YARGITAY KARARI
DAİRE : 10. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2008/10364
KARAR NO : 2010/12929
KARAR TARİHİ : 05.10.2010
Dava, 24.02.1993-14.01.1994 arası dönemde hizmet akdine dayalı olarak geçen ve Kuruma tescil edilmeyen sigortalı hizmetlerin tespiti istemine ilişkindir.
Mahkemece, ilamında belirtildiği şekilde isteğin kabulüne karar verilmiştir.
Hükmün, davalılar…. avukatı tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve….. tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kâğıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
5510 sayılı Yasanın Geçici 7. maddesinde yer alan “Bu Kanunun yürürlük tarihine kadar 17/7/1964 tarihli ve 506 sayılı, 2/9/1971 tarihli ve 1479 sayılı, 17/10/1983 tarihli ve 2925 sayılı, bu Kanunla mülga 17/10/1983 tarihli ve 2926 sayılı, 8/6/1949 tarihli ve 5434 sayılı Kanunlar ile 17/7/1964 tarihli ve 506 sayılı Kanunun geçici 20 nci maddesine göre sandıklara tabi sigortalılık başlangıçları ile hizmet süreleri, fiilî hizmet süresi zammı, itibarî hizmet süreleri, borçlandırılan ve ihya edilen süreler ve sigortalılık süreleri tabi oldukları kanun hükümlerine göre değerlendirilir.” hükmü uyarınca, davanın yasal dayanağı 506 sayılı Kanunun 79/10. maddesi olduğu kabul edilmelidir.
Anılan madde hükmüne göre; Yönetmelikle tespit edilen belgeleri işveren tarafından verilmeyen veya çalıştıkları Kurumca tespit edilemeyen sigortalılar, çalıştıklarını hizmetlerinin geçtiği yılın sonundan başlayarak 5 yıl içerisinde mahkemeye başvurarak alacakları ilam ile ispatlayabilirlerse, bunların mahkeme kararında belirtilen aylık kazanç toplamları ile prim ödeme gün sayıları nazara alınır.
Maddenin açık ifadesi karşısında, davacının tespitini istediği sigortalı çalışmalarının sona erdiği tarihten sonra Emekli Sandığına tabi olarak çalışmasını sürdürmesinin hak düşürücü sürenin işlemesine engel olmayacağı açıktır. Hukuk Genel Kurulunun 02.05.1997 tarih ve 1997/10-142 Esas 1997/406 Karar sayılı kararında da bu husus açıkça belirtilmiştir.
Somut olayda, davacının 14.01.1994 tarihinde Emekli Sandığına tabi olarak çalışmaya başladığı, sigortalı çalışmasının sona erdiği 14.01.1994 tarihinden sonra davanın 17.02.2006 tarihinde açıldığı ve beş yıllık hak düşürücü sürenin fazlasıyla geçmiş olduğu gözetilerek davanın reddine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmiş olması, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
O hâlde, davalılar avukatlarının bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ:Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde davalılardan……… muhalefetine karşı; ……oylarıyla ve oyçokluğuyla 05.10.2010 gününde oybirliği ile karar verildi
KARŞI OY
Dava, hukuki nitelikçe, davalılardan işverene ait işyerinde geçen, ancak,…..bildirilmeyen hizmetlerin, sigortalı hizmet olarak tespiti istemine ilişkin olup, davada uyuşmazlık; sigortalının, 506 sayılı Yasa kapsamında çalışmakta iken, aynı işyerindeki çalışmasının 5434 sayılı…. tabi olarak devam etmesi halinde, hak düşürücü sürenin, 506 sayılı Yasa kapsamındaki çalışmanın sonu itibariyle mi yoksa, ….a tabi çalışmanın sonu itibariyle mi hesaplanacağı konusundadır.
Davanın yasal dayanağını teşkil eden 506 sayılı Yasanın 79/10. maddesi hükmüne göre; Kuruma bildirilmeyen hizmetlerin sigortalı hizmet olarak değerlendirilmesine ilişkin davanın, tespiti istenen hizmetin geçtiği yılın sonundan başlayarak beş yıl içinde açılması gerekir. Anılan madde hükmünde yer alan beş yıllık hak düşürücü sürenin; yönetmelikle tespit edilen belgeleri işveren tarafından verilmeyen veya çalışmaları Kurumca saptanamayan sigortalılar yönünden geçerli olacağı tartışmasızdır.
Diğer taraftan, Dairemizin yerleşmiş içtihatlarında ifadesini bulduğu üzere, sigortalılara ilişkin olarak yönetmelikte belirtilen belgelerin Kuruma verilmesi ya da çalışmaların Kurumca tespit edilmesi halinde, Kurumca öğrenilen ve sonrasında kesintisiz devam eden çalışmalar bakımından hak düşürücü sürenin geçtiğinden sözedilemeyeceği gibi, sigortalıların Kuruma bildiriminin, işe giriş tarihinden sonra yapılması durumunda, bildirimin yapıldığı tarihten önceki çalışmanın, bildirimide kapsar biçimde kesintisiz devam etmiş olması bir başka anlatımla, blok çalışmanın varlığı halinde, Kuruma bildirilmeyen çalışma süresi yönünden hak düşürücü sürenin hesaplanmasında, bildirim dışı tutulan sürenin sonu değil, kesintisiz olarak geçen çalışmaların sona erdiği yılın sonu başlangıç alınacaktır. Bu yönde; sigortalıların, aynı işverenin değişik işyerlerinde ya da aynı işyerinde, farklı işverenler tarafından, ara vermeksizin sürekli biçimde çalıştırılmaları durumunda da, beş yıllık hak düşürücü sürenin hesaplanmasında aynı esas uygulanacaktır.
Sigortalıların, işyerinde, 506 sayılı Yasa kapsamında hizmet akdine dayalı olarak çalışmaları sonrasında, aynı işyerinde ancak, atama tasarrufu ile, ….. tabi olarak çalışmalarını sürdürmeleri halinde de; sosyal güvenlik hakkının anayasal güvenceye sahip, vazgeçilemez nitelikli temel insan haklarından olduğuna ve yine, Sosyal Sigortalar Kurumu, Esnaf ve Sanatkarlar v…..devredilmek suretiyle, 16/04/2006 tarih ve 5502 sayılı Sosyal Güvenlik Kurumu Yasası ile tek çatı altında birleştirilmesine ilişkin olgular gözetilerek; hak düşürücü sürenin işlemediği hallere ya da hak düşürücü süre
hesabına ilişkin olarak, Dairemizin yerleşmiş içtihatlarında ifadesini bulan biçimde, yukarıda açıklanan durumlarda olduğu gibi, hizmetin kesintisiz olarak, bir bütün halinde geçtiğinin kabulü ile, beş yıllık hak düşürücü süre hesabının bu çerçevede, 506 sayılı Yasa kapsamındaki çalışmanın sonu itibariyle değil,……abi çalışmanın sonu esas alınarak yapılması gerekir.
Hal böyle olunca da, sayın Dairemizin çoğunluğunun aksi yöndeki kararına katılamıyoruz.
.