Yargıtay Kararı 3. Hukuk Dairesi 2011/21340 E. 2012/2324 K. 06.02.2012 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/21340
KARAR NO : 2012/2324
KARAR TARİHİ : 06.02.2012

MAHKEMESİ:ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ

Dava dilekçesinde ve ıslah dilekçesinde 247.768,80 TL alacağın faiz ve masraflarla birlikte davalı taraftan tahsili istenilmiştir. Mahkemece davanın kabulüne dair verilen hükmün temyiz incelemesinin duruşmalı olarak yapılması davacı ve davalılar tarafından istenilmekle taraflara yapılan tebligat üzerine duruşma için tayin olunan günde Davalılar vek.Av. … geldi. Davacı vek.Av. … geldi. Gelen vekillerin sözlü açıklamaları dinlendikten sonra işin esası incelenerek karara bağlanması için saat 14.00’e bırakılması uygun görüldüğünden, belli saatte dosyadaki bütün kağıtlar okunarak, tetkik hakiminin açıklamaları dinlenip, gereği düşünüldü.
Y A R G I T A Y K A R A R I
Davada, … Köyü 1599 parselde kayıtlı taşınmazın 26.02.2001 tarihinde muris tarafından verilen vekaletname ile davalı …’e satıldığı; ancak murisin demans hastası olması nedeniyle fiil ehliyetinin bulunmadığı, geçersiz vekaletnameye dayanılarak satışın gerçekleştirildiği ileri sürülerek ıslah dilekçesi ile birlikte miras hisseleri karşılığı 247 768,80 TL’nin mal kaçırma amacı ile birlikte hareket eden davalılardan müteselsilen tahsiline karar verilmesi istenilmiştir.Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiştir. Hüküm, taraf vekillerince temyiz edilmiştir.TMK’nın 640. maddesi uyarınca; miras, miras bırakanın ölümüyle açılır. TMK.m.575-682 (İkinci Kısım) hükmüyle mirasın geçmesi, m.575-558 (Birinci Bölüm) hükmüyle mirasın açılması düzenleme konusu yapılmıştır. Mirasın açılma ve değerlendirme anı TMK.m.575. hükmüyle düzenlenmiştir.TMK.’nunun 701-703 maddelerinde düzenlenen bu tür mülkiyetin ( ortaklığın ) tüzel kişiliği olmadığı gibi eşya üzerinde ortaklardan herbirinin doğrudan doğruya bir hakkı da yoktur. Mülkiyet bir bütün olarak ortaklardan tümüne aittir. Başka bir anlatımla ortaklık tasfiye oluncaya kadar ortaklardan birinin ayrı mal veya hak sahipliği bulunmayıp, hak sahibi ortaklıktır. Değinilen mülkiyet türünde malikler mülkiyet payları ayrılmadığından paydaş değil, ortaktır. Bu kural, TMK.nun 701 maddesinde; (… Kanun ve kanunda öngörülen sözleşmeler uyarınca oluşan topluluk dolayısıyla mallara birlikte malik olanların mülkiyeti, elbirliği mülkiyetidir. Elbirliği mülkiyetinde ortakların belirlenmiş payları olmayıp her birinin hakkı, ortaklığa giren malların tamamına yaygındır.) biçiminde açıklanmıştır.
Elbirliği (İştirak) halinde mülkiyetin bu özelliği itibariyle ortaklar arasında zorunlu dava arkadaşlığı bulunmaktadır. Şayet yasa veya elbirliği (iştirak) halinde mülkiyeti oluşturan anlaşmada ortaklık adına hareket etme yetkisinin kime ait olacağı belirtilmemişse, ortaklığın tasfiyesini isteme hakkı dışındaki tüm işlemlerde ortakların (iştirakçilerin) oybirliği ile karar almaları ve birlikte hareket etmeleri zorunluluğu vardır.Yine, TMK 702/IV ve TMK 640/IV maddeleri; mirasçılardan biri yada bir kısmının başvurabileceği yasal yolları “terekedeki haklarının korunması” ile sınırlı tutulmuştur.
Bu nedenle, iştirak halinde mülkiyet konusu olan bir mal veya hakka ilişkin davaların, bağımsız olarak açıldığı taktirde elbirliği (iştirak) halinde maliklerin (paydaşların) hepsi tarafından veya hepsine karşı birlikte açılması zorunludur. (11.10.982 tarih 1982/3-2 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı). Nitekim bu görüş bilimsel alanda da aynen benimsenmiştir.Somut olayda, taşınmaz davacıların ve bir kısım davalıların murisi Kemal Gülhan adına tapuda kayıtlı olup, veraset ilamına göre davacı ve bir kısım davalılar dışında başka mirasçılarda vardır. Davalılar … ile … ise üçüncü kişi konumundadır.Bu dava ile davacı mirasçılar davalıların mal kaçırmak amacıyla birlikte hareket ederek geçersiz vekaletname ile satışı gerçekleştirmeleri sonucu zarara uğradıkları gerekçesi ile sadece kendi paylarına hasren alacak istemiyle dava açmış olduğundan açıklanan ilkelere göre, bu davanın “terekedeki hakların korunması” ile ilgisi olmayıp terekedeki taşınmazın satış gelirinden payına düşenin tahsiline yönelik bulunmaktadır. Böyle bir durumda ana kural gereğince birlikte hareket etme gereği vardır.Davacıların açtıkları bu dava ile kendi miras hisselerini istemeleri nedeniyle iştirak halindeki davacılar payı üzerinde diğer mirasçıların tasarruf yetkisi bulunmadığı cihetle ve davanın da diğer mirasçıların paylarını kapsamadığı gözetilerek davaya diğer mirasçıların katılması veya terekeye temsilci atanması suretiyle devamına da imkan yoktur. Davanın davalılar … ve … yönünden açıklanan nedenlerle reddine karar vermek gerekirken, yanılgılı değerlendirme sonucu yazılı gerekçeyle kısmen kabulü cihetine gidilmesi doğru görülmemiştir.Ancak, davalılar … ve … yönünden ise, mirasçılar birbirlerine karşı 3.şahıs durumda olmadıkları açıktır. Her iştirakçinin hakkı diğer istirakçilere nazaran bağımsızdır. ( HGK. 31.1.1990 T. 1989/14-631 E., 1990/47 ). Davacıların, miras hakkına istinaden diğer mirasçılar aleyhine açtığı davada taraf olma ehliyeti vardır. Başka bir ifade ile davacıların açtığı alacak istemli bu davada mirasçı olan davalıların pasif dava ehliyetlerinin bulunduğunun kabulü gerekir.Dava; geçersiz vekalet nedeniyle uğranılan zararın tazmini isteminden ibarettir. Ne var ki; … 4.Noterliğinin 12/01/2001 tarihli vekaletnamesi incelendiğinde; davalıların kendi taşınmazları yönünden “satış vekaleti veren” konumunda oldukları anlaşılmaktadır. Bu durumda, davalıların hukuka aykırı eylemi ve zarar arasında illiyet bağının kurulduğunun kabulüne imkan bulunmamaktadır.
Mahkemece, açıklanan nedenlerle bu davalılar yönünden de davanın reddine karar verilmesi gerekirken kabule ilişkin hüküm kurulması doğru görülmemiştir.Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA Yargıtay duruşmasında vekille temsil edilen davalı taraf için duruşma tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi hükümlerine göre takdir edilen 900 TL vekalet ücretinin davacıdan alınıp davalı tarafa verilmesine ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 24/01/2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.