YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2017/240
KARAR NO : 2020/2815
KARAR TARİHİ : 08.06.2020
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Defter ve Belge Gizleme, Sahte Fatura Düzenleme
HÜKÜM : Mahkumiyet
1-Sanık hakkında “Defter ve Belge Gizleme“ suçundan kurulan mahkûmiyet hükmüne yönelik temyiz taleplerinin incelenmesinde:
5237 sayılı TCK’nin 53. maddesine ilişkin uygulamanın Anayasa Mahkemesinin 08.10.2015 tarihli 2014/140 Esas ve 2015/85 Karar sayılı iptal kararının infaz aşamasında gözetilmesi mümkün görülmüştür.
Toplanan deliller karar yerinde incelenip sanığa yüklenen suçun sübutu kabul, soruşturma ve kovuşturma sonuçlarına uygun şekilde vasfı tayin edilmiş, cezayı azaltan nedenin nitelik ile derecesi takdir kılınmış, incelenen dosyaya göre verilen hükümde bir isabetsizlik görülmemiş olduğundan, sanığın yerinde görülmeyen temyiz nedenlerinin reddiyle hükmün ONANMASINA,
2-Sanık hakkında “2008 ve 2009 Takvim Yıllarında Sahte Fatura Düzenleme“ suçlarından kurulan mahkûmiyet hükümlerine yönelik temyiz taleplerinin incelenmesinde:
Dairemizce de benimsenen Yargıtay Ceza Genel Kurulu‘nun 08.11.2018 tarihli 2018/427 Esas ve 2018/517 Karar sayılı ilamı ile sahte fatura düzenleme ve kullanma suçlarında suça konu faturaların, 213 sayılı VUK‘nin 230. maddesine göre yalnızca unsurlarının tespiti amacıyla incelenmesinde zorunluluk bulunmadığının anlaşılması karşısında, tebliğnamedeki bu hususa ilişen bozma düşüncesine iştirak edilmemiştir.
… Yapı İnş. ve PVC Doğ. San. Tic. Ltd. Şti.‘nin yetkilisi olan sanığın, gerçek bir ticari faaliyeti bulunmadığı halde, 2008 ve 2009 takvim yıllarında sahte fatura düzenleme suçunu işlediğinin iddia ve kabul olunduğu olayda; sanığın aşamalarda alınan savunmalarında, işyerinin kuruluşundan itibaren herhangi bir faaliyetinin bulunmadığını, bilgi ve rızası dışında şirketi adına fatura bastırıldığını, düzenlenen faturalar ile bir ilgisinin bulunmadığını, bu hususta 2010 yılında Vergi Dairesi Başkanlığı‘na dilekçe yazdığını beyan ederek suçlamaları kabul etmemesi karşısında, maddi gerçeğin kuşkuya yer bırakmayacak şekilde tespiti bakımından;
a)Sanığın savunmasında belirtildiği üzere, 2010 yılında şirketi adına sahte fatura düzenlediğine yönelik olarak herhangi bir dilekçe verip vermediğinin katılan kurumdan sorulması,
b)2008 ve 2009 takvim yılında düzenlenen faturalar ile 2008 takvim yılında bastırılan faturalara ilişkin teslim alma belgelerinin asıllarının dosyaya getirtilmesi, bu belgeler üzerindeki imza ve yazıların sanığın eli ürünü olup olmadığı yönünden bilirkişi incelemesi yaptırılması,
c)Belirtilen fatura ve belgelerin temin edilememesi veya yazı ve imzaların sanığa ait olmadığının belirlenmesi halinde; faturaları kullanan şirket yetkililerinin açık kimlik ve adres bilgilerinin tespitiyle duruşmaya celp edilmeleri, CMK‘nin 48. maddesi uyarınca çekinme hakları hatırlatılarak sanığın savunması doğrultusunda tanık sıfatıyla beyanlarına başvurulması, faturaları kullanan tanıklardan faturaları kimden aldıkları, sanığı tanıyıp tanımadıkları hususlarının ayrıntılı olarak sorulmasından sonra, sanığın hukuki durumunun takdir ve tayini gerekirken eksik inceleme ve araştırma ile yazılı şekilde mahkûmiyet hükümleri kurulması,
d)Kabule göre de; 5237 sayılı TCK’nin 53. maddesine ilişkin uygulamaların, Anayasa Mahkemesinin 08.10.2015 tarihli 2014/140 Esas ve 2015/85 Karar sayılı iptal kararı ile birlikte yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,
Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz nedenleri bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün bu sebeplerden dolayı 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nin 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 08.06.2020 tarihinde oy birliği ile karar verildi.