Yargıtay Kararı 11. Hukuk Dairesi 2020/75 E. 2020/1580 K. 17.02.2020 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2020/75
KARAR NO : 2020/1580
KARAR TARİHİ : 17.02.2020

MAHKEMESİ : BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 21. HUKUK DAİRESİ

Taraflar arasında görülen davada Konya 4. Asliye Hukuk Mahkemesince verilen 27/06/2018 tarih ve 2017/1070 E- 2018/641 K. sayılı kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin kabulüne dair Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21. Hukuk Dairesi’nce verilen 20/11/2019 tarih ve 2018/1725 E- 2019/1428 K. sayılı kararın Yargıtay’ca incelenmesi davacılar vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacılar vekili, müvekkilleri tarafından davalı aleyhine açılan alacak davasının Federal Almanya Cumhuriyeti Köln Asliye Hukuk Mahkemesi 22. Sivil Hukuk Dairesinin 22 O 530/07 numaralı dosyasından verilen 12/01/2012 tarihli kararla kabulüne karar verildiğini ve kararın usulüne uygun olarak kesinleştiğini ileri sürerek, anılan yabancı mahkeme kararının tenfizine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
İlk derece mahkemesince, Federal Almanya Cumhuriyeti Köln Asliye Hukuk Mahkemesi 22. Sivil Hukuk Dairesi’nin 22 O 530/07 numaralı dosyasından verilen 12/01/2012 tarihli karar ile masrafların tayini ile ilgili beş adet masraf kararının davalıya usulüne uygun olarak Adalet Bakanlığı aracılığıyla tebliğ edildiği, Köln Asliye Hukuk Mahkemesinin vermiş olduğu kararın kesinleştiği, dosyaya sunulan yabancı mahkeme kararı aslında apostil şerhinin bulunduğu, davalı tarafın iddia ettiği gibi savunma hakkının kısıtlanmadığı, tanıma ve tenfiz için yasal koşulların bulunduğu gerekçesiyle, davanın kabulüne karar verilmiştir.
Karara karşı, davalı vekilince istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.
İstinaf mahkemesince yapılan yargılama sonucunda, tenfize karar verilebilmesi için yabancı mahkeme kararının usulüne uygun olarak kesinleşmesi gerektiği, Türkiye ile Almanya arasında 28/04/1972 tarihinde yürürlüğe giren 1965 tarihli Hukuki ve Ticari Konularda Adli ve Gayri Adli Belgelerin Yabancı Memleketlerde tebliğine dair Lahey Sözleşmesi hükümleri gereğince tebligatların diplomatik yolla yapılacağı kararlaştırılmış olup, bu sözleşme ile kabul edilen istisnai tebligat yöntemlerinden birisinin de doğrudan posta yolu ile yapılan tebligat olduğu, bu yönteme, sadece sözleşmenin 10. maddesine çekince koymayan ülkeler açısından başvurmanın mümkün olduğu, ülkemizin 10. maddedeki tebligat yöntemini kabul etmeyeceğini bu maddeye koyduğu çekince ile belirttiği, somut olayda yabancı mahkeme kararının davalıya öncelikle adi posta yoluyla tebliğ edildiği, akabinde de davacının talebiyle diplomatik yolla tebliğ yapıldığı, davalı yanca diplomatik yolla yapılan tebliğden itibaren süresi içerisinde temyize başvurulmuşsa da süresinde yapılmadığından bahisle reddine karar verildiği, bu suretle davalının savunma hakkının kısıtlandığı, bu durumun, MÖHUK 54/c. maddesi gereğince tenfize engel olduğu gerekçesiyle, davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, esas hakkında yeniden hüküm tesis edilmek suretiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacılar vekili temyiz etmiştir.
İlk Derece Mahkemesince verilen karara yönelik olarak yapılan istinaf başvurusu üzerine HMK’nın 355 vd. maddeleri kapsamında yöntemince yapılan inceleme sonucunda Bölge Adliye Mahkemesince esastan verilen nihai kararda, dosya kapsamına göre saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kurallarına aykırı bir yön olmadığı gibi HMK’nın 369/1. ve 371. maddelerinin uygulanmasını gerektirici nedenlerin de bulunmamasına göre usul ve yasaya uygun Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarda açıklanan nedenlerle, davacılar vekilinin temyiz istemlerinin reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK’nın 370/1. maddesi uyarınca ONANMASINA, HMK’nın 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı bakiye 10,00 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davacılardan alınmasına, 17/02/2020 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.