Yargıtay Kararı 8. Hukuk Dairesi 2019/1436 E. 2020/2801 K. 02.06.2020 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2019/1436
KARAR NO : 2020/2801
KARAR TARİHİ : 02.06.2020

MAHKEMESİ : Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 2. Hukuk Dairesi
DAVA TÜRÜ : Katılma Alacağı Ve Katkı Payı
İLK DERECE
MAHKEMESİ : Bursa 3. Aile Mahkemesi

Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Bursa 3. Aile Mahkemesi hükmüne karşı, davalı-davacı … vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması sonunda Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 2. Hukuk Dairesince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş, bu kez hükmün duruşmalı yapılması suretiyle Yargıtayca incelenmesi davalı-davacı … vekili tarafından istenilmiştir. Dosya incelenerek işin duruşmaya tabi olduğu anlaşılmış ve duruşma için 04.02.2020 Salı günü tayin edilerek taraflara çağrı kağıdı gönderilmişti. Duruşma günü temyiz eden … bizzat ve vekili Avukat … ve karşı taraftan davacı-birleşen dosyada davalı vekili Avukat … geldiler. Duruşmaya başlanarak temyiz isteğinin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan ve hazır bulunanların sözlü açıklamaları dinlendikten sonra duruşmaya son verilerek, dosyanın incelenmesi sonucu görülen eksikliklerin ikmali için dosyanın mahal mahkemesine iadesine karar verilmesini takiben eksiklik tamamlanmış olmakla dosya yeniden incelendi, gereği düşünüldü.

