YARGITAY KARARI
DAİRE : 9. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2016/14537
KARAR NO : 2020/4286
KARAR TARİHİ : 12.03.2020
MAHKEMESİ :İŞ MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen kararın, temyizen incelenmesi taraflar vekilleri tarafından istenilmekle, temyiz taleplerinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
YARGITAY KARARI
A) Davacı isteminin özeti:
Davacı vekili, davacının 15/04/2010 tarihinden iş akdinin haksız ve hukuka aykırı şekilde feshedildiği 03/12/2013 tarihine kadar davalı işveren şirkette çalışmasına devam ettiğini, işten çıkartıldığında asgari ücret aldığını, yol ve yemek ücretlerinin işveren tarafından karşılandığını, haftanın 5 günü saat 08:00’dan akşam 19:00’a kadar çalıştığını, cumartesi pazar günleri ise çalışmadığını, çalıştığı dönem boyunca günde yarım saat yemek molası, 20 dakika çay molası verildiğini, işe başladığı ilk bir yıl resmi bayramlarda çalıştığını, dini bayramlarda ise çalışmadığını, mesai ücretlerinin ödenmediğini, ayda en az 2-3 kez saat 22:00 a kadar çalıştığını, fazla mesai ücretlerinin ödenmediğini, davacının boya bölümünde zor ve sağlıksız koşullarda çalıştığını, işverenin maaşları geç yatırmayı alışkanlık haline getirdiğinden mağduriyetine sebep olduğunu, davacının iyi niyetli olarak alacaklarını ödeyecekleri umudu ile bu zamana kadar dava açmadığını, işveren tarafından ödeme yapılacağı hususunda oyalandığını, bir kısım işçilik alacaklarının ödenmediğini ileri sürerek kıdem tazminatı, ihbar tazminatı, fazla mesai ücreti ve ulusal bayram genel tatil ücreti alacaklarını istemiştir.
B)Davalı cevabının özeti:
Davalı vekili, davalı işveren ile davacı arasında 15/04/2010 başlangıç tarihli iş sözleşmesi imzalandığını, davacının evlenmek için şirketten ayrıldığını, işten çıkartılmadığını, davalı şirketin iyi niyetli olarak kendisine tazminat olarak 03/06/2015 tarihinde 3.600,00 TL bedelli bono verdiğini, davacının fazla mesaiden kaynaklanan alacağının bulunmadığını, işi gereği ve iş yerinde çalışan sayısı dikkate alındığında fazla mesai yapmasının çok zor olduğunu, fazla mesai gerektiren bir durum olduğunda fazla mesainin davacıya haricen elden ödendiğini, davacının çalıştığı dönemde değişik nedenlerle işe gelmediği günlerin olduğunu, işe gelmediği günler için kendisine sehven tam aylık ödemesi yapıldığını, bu nedenle mahkemece ileri sürdükleri iddialarına rağmen tazminata hükmedilecek olursa hükmedilecek tazminat bedelinden sehven fazla yapılan ödemelerin mahsup edilmesini istedikleri, davacının fazla mesai ve genel tatil, resmi ve dini bayram alacaklarının bulunmadığını, dini ve milli bayramlarda çalışma yapılmadığını, iddia ve taleplerin yersiz olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
C)Yerel Mahkeme kararının özeti:
Mahkemece, toplanan delillere ve bilirkişi raporuna göre, davacıya ait SGK sicil dosyasının ve işyeri özlük dosyasının incelenmesinden; davacının 15/04/2010-03/12/2013 tarihleri arasında davalı iş yerinde çalışmalarının kayıtlı olduğu, davacı ile davalı işveren arasında 15/04/2010 işe başlangıç tarihli belirsiz süreli iş sözleşmesinin yapıldığı, davacının 15/04/2010-03/12/2013 tarihleri arasında davalı işyerinde çalıştığı, davacı tanığının beyanında maaşların düzensiz ödendiğini ve bu durumun davacı tarafından patrona sorulduğunda patronun davacıya kapı orada diye söylediğinin beyan edildiği, davalı tanıklarının beyanlarında davacının işe gelmediği ve çıkartıldığının belirtildiği, davacının dayısının eşi olduğunu söyleyen davalı tanığı A.K.nın beyanında; davacının evlenme durumu olacağı için işten ayrıldığının beyan edildiği, bu