Kanun’un 21/1. maddesine göre normal tebligat çıkarılıp, çıkarılan tebligatın bila tebliğ iade edilmesi hâlinde, aynı Kanun’un 21/2. maddesi uyarınca adres kayıt sistemindeki adres bilinen en son adres olarak kabul edilerek, merci tarafından tebligata 7201 sayılı Kanun’un 23/1-8. ve Tebligat Kanununun Uygulanmasına Dair Yönetmeliğin 16/2. maddesi hükümlerine göre, “Tebligat çıkarılan adres muhatabın adres kayıt sistemindeki adresi olduğundan, tebliğ imkansızlığı durumunda, tebligatın, Tebligat Kanunu’nun 21/2. maddesine göre bu adrese yapılması” gerektiğine dair şerh düşülerek tebliğ işlemlerinin tamamlanması gerektiği, söz konusu çağrı yazısının belirtilen usullere aykırı olarak, suça sürüklenen çocuğun savcılık ifadesi sırasında bildirdiği ve aynı zamanda mernis adresi olan “No:125 Yeniköy Manyas Balıkesir” adresine, öncelikle 7201 sayılı Kanun’un 21/1. maddesine uyarınca tebligat yapılarak, yapılan tebligatın iade edilmesi halinde, bu sefer anılan Kanun’un 21/2. maddesine gereğince tebliğ edilmesi yerine, 18/09/2013 tarihinde doğrudan 7201 sayılı Kanun’un 21/2. maddesi gereğince yapılan tebliğ işleminin geçerli sayılamayacağı, bu hâlde suça sürüklenen çocuğun çağrılmasından bahsedilemeyeceği gibi, yükümlülüklerine uymamakta da ısrar etmiş sayılamayacağının kabulünün gerektiği cihetle, kamu davası hakkında durma kararı verilerek, hükmolunan denetimli serbestlik kararının infazının sonucunun beklenilmesi, denetimli serbestlik tedbirine uygun davranılmaması hâlinde yargılamaya devamla işin esasına girilerek hüküm kurulması gerekirken, yazılı şekilde karar verilmesinde, isabet görülmemiştir.” denilerek, Erdek Asliye Ceza Mahkemesinin 19/12/2014 tarihli ve 2014/544 esas, 2014/713 sayılı kararının bozulması istenmiştir.
C) Konunun Değerlendirilmesi:
Dosya kapsamına göre üzerinde herhangi bir uyuşturucu ya da uyarıcı madde ele geçirilemeyen, suç tarihi ve öncesinde uyuşturucu madde kullandığı teknik yöntemlerle saptanmayan sanığın kendi ikrarıyla kullandığını beyan ettiği maddelerin ele geçmemesi nedeniyle, niteliklerinin belirlenmesi mümkün olmadığından; atılı suçu işlediğine ilişkin her türlü şüpheden uzak, yeterli ve kesin delil bulunmayan sanığın beraati yerine mahkûmiyetine karar verilmesi yasaya aykırı olup, bu husus Mahkemenin takdiri ve delillerin değerlendirilmesinde hataya düşülmesi durumunu aşan mutlak hukuka aykırılık niteliğinde olduğundan, (1) numaralı kanun yararına bozma talebi yerinde görülmüş, bozma nedenine göre sanığın beraatine karar verilmesi gerektiğinden, kabule göre ileri sürülen (2) numaralı talebin incelenmesinde hukukî yarar görülmemiştir.
D) Karar:
Açıklanan nedenlerle;
1- Sanığın mahkûmiyetine ilişkin Erdek Asliye Ceza Mahkemesinin 19/12/2014 tarihli ve 2014/544 esas, 2014/713 sayılı kararının 5271 sayılı CMK’nın 309. maddesinin 3. fıkrası gereğince kanun yararına BOZULMASINA, aynı Kanunun 309. maddesinin 4. fıkrasının (d) bendinin verdiği yetkiye dayanılarak; sanığın BERAATİNE, hükmolunan cezanın bütün sonuçlarıyla ortadan kaldırılmasına, dosyanın Adalet Bakanlığına iletilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına gönderilmesine,
2- Bozma nedenine göre hükümlü hakkındaki ilamın infazının DURDURULMASINA, başka suçtan hükümlü veya tutuklu olmadığı takdirde infazının durdurulması hususunda ilgili Cumhuriyet Başsavcılığına yazı yazılmasına,
30.06.2020 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.