YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2018/7398
KARAR NO : 2020/1133
KARAR TARİHİ : 10.02.2020
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Elatmanın Önlenmesi
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiş olup hükmün davalı … vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Mahkemece, temyizin süresinde olmadığından reddine dair verilen 28.09.2016 tarihli ek karar davalı … vekilince temyiz edildi. Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.
KARAR
Davacı vekili, vekil edenine ait 82 ada 1 parsel sayılı taşınmaza, komşu 4 nolu parsel sahibi davalıların yapmış olduğu binanın tecavüz ettiğini belirterek, davalıların tecavüzünün menine karar verilmesini talep etmiş ve sonrasında 13.11.2013 havale tarihli dilekçe ile tecavüzün meni talebiyle asıl kastettiklerinin kâl ve yıkılarak men olduğunu dava dilekçesini bu şekilde ıslah ettiklerini bildirmiştir.
Mahkemece, davanın kabulü ile davalıların 82 ada 1 parsele yapmış olduğu müdahalenin menine, davalılar tarafından davacının taşınmazına yapılan ve müdahale teşkil eden yapının kâl’ine karar verilmiştir. Bahsi geçen hükmün, davalı … vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Mahkemece, temyiz başvurusu yasal süresinde yapılmadığından reddine dair ek karar verilmiş olup; ek karar, davalı … vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, müdahalenin meni ve kâl istemine ilişkindir.
1.Davalı … vekilinin ek karara yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde;
7201 sayılı Kanunun 25 ve 25/a maddeleri yabancı memlekette tebligat usulü ile yabancı ülkedeki Türk vatandaşlarına tebligatı aşağıdaki şekilde düzenleme altına almıştır.
“Madde 25 – Yabancı memlekette tebliğ o memleketin salahiyetli makamı vasıtasıyla yapılır. Bunun için anlaşma veya o memleket kanunları müsait ise, o yerdeki Türkiye siyasi memuru veya konsolosu tebligat yapılmasını salahiyetli makamdan ister.
Yabancı memleketlerde bulunan kimselere tebliğ olunacak evrak, tebligatı çıkaran merciin bağlı bulunduğu vekalet vasıtasıyla Dışişleri Bakanlığına, oradan da memuriyet havzası nazarı itibara alınarak ilgili Türkiye Elçiliğine veya Konsolosluğuna gönderilir.
(Ek : 6/6/1985 – 3220/8 md.) Şu kadar ki, Dışişleri Bakanlığının aracılığına lüzum görülmeyen hallerde tebligat evrakı, ilgili Bakanlıkça doğrudan doğruya o yerdeki Türkiye Büyükelçiliğine veya Başkonsolosluğuna gönderilebilir.
Siyasî temsilcilik aracılığıyla yabancı ülkedeki Türk vatandaşlarına tebligat:
Madde 25/a- (Ek: 19/3/2003-4829/8 md.)
Yabancı ülkede kendisine tebliğ yapılacak kimse Türk vatandaşı olduğu takdirde tebliğ o yerdeki Türkiye Büyükelçiliği veya Konsolosluğu aracılığıyla da yapılabilir.
Bu hâlde bildirimi Türkiye Büyükelçiliği veya Konsolosluğu veya bunların görevlendireceği bir memur yapar.
Tebliğin konusu ile hangi merci tarafından çıkarıldığı bilgilerinin yer aldığı ve otuz gün içinde başvurulmadığı takdirde tebliğin yapılmış sayılacağı ihtarını içeren bildirim, muhataba o ülkenin mevzuatının izin verdiği yöntemle gönderilir.
Bildirimin o ülkenin mevzuatına göre muhataba tebliğ edildiği belgelendirildiğinde, tebliğ tarihinden itibaren otuz gün içinde Türkiye Büyükelçiliği veya Konsolosluğuna başvurulmadığı takdirde tebligat otuzuncu günün bitiminde yapılmış sayılır. Muhatap Türkiye Büyükelçiliği veya Konsolosluğuna başvurduğu takdirde tebliğ evrakını almaktan kaçınırsa bu hususta düzenlenecek tutanak tarihinde tebliğ yapılmış sayılır. Evrak bekletilmeksizin merciine iade edilir.
(Ek fıkra: 11/1/2011-6099/7 md.) Bu maddeye göre kazaî merciler tarafından çıkarılacak tebligatta, tebliğ evrakı doğrudan o yerdeki Türkiye Büyükelçiliği veya Konsolosluğuna gönderilebilir.”
Somut olayda; Mahkemece yapılan araştırmada, davalıların yurtdışında olduğu belirlendiği halde, davalıların yurtdışı ikamet adresleri usulüne uygun şekilde araştırılmaksızın davalılara tüm tebligatların ilanen yapıldığı anlaşılmıştır.
Bu itibarla; Mahkemece usulüne uygun gerekçeli karar tebliği yapılmadığından, davalı … vekilinin ek karara yönelik temyiz itirazının kabulüyle, ek kararın kaldırılmasına karar vermek gerekmiştir.
2.Davalı … vekilinin gerekçeli karara yönelik temyiz itirazlarına gelince;
a.Mahkemece, davalıların yurt dışı adresleri araştırılarak yukarıda belirtilen usullere göre tebligatların yapılması gerekirken, tüm tebligatların ilanen yapılması ve bu sebeple davalılara savunma hakkı verilmeden usulüne uygun taraf teşkili sağlanmadan karar verilmiş olması kararın bozulmasını gerektirmiştir.
b.Bundan ayrı; her ne kadar davacı vekili 13.11.2013 havale tarihli dilekçesi ile kâl talebinde bulunmuşsa da; harcı yatırılmak suretiyle ayrı bir davanın konusu olan kâl isteminin ıslah yoluyla davaya katılması mümkün değildir. Şöyle ki; hâkim, tarafların talep sonuçlarıyla bağlı olup ondan fazlasına veya başka bir şeye karar veremez (HMK mad. 26). Yargıtayın ve Dairemizin kökleşmiş içtihatları uyarınca, ıslah yolu ile talep genişletilebilirse de davaya yeni talep (dava) eklenemez. Yani başka bir dava ile istenebilecek hususlar ıslah yolu ile istenemez. O halde; Mahkemece ıslah ile, ayrı bir dava konusu olan kâl talebinin dava konusu yapılamayacağının dikkate alınmaması da doğru olmamıştır.
SONUÇ: Davalı … vekilinin yukarıda (1) nolu bentte yazılı nedenlerle ek kararın temyizi talebinin kabulüyle ek kararın kaldırılmasına, gerekçeli karar yönelen temyiz itirazlarının ise yukarıda (2) nolu bentte açıklanan sebeplerle kabulüyle, hükmün 6100 sayılı HMK’nin Geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK’un 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, HUMK’un 440/III-1, 2, 3 ve 4. bentleri gereğince ilama karşı karar düzeltme yolu kapalı bulunduğuna, peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 10.02.2020 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.