YARGITAY KARARI
DAİRE : 10. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2020/532
KARAR NO : 2020/2701
KARAR TARİHİ : 30.06.2020
Adalet Bakanlığının, 05/02/2020 tarihli yazısı ile kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan sanık …’nin mahkûmiyetine dair İstanbul 71. Asliye Ceza Mahkemesinin 30/06/2015 tarihli ve 2015/315 esas, 2015/560 sayılı kararının kanun yararına bozulmasına yönelik talebi üzerine, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca 17/02/2020 tarihli yazı ekinde dosyanın Dairemize gönderildiği anlaşıldı.
Dosya incelendi.
GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ:
A) Konuyla İlgili Bilgiler:
1- Sanık hakkında, 07/12/2009 tarihinde işlediği iddia olunan kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan dolayı yapılan yargılama sonucunda, İstanbul 21. Sulh Ceza Mahkemesinin 09/02/2012 tarihli ve 2010/790 esas, 2012/202 sayılı kararıyla TCK’nın 191/1, 62/1 ve 50. maddeleri uyarınca 6.000 Türk lirası adli para cezasıyla cezalandırılmasına, aynı Kanun’un 191/6. maddesi gereğince tedavi ve denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına karar verildiği, hükmün yasa yolu incelemesinden geçmeksizin 13/03/2012 tarihinde kesinleştiği,
Ancak sanığın uyarılı ilk başvuru davetiyesi tebliğine rağmen Denetimli Serbestlik Müdürlüğüne müracaat etmediği gerekçesiyle 14/05/2013 tarihinde tedbir dosyasının kaydı kapatılarak Mahkemesine gönderildiği ve yargılamaya devam edilmesi sonucunda İstanbul 21. Sulh Ceza Mahkemesinin 10/07/2013 tarihli ve 2010/790 esas, 2012/202 sayılı ek kararıyla 6.000 Türk lirası adli para cezasının aynen infazına karar verildiği,
Daha sonra 28/06/2014 tarihinde yürürlüğe giren 6545 sayılı Kanun kapsamında sanığın hukukî durumu yeniden değerlendirilerek İstanbul 24. Asliye Ceza Mahkemesinin 26/03/2019 tarihli ve 2019/110 esas, 2019/259 sayılı kararıyla sanığın TCK’nın 191/1 ve 62. maddeleri uyarınca 10 ay hapis cezasıyla cezalandırılmasına ve hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildiği, kararın yasa yolu incelemesinden geçmeksizin kesinleştiği,
2- Kanun yararına bozma talebine konu olan dosyada ise, sanık hakkında, 03/11/2012 tarihinde işlediği iddia olunan kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan dolayı yapılan yargılama sonucunda, İstanbul 15. Sulh Ceza Mahkemesinin 01/10/2013 tarihli ve 2013/140 esas, 2013/1119 sayılı kararıyla TCK’nın 191/2. maddesi gereğince tedavi ve denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına karar verildiği, kararın yasa yolu incelemesinden geçmeksizin kesinleştiği,
Ancak sanığın uyarılı ilk başvuru davetiyesi tebliğine rağmen Denetimli Serbestlik Müdürlüğüne müracaat etmediği gerekçesiyle tedbir dosyasının kaydı kapatılarak Mahkemesine gönderildiği ve yargılamaya devam edilmesi sonucunda İstanbul 71. Asliye Ceza Mahkemesinin 30/06/2015 tarihli ve 2015/315 esas, 2015/560 sayılı kararıyla TCK’nın 191/1, 62/1 ve 50. maddeleri uyarınca 6.000 Türk lirası adli para cezasıyla cezalandırılmasına karar verildiği, hükmün yasa yolu incelemesinden geçmeksizin kesinleştiği,
Anlaşılmıştır.
B) Kanun Yararına Bozma Talebi:
Kanun yararına bozma talebi ve ihbar yazısında, “Dosya kapsamına göre, sanık hakkında 07/12/2009 tarihinde işlediği kullanmak için uyuşturucu ve uyarıcı madde bulundurmak suçundan yapılan yargılama sonucunda İstanbul 21. Sulh Ceza Mahkemesinin
09/02/2012 tarihli ve 2010/790 esas, 2012/202 sayılı kararı ile hükmolunan tedavi ve denetimli serbestlik tedbirinin infazı sırasında, sanığın 03/11/2012 tarihinde yeniden aynı suçu işlemesi nedeniyle açılan kamu davası sonucunda İstanbul 71. Asliye Ceza Mahkemesinin 30/06/2015 tarihli ve 2015/315 esas, 2015/560 sayılı kararı ile sanığın mahkûmiyetine karar verilmiş ise de; karar tarihinden önce 28/06/2014 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 6545 sayılı Kanun’un 68. maddesi ile değiştirilen 5237 sayılı Kanun’un 191. maddesinin 5. fıkrasında öngörülen, “Erteleme süresi zarfında kişinin kullanmak için tekrar uyuşturucu veya uyarıcı madde satın alması, kabul etmesi veya bulundurması ya da uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanması, dördüncü fıkra uyarınca ihlâl nedeni sayılır ve ayrı bir soruşturma ve kovuşturma konusu yapılmaz” hükmü uyarınca, ikinci suçtan açılan davanın, esasında İstanbul 21. Sulh Ceza Mahkemesinin 2010/790 esas sayılı dosyasının ihlâli olduğu, bu nedenle ayrıca kovuşturma konusu yapılamayacağı gözetilmeden, yazılı şekilde karar verilmesinde isabet görülmemiştir.” denilerek, İstanbul 71. Asliye Ceza Mahkemesinin 30/06/2015 tarihli ve 2015/315 esas, 2015/560 sayılı kararının bozulması istenmiştir.
C) Konunun Değerlendirilmesi:
Sanığın kanun yararına bozma talebine konu olan 03/11/2012 tarihli suçu, 07/12/2009 tarihli önceki suça ilişkin 09/02/2012 tarihli tedbir kararının infazı sırasında işleyip işlemediğinin araştırılarak, bu suçu önceki tedbirin infazı sırasında işlediğinin tespit edilmesi halinde, 6545 sayılı Kanunun 68. maddesiyle değiştirilen TCK’nın 191. maddesinin 5. fıkrasında öngörülen “Erteleme süresi zarfında kişinin kullanmak için tekrar uyuşturucu veya uyarıcı madde satın alması, kabul etmesi veya bulundurması ya da uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanması, dördüncü fıkra uyarınca ihlâl nedeni sayılır ve ayrı bir soruşturma ve kovuşturma konusu yapılmaz.” hükmü uyarınca, ikinci suçtan açılan bu davanın kovuşturma şartının ortadan kalkması nedeniyle, CMK’nın 223. maddesinin 8. fıkrası uyarınca “davanın düşmesine” karar verilmesi gerektiğinden, kanun yararına bozma talebi yerindedir.
D) Karar : Açıklanan nedenlere göre; İstanbul 71. Asliye Ceza Mahkemesinin 30/06/2015 tarihli ve 2015/315 esas, 2015/560 sayılı kararının 5271 sayılı CMK’nın 309. maddesinin 3. fıkrası gereğince kanun yararına BOZULMASINA, aynı Kanunun 309. maddesinin 4. fıkrasının (a) bendi uyarınca gerekli işlemin yapılması için, dosyanın Adalet Bakanlığına iletilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına gönderilmesine, 30.06.2020 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.