Yargıtay Kararı 13. Hukuk Dairesi 2018/3580 E. 2020/4478 K. 10.06.2020 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 13. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2018/3580
KARAR NO : 2020/4478
KARAR TARİHİ : 10.06.2020

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı ve davalı … avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.

KARAR

Davacı, taraflar arasında imzalanmış 08/09/2009 tarihli sözleşmedeki 78.848,00-TL borcun davalılar tarafından ödenmemesi nedeniyle K.Maraş 4.İcra Müdürlüğünün 2011/2899 esas sayılı dosyası ile başlattığı icra takibine vaki itirazın iptali ile takibin devamına, borçluların %40’tan aşağı olmamak üzere tazminata mahkum edilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalılar, usulüne uygun yapılan tebligata rağmen cevap dilekçesi vermemişlerdir.
Mahkemece, açılan davanın kabulüne,
4. İcra Müdürlüğü’nün 2011/2899 esas sayılı takip dosyasına yapılan itirazın iptali ile takibin kaldığı yerden devamına karar verilmiş; hüküm, davacı ve davalı … vekili tarafınca temyiz edilmiştir.
1- Somut olayda davacı, davalılar ile imzalanan sözleşme kapsamında hüküm altına alınan 78.848,00-TL’nin ödenmediğinden bahisle başlattığı icra takibine vaki itirazın iptali istemiyle eldeki davayı açmıştır. Mahkemece; davacı tarafından ibraz edilen 08/09/2009 tarihli 78.848,00 TL’lik davaya konu belgenin altında davalılar … ve …’un borçlu olduğuna dair imzalarının olduğu ve bu belgedeki imzalarına yasal süresi içerisinde bir itirazları olmadığından, mahkemeye ibraz edilen davaya konu belge ve tüm dosya kapsamı doğrultusunda K.Maraş 4. İcra Müdürlüğü’nün 2011/2899 sayılı takip dosyasına yapılan itirazlarının da yerinde olmadığı sabit olduğundan davanın kabulüne karar verilmiştir.
Taraflar arasında 08/09/2009 tarihli, üzerinde el yazısı ile alacaklı …, borçlu …, Borçlu… yazılı ve imzalı 78.848,00 TL’lik belge düzenlendiği görülmektedir. Davacı söz konusu bu belgedeki borcun ödenmediğini ileri sürerek; eldeki davayı açmıştır. Davalıların iddiası, icra takibinin dayanağı olan 08.09.2009 tarih ve 78.848,00-TL bedelli belgenin davacı tarafından da imzalanan protokol ile ibra edildiğidir. Temyiz aşamasında dosyaya ibraz edilen aralarında davacı ile davalı borçlu …’ün de imzasının yer aldığı protokol, sıhhatli olması durumunda borcu sona erdiren belge niteliğindedir ve yargılamanın her aşamasında resen gözetilir. Söz konusu bu protokolün son paragrafında; “sonuç olarak … ve Salman Koç’un …’dan herhangi bir alacağı kalmamıştır. …’ün kefillik borcu da kalmamıştır. Yunus Asilsoy ve …’ün de …’tan herhangi bir alacağı yoktur.” yazılarak davacı …, davalı … ve dava dışı Salman Koç tarafından imza altına alınmıştır. Ne var ki; sıhhatli olması durumunda borcu sona erdiren bu belgenin mahkemece, değerlendirilmediği ve ibraname niteliğinde bu belgenin nazara alınmadığı anlaşılmaktadır.
Bu durumda borcu sona erdiren nitelikte olan protokole karşı tarafların diyecekleri sorulup protokol ve eldeki deliller değerlendirilip sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm tesisi usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
2-6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 297. maddesinde hüküm fıkrasında nelerin yer alacağı açıklanmış; 297. maddenin 2. fıkrası ile “Hükmün sonuç kısmında gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, taleplerden her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, sıra numarası altında; açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gereklidir” hükmü getirilmiştir.
Somut uyuşmazlıkta, davacı taraf, sözleşmedeki borcun ödenmesi için davalılar hakkında icra takibi başlattığını ancak davalıların haksız olarak icra takibine itiraz ettiğini iddia ederek, yapılan itirazın iptali ile dava konusu takibin devamına ve davalı aleyhine icra inkar tazminatına hükmedilmesini talep etmiş, davalı ise cevap vermemiştir. Mahkemece yapılan yargılama neticesinde davanın kabulüne karar verilmiş; ancak tarafların tüm talepleri hakkında bir karar verilmemiştir. Zira davacı taraf, icra inkar tazminatına hükmedilmesini istemiştir. Yukarıda açıklanan yasal düzenleme gözetilmeksizin davacının icra inkar tazminatı talebi ile ilgili olarak olumlu ya da olumsuz bir hüküm kurulmadan mahkemece sadece davanın kabulüne karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup, hükmün bozulmasını gerektirmiştir.
3-Bozma nedenine göre davacının tüm, davalı …’ün sair temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına karar verilmiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) ve (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle temyiz olunan hükmün BOZULMASINA, (3) nolu bentte açıklanan nedenle davacının tüm, davalının sair temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, peşin alınan 1.346,00 TL. harcın davalı …’e iadesine, aşağıda dökümü yazılı 18,50 TL. kalan harcın temyiz eden davacıdan alınmasına, HUMK’nun 440/III-1 maddesi uyarınca karar düzeltme yolu davacı yönünden kapalı, HUMK’nun 440/I maddesi uyarınca tebliğden itibaren 15 gün içerisinde karar düzeltme yolu davalı … yönünden açık olmak üzere, 10/06/2020 gününde oybirliğiyle karar verildi.