Yargıtay Kararı 13. Hukuk Dairesi 2017/9088 E. 2020/2878 K. 26.02.2020 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 13. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2017/9088
KARAR NO : 2020/2878
KARAR TARİHİ : 26.02.2020

MAHKEMESİ : … Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi

Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı ilk derece mahkemesi sıfatıyla … 1. Asliye Hukuk Mahkemesince 2016/579 esas 2017/34 karar sayılı davanın reddine yönelik olarak verilen hükme karşı yapılan istinaf başvurusunun esastan reddine dair … Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi’nin 2017/1673-2017/1981 karar sayılı kararının süresi içinde davacı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.
K A R A R
Davacı, davalının avukatlarından olduğunu, … 2. Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 2005/162 esas sayılı dosyasının kısmen kabul kısmen red kararı verilerek sonuçlandığını, davalının vekil olarak, verilen kararı süresinde temyiz etmediğini, kararın süresinde temyiz edilmemiş olması ve aleyhe sonuçlanması nedeni ile oluşan kurum zararından davalının sözleşme gereği sorumlu bulunduğunu, bu nedenle davalıya icra takibi başlatıldığını, davalının takibe itiraz ettiğini ve takibin durdurulduğunu, haksız olarak durdurulan takibin devamına ve davalı aleyhine icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini istemiştir.
Davalı, zamanaşımı ve derdestlik itirazında bulunduğunu, yıllarca davacı kurumun vekilliğini yaptığını, iddia edildiği gibi temyiz süresini kaçırmadığını, söz konusu dosyaya tahkikat aşamasından sonra vekil olarak girdiğini, herhangi bir dilekçe sunmadığını savunarak, davanın reddini dilemiştir.
İlk Derece Mahkemesince, davanın reddine karar verilmiş; hükme karşı, davacı istinaf talebinde bulunmuştur.
… Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi, … 1. Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 19/01/2017 günlü, 2016/579 Esas 2017/34 karar sayılı kararı usul ve yasal düzenlemelere uygun olduğundan davacının istinaf başvurusunun esastan reddine karar vermiş; hüküm, davacı tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, vekalet ilişkisinden kaynaklı olarak başlatılan takibe karşı yapılan itirazın iptali davasıdır. Vekalet sözleşmesinin en önemli unsurları arasında; vekilin talimata uygun hareket etme borcu, özen borcu ve hesap verme borcu gelmektedir. BK.nun 392.maddesi hükmü gereğince, vekil, talep üzerine yaptığı işin hesabını vermeye ve müvekkili nam ve hesabına edindiği herşeyi iade etmeye, iade edinceye kadar da almış olduğu şeyleri saklamaya zorunludur. Gerçekten de, vekalet ilişkisi aynı zamanda aşırı güvene dayalı bir sözleşme ilişkisi olup, müvekkil vekiline güven duymak zorundadır. Vekil; vekaleti sadakat ve özenle ifa etmelidir ve vekaletin ifası sırasında kendisine karşı duyulan güvene uygun olarak vekil edeninin yararların sözleşmeyle güdülen amaç çerçevesinde korumak yükümü altındadır”(BK.md.390/2). O nedenle vekil, sadakat borcu gereği olarak vekil edenin yararına ters düşecek ve ona zarar verecek davranışlardan kaçınmak yükümü altındadır. Mahkemece, davalı avukatın süresinde temyiz dilekçesi vermeyerek kusurlu olduğu kabul edilse bile temyiz incelemesi sonucu davacı kurum lehine bir sonuç doğup doğmayacağı ve ne miktarda, ne tür zarara uğradığının ve miktarının ayrıca tespiti gerekeceği, davacı kurumun hesap edilecek bir zararının varlığı tespit edilemediği gerekçesiyle ispat edilemeyen davanın reddine karar verilmiş, zarar konusunda bir araştırma yapılmamıştır.
O halde mahkemece, davaya konu … 2. Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 2005/162 esas sayılı dosyasının temyiz edilme ve alacağın tahsili imkanları olup olmadığı, davacı kurumun zarara uğrayıp uğramadığı, konularında taraf, mahkeme ve Yargıtay denetimine elverişli mahiyette konusunda uzman bilirkişi raporu alınarak hüküm tesisi gerekirken, eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm tesisi usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenle Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA, dosyanın ilk derece mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine GÖNDERİLMESİNE, 26/02/2020 gününde oybirliğiyle karar verildi.