K A R A R

Davacı-birleşen dosyada davalı … vekili, evlilik birliği içinde davalı erkek adına edinilen malvarlıkları yönünden mal rejiminin tasfiyesini, fazlaya dair hakları saklı kalmak kaydıyla 20.000,00 TL alacağın faiziyle tahsilini talep etmiş, harcını yatırmak suretiyle sundukları 27.11.2017 tarihli dilekçeyle taleplerini 16.250,00 TL katkı payı alacağı ve 355.961,00 TL katılma alacağı olarak açıklamış, birleşen davanın reddini savunmuştur.
Davalı-birleşen dosyada davacı … vekili, birleşen dava dosyasında taraflar adına müşterek tapuya kaydedilen bir adet taşınmaz ile birleşen dosya davalısı kadının banka hesaplarından çektiği para yönünden fazlaya dair hakları saklı kalmak suretiyle 35.000,00 TL alacağın faiziyle tahsilini talep etmiş, asıl davaya konu malvarlığının bir kısmının mirasen kalan kişisel mal olduklarını, diğer malların ise edinilmesinde kadının katkısının bulunmadığını ileri sürerek davanın reddini savunmuştur.
İlk Derece Mahkemesince, asıl davanın kabulüne, 16.250,00 TL katkı payı alacağından 10.000,00 TL asıl talebin dava tarihi, kalan miktarınn ıslah tarihinden itibaren yasal faizi ile davalı …’den alınarak davacı …’a verilmesine, 355.961,00 TL katılma alacağının (10.000,00 TL asıl talep + 345.961,00 TL ıslah edilen talep) karar tarihinden itibaren yasal faizi ile davalı …’den alınarak davacı …’a verilmesine, birleşen Bursa 6. Aile Mahkemesinin 2015/974 Esas sayılı davanın kısmen kabulüne kısmen reddine, 32.830,00 TL katılma alacağının karar tarihinden itibaren yasal faizi ile davalı …’dan alınarak davacı …’e verilmesine, 23 parselde davalı …’ın 1/2 hissesine ilişkin talebin reddine karar verilmiştir. Davalı-birleşen dosyada davacı vekili tarafından asıl ve birleşen dava yönünden karar istinaf edilmiştir.
Bölge adliye mahkemesi; bilirkişi raporlarının detaylı, gerekçeli dosya içeriğine uygun ve denetime açık olduğu, usul ve yasaya uygun olarak düzenlendiği, davaya konu 451 parsel nolu taşınmazın 16.03.2007 tarihinde yapılan satış işlemi sonucu davalıya geçtiği, bilirkişi raporundaki ve gerekçeli karardaki tespitlerin doğru olduğu, bu yerin 2002 yılı öncesinde muvazaalı olarak kredi kullanabilmesi için Mehmet Karatay’a satıldığı, daha sonra da …’e geçtiği ve davalının bu kişiden söz konusu yeri 2007 tarihinde bedelsiz olarak aldığı, bu nedenle söz konusu taşınmazın katılma alacağına konu olamayacağı ileri sürülmüş ise de; davalının kendi muvazaalı eylemlerine dayanması ve buradan kendisine bir hak elde etmesinin mümkün olmadığı, bu yerin 2007 tarihinde davalı tarafından alınmış olması sonucunda karara en yakın tarihte ve keşifte belirlenen bedelin 1/2’sinin hesaplanarak katılma alacağı olarak davacıya verilmesi gerektiği, davaya konu 2 nolu parselin (1786 parsel) 1987 yılında davalı tarafından alınmış olduğu, davacı kadının taşınmazın alımına doğrudan katkı yaptığını ispatlayamadığı, ancak kadının Tekel’de çalıştığı, evde terzilik yaptığı, toplantılarda dini kitap ve çelik tencere sattığı, Yargıtay içtihatları doğrultusunda hakkaniyet ilkesi gereği davacı kadının %25 oranında katkısı olduğunun kabulünün ve belirlenen değeri (65.000,00 TL) üzerinden %25 oranında hesaplanan 16.250,00 TL katkı payı alacağına hükmedilmesinin doğru olduğu, 2B uygulaması ile Maliye Hazinesi adına kayıtlı olan davaya konu 804 ve 830 parsel nolu taşınmazların Maliye Hazine’sinden 2013 yılında davalı tarafından alındığı, iki yerin toplam 10.278,00 TL ödenmemiş borcunun bulunduğu, bilirkişi tarafından yapılan hesaplamada ve mahkeme kararında bu borçların da dikkate alındığı, aktiften düşüldüğü, bu nedenle mahkeme kararının yerinde olduğu, birleşen dosyada davaya konu olan 23 parselin 1/2 hisse ile taraflar adına kayıtlı olduğu, bu nedenle ayrıca katkı payı talep edilmesinin mümkün olmadığı, bankada bulunan paranın 1/2’si olan 32.830,00 TL’nin talep edildiği, mahkemece de talebe bağlı kalınarak bu miktar katılma alacağına hükmedildiği, birleşen dosya açısından verilen kararda da bir eksiklik bulunmadığı gerekçeleriyle davalı vekilince yapılan istinaf başvurunun esastan reddine karar verilmiştir. Hüküm, süresi içerisinde asıl dava yönünden davalı-birleşen dosyada davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1.Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, yapılan yargılama ve uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları ile temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararında yazılı gerekçelere, hukuki ilişkinin nitelendirmesine göre davalı-birleşen dosyada davacı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2.Davalı-birleşen dosyada davacı vekilinin 804 ve 830 parsellere yönelik temyiz itirazlarına gelince
Asıl davada tasfiyeye konu edilen mallardan 804 ve 830 parsel sayılı taşınmazların 2B uygulaması ile Maliye Hazine’sinden satış yoluyla davalı erkek adına evlilik birliği içerisinde 2013 yılında tescil edildiği, satım bedelinin bir kısmının evlilik içinde ödendiği, kalan bakiye kısmın ise mal rejiminin sona erdiği boşanma dava tarihinden sonraya sarktığı sabittir. Mahkemece, bu iki taşınmazın davalı erkeğin edinilmiş malı olarak kabulüyle davacı kadın lehine katılma alacağı hesap edilmesi, hesaplama yapılırken taşınmazların borçlarının dikkate alınması yerinde olmuştur. Ne var ki hesaplama yöntemi incelendiğinde oranlama için esas alınan değerler yönünden hata yapıldığı anlaşılmaktadır.
Dosya içinde yer alan belgelerden anlaşıldığı üzere, alım bedelleri 830 parsel için 1.660,00 TL, 804 parsel için 4.050,00 TL’dir. Evlilik içinde 830 parsel için 166,00 TL, 804 parsel için 405,00 TL ödeme gerçekleşmiş, geri kalan borç ise boşanma dava tarihinden sonra ödenmiştir. Hükme esas alınan raporda taşınmazların (1.494,00 TL ve 3.645,00 TL) borçları, taşınmazların alım bedelleri olan 1.660,00 TL ve 4.050,00 TL değerler yerine teknik bilirkişilerce belirlenen 2013 yılı değerleri olan sırasıyla 18.966,00 TL ve 46.245,00 TL ile oranlanmıştır. Bu şekilde oranlama yapılması ve bulunan sonuç oransal karşılığa göre hesaplamaya devam edilmesi yerinde değildir. Mahkemece, tasfiyeye konu bu iki taşınmaz yönünden borçların dosyada sabit olan alım bedelleri üzerinden oranlama yapılıp, daha sonra yerleşik uygulamaya uygun düşer şekilde hesaplamaya devam edilerek oluşacak sonuç dairesinde davacı kadının katılma alacağı belirlemelidir. Açıklanan yönlerden hüküm usul, Yasa ve Daire uygulamasına aykırı bulunmuş olup bozulmasına dair karar verilmiştir.
SONUÇ: Yukarıda (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle davalı-birleşen dosyada davacı … vekilinin yazılı temyiz itirazları yerinde görüldüğünden kabulü ile Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı HMK’nin 373/1 maddesi uyarınca KALDIRILMASINA, İlk Derece Mahkemesi kararının HMK’nin 371. maddesi uyarınca BOZULMASINA, diğer temyiz itirazlarının yukarıda (1). bentte gösterilen nedenle reddine, dosyanın İlk Derece Mahkemesine, karardan bir örneğinin de Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, Yargıtay duruşmasının yapıldığı tarihte yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi hükümleri uyarınca 2.540,00 TL avukatlık ücretinin davacı-birleşen davalı …’dan alınarak Yargıtay duruşmasında avukat marifetiyle temsil olunan davalı-birleşen davacı …’e verilmesine, peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine, 02.06.2020 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.