durumda her ne kadar davacı vekili davacının işten çıkartıldığını iddia etmiş ise de dosya kapsamında bu iddiasını ispatlayamadığı ve tanık beyanları da dikkate alındığında davacının kendisinin işten ayrıldığı, işe devam etmediği ve kendi isteği ile işten ayrıldığı için kıdem ve ihbar tazminatına hak kazanmayacağı, dosya içerisine 15/04/2010-24/11/2013 tarihleri arasında davacının işe giriş ve çıkış kayıtları sunulduğu, davacı tanık beyanlarında mesai ücretlerinin az veya geç ödendiği, davalı tanık beyanlarında ise 19:00-22:00 saatleri arasında çalışma karşılığının ödendiğinin beyan edildiği, bu durumda dosya kapsamında işe giriş çıkış kayıtları dikkate alındığında bilirkişi raporunda yapılan hesaplamanın dosya kapsamına ve mevcut delil durumuna uygun bulunduğu ve davacının ödenmeyen fazla mesai ücret alacaklarının bulunduğu, davalı vekili tarafından ıslah dilekçesinden sonra zaman aşımı itirazında bulunulduğundan ve buna göre ıslah tarihi olan 29/01/2016 tarihinden geriye 5 yıl 29/01/2011 tarihi öncesi alacakların zaman aşımına uğradığı, Mahkemece resen yapılan hesaplamada fazla mesai ücret alacağı 3.368,08 TL olarak hesaplandığı, davacı tanık beyanlarında resmi tatillerde çalıştıkları, mesai ücretinin tam olarak ödenmediği ve geç ödendiğinin beyan edildiği, davalı tanık beyanlarında ise resmi tatil ve bayramlarda çalışıldığında mesai ücretlerinin ödendiğinin belirtildiği, bu durumda dosyaya sunulan 15/04/2010-31/12/2010 tarihleri arasında kayıtlar dikkate alındığında tespit edilen resmi tatillerde çalıştığı ve mesai ücretinin ödendiğine ilişkin somut belge de bulunmadığından ödenmemiş olduğu kanaatine varılmakla bilirkişi raporunda yapılan hesaplama mahkememizce dosya kapsamı ve mevcut delil durumuna uygun bulunduğu, açıklanan kanıtlar ve tüm dosya içeriği bir arada değerlendirildiğinde, davacının 15/04/2010-03/12/2013 tarihleri arasında davalı iş yerinde çalıştığı, davacının kendi isteği ile işten ayrıldığı, bu nedenle kıdem ve ihbar tazminatına hak kazanmadığı kanaatine varılmakla bu talepler yönünden davanın reddine ve dosya kapsamında davacının ödenmeyen fazla çalışma, resmi tatil ücret alacaklarının bulunduğu kanaatine varılmakla bu talepler yönünden bilirkişi raporunda yapılan hesaplamalar ve fazla çalışma ücret alacağında zaman aşımı itirazı dikkate alınarak mahkememizce resen yapılan hesaplama doğrultusunda davacı tarafın ıslah dilekçesi de dikkate alınarak bu talepler yönünden davanın kısmen kabul kısmen reddine karar verildiği gerekçesi ile kıdem ve ihbar tazminatı taleplerinin reddine, sair taleplerin kabulüne karar verilmiştir.
D)Temyiz:
Karar süresi içinde davacı vekili ve davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
E)Gerekçe:
1- Dosyadaki yazılara, toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre tarafların aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir.
2-Somut uyuşmazlıkta, kıdem tazminatı alacağı bakımından;
Davacının evleneceğini bildirerek işten ayrıldığı, davalı işverenin de bu şekildeki talebi kabul ederek tazminat karşılığında bono verdiğini savunduğu, buna göre davacının iş aktinin bir anlamda ikale ile sona erdiği, bir kısım kıdem tazminatı karşılığı olarak 3602 TL’nın bono ile ödendiği, bononun ödeme vasıtası oluşu karşısında bu miktarın, bilirkişinin hesaplandığı kıdem tazminatından mahsup edilerek bilirkişi raporunda belirlenen 1011,67 TL net kıdem tazminatı alacağının, brüt miktar talep edildiği için brüt miktara çevrilip, net 1011,67 TL kıdem tazminatı miktarının bulunacak brüt miktarının kıdem tazminatı alacağı olarak hüküm altına alınması gerektiğinin düşünülmemesi hatalıdır.
