YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2017/17183
KARAR NO : 2020/3560
KARAR TARİHİ : 17.06.2020
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Elatmanın Önlenmesi
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın reddine karar verilmiş olup, hükmün davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.
KARAR
Dava dilekçesinde, davalı …’nın harici senet ile köy tüzel kişiliğinden satın aldığı taşınmaz sınırlarından birisinde kendisine ait değirmen arkı olarak gösterildiği, değirmen arkının kendisine ait olduğu, bu kısımda kendisinin hem yolunun hemde değirmenine gelen su olduğunu, yol, değirmen arkı ile arkın kenarına diktiği söğüt ağaçlarının kendisine ait olduğu, bunlarda kimsenin hakkı olmadığı, ancak davalılar Sarı ile oğlu Kadir’in bu kısımlara haksız olarak el attıkları ve fazladan mal sahibi olmaya çalıştıkları ileri sürülerek haksız elatmanın önlenmesi istenmiş, davanın açıklanmasında ise, davalıların tescil harici bırakılan ve davacının taşınmazına geçişte yol olarak kullanılan ve değirmen arkına yapmış oldukları elatmanın önlenmesi istemiştir.
Davalı … cevap dilekçesinde, davacının kötüniyetli olarak eldeki davayı açtığı, davacının taşınmazına elatmadığını, elatıldığı iddia edilen yerin 146 ada 8 parsel ile babası Sarı adına tapuya tescil edildiği, kendisinin taşınmazda malik olmadığı, kendi hakkında açılan davanın husumetten reddine karar verilmesini istemiştir.
Davalı … ise cevaba cevap dilekçesi ile davalı …’in savunmalarının aynısını tekrar etmiştir.
Mahkemece, elatıldığı iddia edilen yerin tescil harici bırakılan alan olduğu, bu kısımların davacıya ait taşınmaz sınırları içerisinde kalmadığı, davalı …’in de davalı taşınmaz maliki olmaması nedeniyle husumet ehliyetinin bulunmadığı gerekçeleri ile davanın reddine karar verilmiştir.
04.06.1958 tarihli ve 15/6 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme kararı gereğince, maddi olayları açıklamak taraflara ve ileri sürülen olayları hukuken nitelemek ve uygulanacak Kanun hükümlerini tesbit etmek ve uygulamak görevi hakime aittir. Nitekim 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 33. maddesinde hâkimin, Türk hukukunu resen uygulayacağı belirtilmiştir. Bu ilke gereği açılan davayı nitelemek ve açılmış bir dava hakkında doğru hukuk kurallarını bulup uygulamak hâkime düşen bir görevdir.
Dava, iddianın ileri sürülüş şekli ve aşamalardaki beyanlar doğrultusunda mahkemenin nitelediği üzere, davalıların davacının mülkiyetinde bulunan taşınmazlara elatmanın önlenmesi değil davacı ile komşu diğer taşınmaz maliklerinin kullanımında olan tescil harici bırakılan alandaki yol, değirmen arkı ile davacıya ait söğüt ağaçlarına davalıların elatmasının önlenmesi istemine ilişkindir.
Doğrudan köy yolundan ya da köy boşluğundan, yöre halkı ve köy tüzel kişiliği bir başka makam ve merciin onayına gerek duymadan yararlanma hakkına sahiptir. Bu yararlanma hakkının engellenmesi halinde de engelleyen kişilere karşı dava açmakta aktif husumet ehliyeti olduğu gibi hukuki yararı da mevcuttur.
Somut olayda, taşınmaz başında dinlenen tanık ve bilirkişiler, yamaç ve taşlık olarak tescil harici bırakıldığı sabit olan alandan çevresinde bulunan davacı ve diğerlerinin taşınmazlarına gidip gelmek için yaklaşık yirmi yıl önce açılan yol ile davacının babasından kalan değirmen arkı olarak kullanılan kısma davalıların müdahale ederek kullanıma engel olduklarını beyan etmişlerdir. Bu yerin yamaç ve taşlık olması hali, ortak kullanımı engelleyen bir özellik değildir.
Mahkemece, taşınmaz başında yeniden keşif yapılarak davalıların tespit harici bırakılan alanda yol ve değirmen arkı olarak kullanılan kısımlara elatılan kısımların belirlenerek tanık ve mahalli bilirkişilerin gösterimi doğrultusunda teknik bilirkişilerce denetime elverişli şekilde bu alanların kroki üzerinde gösterilmesi sağlanarak oluşacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken yanılgılı değerlendirme sonucu yazılı şekilde davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiştir.
SONUÇ: Davacı vekilinin yazılı temyiz itirazlarının kabulü ile yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz edilen hükmün 6100 sayılı HMK’nin Geçici 3. maddesi ve 1086 sayılı HUMK’un 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, taraflarca HUMK’un 440/I maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 17.06.2020 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.