Yargıtay Kararı 8. Hukuk Dairesi 2019/4862 E. 2020/4204 K. 30.06.2020 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2019/4862
KARAR NO : 2020/4204
KARAR TARİHİ : 30.06.2020

MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Tapu İptali ve Terkin

Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın kabulüne dair kesinleşen karar hakkında davacı vekilince tavzih isteminde bulunulması üzerine 11.11.2017 tarihli ek kararla tavzih talebinin reddine karar verilmiş olup hükmün 11.11.2017 tarihli ek kararın davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.

KARAR

Davacı Hazine vekili, mülkiyeti davalılara ait olan 1469 parsel sayılı taşınmazın bir bölümünün 3621 sayılı Kıyı Kanunu’na göre, kıyı kenar çizgisi kapsamında kalan yerlerden olduğunu ileri sürerek kıyı kenar çizgisi kapsamında kalan kısmın tapu kaydının iptalini ve tescil dışı bırakılmasına karar verilmesini istemiştir.
Davalılar, usulüne uygun tebliğe rağmen cevap dilekçesi sunmamış, yargılama oturumlarına katılmamışlardır.
Mahkemece, davanın hak düşürücü süre nedeniyle reddine dair verilen ilk karar, Dairece, işin esasının incelenmesi gerektiği yönünde bozulmuş, bozmaya uyularak yapılan yargılama sonucunda davanın kabulü ile 14.01.2016 havale tarihli fen bilirkişilerinin ortak raporunda çizgilerle taranan ve (A) harfi ile işaretlenen 12.10 m2’lik alanın dava konusu 290 ada 2 parsel sayılı taşınmazdan ifrazı ile kıyı kenar çizgisi olarak terkinine karar verilmiş, karar temyiz edilmeksizin kesinleşmiştir.
Davacı Hazine vekili, 17.10.2017 tarihli tavzih dilekçesinde, hükümde belirtilen 14.01.2016 tarihli raporun fen bilirkişilerin raporu değil inşaat ve jeolog bilirkişilerin raporu olduğunu, ilamın icrasında tereddüt oluştuğunu ileri sürerek hükmün tavzihine karar verilmesini istemiş; Mahkemece, bilirkişi raporlarının havale tarihleri ve bilirkişi isimlerinde yanlışlık olduğuna ilişkin herhangi bir hataya rastlanmadığı gerekçesiyle tavzih talebinin reddine karar verilmesi üzerine; verilen karar, davacı Hazine vekili tarafından temyiz edilmiştir.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (HMK’nin) 297. maddesine göre; “Hükmün sonuç kısmında, gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, taleplerden her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, sıra numarası altında; açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gereklidir.”, 305. maddesine göre de; “Hüküm yeterince açık değilse veya icrasında tereddüt uyandırıyor yahut birbirine aykırı fıkralar içeriyorsa, icrası tamamlanıncaya kadar taraflardan her biri hükmün açıklanmasını veya tereddüt ya da aykırılığın giderilmesini isteyebilir.”.
Somut olayda; dava konusu 290 ada 2 parsel sayılı taşınmazın tapu kaydının iptali ile sicilden terkinine karar verilen kısmın, hükümde, “…14.01.2016 havale tarihli fen bilirkişilerinin ortak raporunda çizgilerle taranan ve (A) harfi ile işaretlenen 12,10 m2 alan…” şeklinde gösterildiği, ancak dosya kapsamı incelendiğinde dosya içerisinde 14.01.2016 havale tarihli inşaat ve jeolog bilirkişilerce imzalı ek rapor ile fen bilirkişilerce imzalı 09.12.2015 havale tarihli rapor bulunduğu, her iki raporda da (A) harfli kısmın kroki üzerinde gösterildiği, dosyada 14.01.2016 tarihli bir fen bilirkişi raporu mevcut olmadığı hususları bir arada değerlendirildiğinde, hükmün infazda tereddüt oluşacak şekilde verildiğinin kabulü gerekir. Buna göre; Mahkemece, davacı Hazine vekilinin hüküm fıkrasının tavzih edilmesi talebinin kabulüne karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde talebin reddine dair hüküm kurulması doğru olmamıştır.
SONUÇ: Davacı Hazine vekilinin temyiz itirazları açıklanan nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile tavzih talebinin reddine dair 11.11.2017 tarihli ek kararın HUMK’un 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, HUMK’un 440/III-1, 2, 3 ve 4. bentleri gereğince ilama karşı karar düzeltme yolu kapalı bulunduğuna, 30.06.2020 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.