Yargıtay Kararı 8. Hukuk Dairesi 2018/13844 E. 2020/1667 K. 24.02.2020 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2018/13844
KARAR NO : 2020/1667
KARAR TARİHİ : 24.02.2020

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Yıkım

Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın kısmen kabulüne karar verilmiş olup hükmün davalı asıl ve davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.

K A R A R

Davacı … vekili, davalı adına kayıtlı 248 ada 17 parseldeki taşınmazın Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Yüksek Kurulunun 06.03.1986 tarihli ve 1940 sayılı kararıyla kültür varlığı olarak tescil edilerek ek haritasında 1. 2. ve 3. derece arkeolojik sit sınırları belirlenen … Köyü’nde kaçak kazılar ve evler yapılmak suretiyle tahribat yapıldığını açıklayarak, tescil tarihinde alanda bir adet ev temeli, iki adet yapı olmasına rağmen tescil sonrası Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Bölge Kurulundan izin alınmadan yapılan tek katlı gecekondu tipi yapılar ile kömürlük, samanlık gibi yapıların tespit edilerek yıkımını talep etmiştir.
Davalı, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, davanın kısmen kabulü ile fen bilirkişinin 12.05.2014 tarihli ek raporundaki krokide gösterilen K,L,M harfleriyle belirtilen taşınmazlar dışındaki tüm yapıların kaldırılmasına karar verilmiş, hüküm süresi içinde davacı vekili ve davalı tarafından temyiz edilmiştir.
1. Dosya muhtevasına, dava evrakı ile yargılama tutanakları münderecatına, mevcut deliller mahkemece takdir edilerek karar verildiğine ve takdirde bir isabetsizlik bulunmadığına göre, davacı vekilinin temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2. Davalının temyiz itirazlarına gelince;
Dava, 2863 sayılı Yasa’dan kaynaklanan yıkım istemine ilişkindir.
Dosya içeriğinden, toplanan delillerden; davaya konu 248 ada 17 parsel sayılı taşınmazın 05.06.2000 tarihinde, on iki kargir ev, iki tandır evi, ahır, garaj ve arsası olarak davalı adına kadastro tespitinin yapıldığı, kadastro tutanağında, ‘’ 2863 sayılı Yasa gereğince 29.05.1986’da şerh verildi.’’ şeklinde şerh düşüldüğü, kadastro tespitinin 28.03.2003 tarihinde kesinleştiği, taşınmazın 23.01.2007 tarihinde ifraz gördüğü, ifrazla oluşan 248 ada 54 parselin arsa vasfıyla TEDAŞ adına tescil edildiği, 248 ada 55 parselin kargir ev ve on iki arsası vasfıyla davalı adına tescil edildiği, ifraza göre oluşan bu tapu kaydında 2863 sayılı Yasa’dan dolayı herhangi bir şerhin yer almadığı, 03.04.2013 tarihinde davalı adına kayıtlı 248 ada 55 parselin,Erzurum Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Bölge Kurulunun 31.01.2013 tarihli kararına göre, hükmen ifraz edilerek, 248 ada 62 parselin 5 kargir ev ve arsası vasfıyla, 248 ada 63 parselin 7 kargir ev, iki tandır evi ve arsası vasfıyla davalı adına tescil edildiği, her iki taşınmazın tapu kaydında ‘’Korunması gerekli kültür varlığıdır.’’ şeklinde beyanın yer aldığı anlaşılmaktadır.
Mahkemece, 06.03.1986 tarihli Koruma Kurulu tescil tarihi öncesinde yapıldığı tespit edilen 12.05.2014 tarihli ek fen bilirkişi raporu krokisinde gösterilen K, L ve M harfleriyle gösterilen yapıların yıkımı talebinin reddine karar verilmiş olmasında isabetsizlik bulunmadığı, ancak yıkımına karar verilen yapılara yönelik, yeterli araştırma ve inceleme yapılmadığı anlaşılmaktadır. Şöyle ki, davaya konu taşınmaz 06.03.1986 tarihinde arkeolojik sit alanı olarak belirlendikten sonra, Koruma Bölge Kurulunun 30.05.2008 tarihli kararıyla 1. 2. ve 3. derece arkeolojik sit alanlarının yeniden belirlendiği, 12.05.2014 tarihli ek raporda 1986 öncesi yapılar belirlenmiş ise de, yıkımına karar verilen yapılardan 30.05.2008 tarihli Bölge Kurul kararıyla, sit alanına dahil edilen yapılar olup olmadığının belirlenmediği anlaşıldığına göre, mahkemece mahallinde fen ve arkeolog bilirkişiler eşliğinde yeniden keşif yapılarak, davaya konu taşınmaz üzerinde 30.05.2008 tarihli Koruma Bölge Kurulu kararı öncesinde var olan fakat bu kararla arkeolojik sit alanı içinde kaldığı tespit edilen yapıların belirlenerek bu yapıların da yıkım kararı dışında tutulması gerekirken eksik inceleme ve araştırma ile yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalının temyiz itirazları yerinde görüldüğünden kabulü ile usul ve kanuna aykırı bulunan hükmün 6100 Sayılı HMK’nin Geçici 3. maddesi yollamasıyla HUMK’un 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, davacı vekilinin temyiz itirazlarının (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle reddine, taraflarca HUMK’un 440/1. maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, peşin harcın istek halinde davalıya iadesine, 24.02.2020 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.