3-Davacı işçinin fazla çalışma yapıp yapmadığı konusunda taraflar arasında uyuşmazlık bulunmaktadır.
Fazla çalışma yaptığını iddia eden işçi bu iddiasını ispatla yükümlüdür. Ücret bordrolarına ilişkin kurallar burada da geçerlidir. İşçinin imzasını taşıyan bordro sahteliği ispat edilinceye kadar kesin delil niteliğindedir. Bir başka anlatımla bordronun sahteliği ileri sürülüp kanıtlanmadıkça, imzalı bordroda görünen fazla çalışma alacağının ödendiği varsayılır.
Fazla çalışmanın ispatı konusunda işyeri kayıtları, özellikle işyerine giriş çıkışı gösteren belgeler, işyeri iç yazışmaları delil niteliğindedir. Ancak, fazla çalışmanın yazılı belgelerle kanıtlanamaması durumunda tarafların, tanık beyanları ile sonuca gidilmesi gerekir. Bunun dışında herkesçe bilinen genel bazı vakıalar da bu noktada göz önüne alınabilir. İşçinin fiilen yaptığı işin niteliği ve yoğunluğuna göre de fazla çalışma olup olmadığı araştırılmalıdır.
İmzalı ücret bordrolarında fazla çalışma ücreti ödendiği anlaşılıyorsa, işçi tarafından gerçekte daha fazla çalışma yaptığının ileri sürülmesi mümkün değildir. Ancak, işçinin fazla çalışma alacağının daha fazla olduğu yönündeki ihtirazi kaydının bulunması halinde, bordroda görünenden daha fazla çalışmanın ispatı her türlü delille yapılabilir. Bordroların imzalı ve ihtirazi kayıtsız olması durumunda, işçinin bordroda belirtilenden daha fazla çalışmayı yazılı belge ile kanıtlaması gerekir.
İşçinin imzasını içermeyen bordrolarda fazla çalışma tahakkuku yer aldığında ve tahakkukta yer alan miktarların karşılığı banka hesabına ödendiğinde, tahakkuku aşan fazla çalışmalar her türlü delille ispatlanabilir. Tahakkuku aşan fazla çalışma hesaplandığında, bordrolarda yer alan fazla çalışma ödeme tutarları mahsup edilmelidir.
Somut uyuşmazlıkta, bilirkişi raporunda, tespit edilen fazla mesai çalışmasının bir kısmının tanık beyanlarına göre ödendiği kabul edilerek, tespit edilen fazla mesai çalışmasının bu kısmı hesaplamaya dahil edilmemiş, Mahkeme tarafından da bu hesaplamaya itibar edilmiştir.
Tanık beyanı ile fazla mesai ücretinin ödendiği ispatlanamaz. Bu nedenle, fazla mesai ücretinin tanık beyanı ile ispatlandığı kabul edilen kısmının da halihazırda hüküm altına alınmış bulunan fazla mesai ücretine dahil edilerek hüküm altına alınması gerektiğinin gözetilmemesi hatalıdır.
4-Mahkeme gerekçesinde ıslaha karşı zamanaşımının re’sen hesaplandığı belirtilmiş ise de hesaplama denetlenemediğinden, denetime elverişli hesaplama ile sonuca gidilmelidir.
5-Davalı vekili, cevap dilekçesinde davacının değişik nedenler ile işe gelmediği günler için kendisine sehven ücret ödemesi yapıldığını, davalı aleyhine hüküm kurulması halinde tazminat bedelinden bunların mahsubunu talep etmiştir.
Taraf vekillerinden ve gerekir ise davacı asıl duruşmaya bizzat celbedilip davacı asıla dosyadaki davacının bir nedenle işe gitmediği günlere ilişkin olduğu savunulan belgeler Mahkeme tarafından gösterilmek sureti ile davacı asıldan, bu belgeler hakkında beyanları alınmalıdır. Ardından, taraf vekillerinin ve davacı asılın beyanları ve belgelere ilişkin sair hususlar da irdelenerek davalı vekilinin takas-mahsup talebinin kabul edilip edilmeyeceği Mahkeme gerekçesinde denetime elverişli şekilde ele alınarak hüküm altına alınacak alacaklara etkisi değerlendirilmelidir.
F)SONUÇ:
Temyiz olunan kararın yukarıda yazılı sebeplerden dolayı BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 12/03/2020 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.