YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2019/395
KARAR NO : 2020/3341
KARAR TARİHİ : 11.06.2020
MAHKEMESİ : Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi
DAVA TÜRÜ : İstihkak
İLK DERECE
MAHKEMESİ : Bursa 6. İcra Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Bursa 5. İcra Hukuk Mahkemesinin 30.01.2018 tarihli ve 2015/688 Esas, 2018/88 Karar sayılı kararıyla davanın kabulüne karar verilmiş, Mahkeme hükmüne karşı davalı alacaklı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesince istinaf başvurusunun kabulüne ve İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına şeklinde hüküm kurulmuş olup, bu kez davacı üçüncü kişi vekili Bölge Adliye Mahkemesi kararını temyizi üzerine Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı üçüncü kişi vekili; müvekkiline ait işyerinde yapılan hacizde, mülkiyeti müvekkiline ait olan menkullerin haczedildiğini, borçlu şirket ortağı ve yetkilisi …’nun üçüncü kişi şirketteki hissesini borcun doğumundan çok önce devrettiğini, borçlu ile üçüncü kişi şirket arasında organik bağ olmadığını açıklayarak, istihkak davasının kabulüne karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı alacaklı vekili; haciz mahallinde borçlu şirkete ait belgeler bulunduğunu, borçlu ile üçüncü kişi şirket arasında organik bağ olduğunu, aynı alanda faaliyet gösterdiklerini, istihkak iddiasının reddine karar verilmesi gerektiğini savunmuştur.
Mahkemece, haciz yapılan adresin borçlu şirkete ait olmadığı, borçlu şirket ortağı ve müdürü olan …’nun davacı şirketteki hisselerini 04.12.2014 tarihinde devrederek ortaklıktan ve müdürlükten ayrıldığı, bu durum karşısında davacı şirket ile davalı borçlu şirket arasında organik bağ olduğunun yasal delillerle ispatlanamadığı gerekçesi ile davanın kabulüne karar verilmiş, davalı alacaklı vekilince İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf yoluna başvurulmuştur.
Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesinin 24.10.2018 tarihli ve 2018/1626 Esas, 1939 Karar sayılı kararı ile; haciz mahallinde, borçlu şirkete ait bir çok evrak tespit edildiği,davalı borçlu şirketin ortağı ve yetkilisi olan …’nun 21.02.2013 tarihinde ticari faaliyete başlayan davacı üçüncü şirketin kurucu ortağı olduğu, davacı üçüncü kişi şirket ile davalı borçlu şirketin faaliyet konularının benzer olduğu, davalı borçlu şirket tarafından davacı üçüncü kişi şirkete yüksek miktarda emtia satışı yapılmış olup, İİK’nin 280. maddesinde düzenlenen yasal karinenin de davalı alacaklı lehine olduğu gerekçesi ile davalı alacaklı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile, HMK’nin 353/1-b-2 maddesi gereğince İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, hüküm kurulması yeniden yargılama yapılmasını da gerektirmediğinden, istihkak davasının reddine karar verilmesi üzerine; istinaf kararı davacı üçüncü kişi vekili tarafından bu kez temyiz edilmiştir.
Dava, üçüncü kişinin İİK’nin 96. vd. maddelerine dayalı istihkak iddiasına ilişkindir.
Dava konusu haciz, borçlu şirkete ödeme emri tebliğ edilen adreste yapılmadığı gibi borçlu haciz adresinde faaliyet göstermemiş, üçüncü kişinin ticaret sicilde kayıtlı adresinde haciz yapılmıştır.Her ne kadar haciz mahallinde borçlu şirkete ait belgeler bulunmuş ise de, anılan belgeler güncel olmadığı gibi bulunan belgelerin bir kısmı borçlu şirket ortağı olan …’nun üçüncü kişi şirketteki hissesini devretmeden önceki döneme ait olup defter kayıtları ile de doğrulanan borçlu ile üçüncü kişi şirket arasındaki ticari ilişki nedeni ile de belge bulunmasının hayatın olağan akışına uygun olduğunun kabulü gerekmiştir. Öte yandan, üçüncü kişi şirket borcun doğumundan önceki bir tarihte 21.02.2013 tarihinde faaliyete başladığı gibi borçlu şirket kurucu ortaklarından biri olan … 04.12.2014 tarihinde borcun doğumundan önce ortaklıktan ayrılmıştır. Borçlu ve üçüncü kişi şirket arasında borcun doğum tarihi itibari ile organik bağ bulunmamakta olup borçlu ile üçüncü kişi şirketlerin benzer alanda faaliyette bulunması da tek başına organik bağ için yeterli görülmemiştir. Buna göre, mülkiyet karinesi davacı üçüncü kişi lehine olup, davanın İİK’nin mad. 96 gereğince üçüncü kişi tarafından açılması ispat yükünün yer değiştirmesine neden olmaz. Mülkiyet karinesinin aksinin davalı alacaklı tarafından inandırıcı ve güçlü delillerle ispat edilmesi gerekir. Davalı alacaklının delil olarak dayandığı ticaret sicil kayıtları, haciz tutanağı, ticari defter ve dosya kapsamında yer alan bilirkişi raporları ile tanık beyanları karinenin aksini ispat için yeterli görülmemiştir.
O halde, bu maddi ve hukuki olgular gözönüne alınarak, istinaf başvurusunun esastan reddi yerine oluşa ve dosya içeriğine uygun düşmeyen gerekçe ile istinaf başvurusunun kabulü ile davanın reddine yönelik hüküm kurulması doğru olmamıştır.
SONUÇ: Davacı üçüncü kişi vekilinin temyiz isteminin kabulü ile Bölge Adliye Mahkemesi kararının yukarıda yazılı nedenlerle 5311 sayılı Kanun ile değişik İİK’nin 364/2. maddesi göndermesiyle uygulanması gereken 6100 sayılı HMK’nin 373/2. maddeleri uyarınca BOZULMASINA, dosyanın kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine, 11.06.2020 tarihinde oy birliği ile karar verildi.