YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2019/4507
KARAR NO : 2020/2325
KARAR TARİHİ : 04.03.2020
MAHKEMESİ : BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 6. HUKUK DAİRESİ
Taraflar arasında görülen davada Aksaray 1. Asliye Hukuk Mahkemesince verilen 15/11/2018 tarih ve 2017/361 E- 2018/410 K. sayılı kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin esastan reddine dair Konya Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi’nce verilen 18/07/2019 tarih ve 2019/326 E- 2019/657 K. sayılı kararın Yargıtay’ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davalıya ait Parksite AVM’deki “Batın Kuruyemiş” işletmesinin 85.000.- TL bedel karşılığı müvekkiline devredildiğini, AVM yönetimi ile davalı arasındaki kira sözleşmesine göre devrin yasak olmasına karşın davalı tarafça bu hususun müvekkilinden gizlenerek devrin yapıldığını, müvekkilince ve müvekkilinin yakınları tarafından ödenen kira bedellerinin AVM tarafından kabul edilmediğini ve iade edildiğini, bu hususun davalıya bildirildiğinde müvekkilini oyaladığını, kira bedellerinin ödenmemesi üzerine kira ile ilgili icra takibi başlatıldığını ve tahliye davası açıldığını, en son olarak müvekkilinin yeri boşalttığını, müvekkilinin kısa bir süre işyerini işlettiğini, davalıdan parasını istediğini ancak alamadığını ileri sürerek 85.000.- TL’nin tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Davalı vekili, devrin yasak olduğunu ve işletmenin resmi işlemlerinin müvekkili adına devam edeceği hususlarının davacı tarafça bilindiğini, davacının 3 ay dükkanı işlettiğini, 3 aylık dönem sonunda davacının müvekkiline bu şekilde işletmenin zor olduğunu belirterek sözleşme şartlarında iyileştirme istediğini, müvekkili, davacı ve üç tanığın biraraya gelerek 27.12.2016 tarihinde mevcut şartlara göre yeni bir sözleşme yaptıklarını, devir bedelinin 100.000,00 TL’den 85.000,00 TL’ye düşürüldüğünü, davacının sözleşme şartlarına riayet etmediğini, kira ve AVM giderlerini ödemediğini, ayrıca kira ödemelerinin alınmadığını iddia eden davacının kötüniyetli olduğunu, zira AVM’nin vekili ile davacının vekilinin aynı kişi olduğunu, kiralama işlemlerinin her aşamasını bilen ve gözeten kişinin AVM’nin ve davacının vekili olduğunu, kira bedellerinin ödenmemesi ile ilgili müvekkiline takip yapıldığını, müvekkilin zarar gördüğünü, kaldı ki sözleşmenin 1. maddesine göre kira ödeme borçlusunun davacı olduğunu, davacının kira bedelini ödemek istemesi halinde, kira bedellerini müvekkiline ödeyerek ödenmesini sağlayabileceğini, davacının müvekkilinin işyerini devir aldığını, işlettiğini, sonrada bütün sabit yatırımı ve malını toplayarak götürdüğünü, müvekkilinin tüm dükkanını alan davacının ödediği bedeli istemesinin haksız ve sebepsiz zenginleşme anlamına geleceğini savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
İlk Derece Mahkemesince, tarafların dava konusu işletmenin davacıya devri konusunda anlaştıkları, aralarında 21/09/2016 tarihli bir sözleşme yaptıkları, daha sonra tarafların 27/12/2016 tarihinde ikinci bir sözleşme yaptıkları, devir bedelinin 85.000.- TL olduğu, anılan sözleşmeye göre kiranın davacı tarafından ödeneceği ve gününde yatacağının belirlendiği, ancak davacı tarafından kiranın AVM’ye ödenmemesi nedeniyle davalı aleyhine icra takibi başlatıldığı ve akabinde tahliye davası açıldığı, tahliye davası sürerken, davacı tarafından işyerinin tahliye edildiği, davacının işyerini kendi isteği ile tahliye ettiği, icra takiplerinin başlatılması ve tahliye davasının açılmasının devir yasağından kaynaklanmayıp kiranın ödenmemesinden kaynaklandığı, davacının tahliye davası sonuçlanmadan dava konusu işyerini tahliye etmesinde davalının herhangi bir kusurunun bulunmadığı gerekçesiyle davacının davasının reddine karar verilmiştir.
Karara karşı davacı vekilince istinaf isteminde bulunulmuştur.
Bölge Adliye Mahkemesince, İlk Derece Mahkemesi ile aynı gerekçe ile davacı vekilinin istinaf isteminin esastan reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun HMK’nın 353/b-1 maddesi uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz isteminin reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK’nın 370/1. maddesi uyarınca ONANMASINA, HMK’nın 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı bakiye 10,00 TL temyiz ilam harcının temyiz edenden alınmasına, 04/03/2020 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.