YARGITAY KARARI
DAİRE : 10. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/9922
KARAR NO : 2010/11561
KARAR TARİHİ : 20.09.2010
Dava, davacının hizmet akdiyle çalıştığı sürece aylığından davalı işveren tarafından kesilen tasarruf teşvik ana para ve nema alacağının yasal faizi ile birlikte davalılardan müteselsilen tahsili istemine ilişkindir.
Mahkemece, ilâmında belirtildiği şekilde davalı ….. hakkındaki davanın husumet nedeniyle reddine, davalı …..ve…. hakkındaki davanın kabulüne karar vermiştir.
Hükmün, davacı avukatı tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan …..tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
1-01.04.1988 tarihinde yürürlüğe giren 3417 sayılı Çalışanların Tasarrufa Teşvik Edilmesi Ve Bu Tasarrufların Değerlendirilmesine Dair Kanunun 4. Maddesi, işverenlerin, işçilerin ücretlerinden yapacakları tasarruf kesintileri ile sağlayacakları işveren katkılarını tahakkuk ettirerek ücret ödemesinin yapıldığı ayı takip eden ayın sonuna kadar ……..şçiler adına açtıracakları “Tasarruf Teşvik Hesabı’na” yatıracaklarını hüküm altına almış, 7. maddesi ile de işverenler tarafından Tasarrufu Teşvik Kesintileri Aylık Bildirim Formlarının zamanında Ziraat Bankasına gönderilmemesi ve kesinti ve katkı tutarlarının ödenmemesi halinde Kurumun re’sen veya ilgililerin başvurusu halinde 506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanununun primlerin tahsiline ilişkin hükümleri uyarınca tahsil olunarak alınacak gecikme zammı ile birlikte ilgili banka hesabına yatırılacağı öngörülmüştür.
29.04.2003 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 4853 sayılı Çalışanların Tasarruflarını Teşvik Hesabının Tasfiyesi ve Bu Hesaptan Yapılacak Ödemelere Dair Kanun ile 3417 sayılı Kanun yürürlükten kaldırılmış, anılan Kanunun 7. maddesinde; 3417 sayılı Kanunun mülga 2 nci maddesi kapsamındaki hak sahipleri tarafından bu Kanun kapsamına giren alacaklarla ilgili olarak yargı mercilerine açılmış ve devam eden davalar ile icra takipleri hakkında bu Kanun hükümlerinin uygulanacağı, 8. maddesinde; “3417 sayılı kanun hükümlerine göre, ücretlerden yapılması gereken tasarruf kesintileri ile katkı paylarını süresi içinde ilgililer adına açılmış bulunan Tasarrufu Teşvik Hesaplarına yatırmayan işverenlerden; yatırılması gereken miktarlar ile gecikme zammı, resen veya ilgililerin başvurusu halinde Sosyal Sigortalar Kurumunca 506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanununun primlerin tahsiline ilişkin hükümleri dairesinde tahsil olunarak ……şubelerindeki ilgili Tasarrufu Teşvik Hesaplarına yatırılır.” hükmü öngörülmüştür. Yargıtay Hukuk
Genel Kurulu’nun 02.05.2007 gün ve …..sayılı Kararında da açıkça belirtildiği gibi; çalışanların zorunlu olarak tasarrufa teşvik edilmesi ve bu tasarrufların değerlendirilmesi kapsamında oluşan hukuksal ilişkinin borçlusu işveren olup, davalı Kurum, borç ilişkisinden doğan edimi ifayla yükümlü olan, kendisinden edimin ifası istenen kişi konumunda bulunmamaktadır. 4853 sayılı Kanundan doğan yükümlülüğün kapsamı; sigortalı nam ve hesabına tahsilden ibaret olup, mevzuatında öngörülmemesi karşısında, Kuruma verilen bu görev ve yetki aynı zamanda müteselsil borçluluğu kapsamamaktadır.
3417 ve 4853 sayılı Kanunlar uyarınca tasarrufu teşvik alacaklısına sağlanmaya çalışılan güvence; işveren karşısında güçsüz konumda bulunan çalışanın, belirtilen kesinti, katkı payı ve nema toplamı yönünden oluşan alacağını kamu alacağı seviyesine çıkararak, onun 6183 sayılı Kanun uyarınca davalı Kuruma tanınan olağanüstü takip ve tahsil yollarından yararlandırılmasını sağlamak istenmiştir. Davalı şirketin, ödemediği Tasarruf Teşvik Kesintileri için 16/244 sayılı Genelgeden yararlanarak borçlarını 18 ay taksitlendirdiği, iki aylık taksiti ödediği, kalan taksitleri ödemediği, bu kez Kurumun, yukarıda anılan yasal düzenleme çerçevesinde davadan önce harekete geçerek şirkette çalışan tüm işçileri kapsayacak şekilde 1990/4 ile 2000/5 devresine ait aslı 2.835.056.806 TL (2.835,05 TL), gecikme zammı 12.360.980.751 TL (12.360,98 TL) olmak üzere toplam 15.116.037.558 TL (15.116,04 TL) icra takibi yaptığı, şirketten toplam 2.641.095.312 TL (2.641,09 TL) tahsil ettiği, ancak davalı şirket tarafından üç aylık icmal ve şahıs bildirim formlarının düzenlenerek verilmemesi nedeniyle ……… yatırmamış olduğu anlaşılmaktadır. 4853 sayılı Yasanın 8. maddesi gereği, Kurum haciz yoluyla tahsil ettiği tasarruf teşvik kesintisi ile katkı payını ilgilinin ……….nezdindeki hesaplarına yatırmakla yükümlü olup, haciz yoluyla tahsil edilen miktar yönünden işverenin tasarrufu teşvik kesintisi ve nema alacağından sorumlu olduğu kabul edilemez.
Mahkemece; haciz yoluyla Kurumca tahsil edilen miktarın kim adına ve hangi hesaba yatırıldığı, her bir işçi yönünden tahsil edilen miktarların ayrı ayrı bankada açılan tasarrufu teşvik personel hesabına yatırılıp yatırılmadığı araştırılmalı, Kurumun tahsil ettiği miktarı davacı adına açılmış hesaba yatırmamış olması halinde yasadan kaynaklanan görevini yerine getirmemiş olacağı gözetilerek, bankaya yatırılmayan fon ve yoksun kalınan nema alacaklarından sorumlu olacağı gözetilerek karar verilmelidir.
Davalı şirket tarafında…… yatırılan tasarrufu teşvik kesintisinin bulunması halinde ise, hesapta bulunan tasarrufu teşvik kesintisi ve nemasından tarafların sorumlu olmayacağı göz önünde bulundurulmalıdır.
Kabule göre de; 29.04.2003 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren …. sayılı Çalışanların Tasarruf Teşvik Hesabının Tasfiyesi ve Bu Hesaptan Yapılacak Ödemelere Dair Kanun’un 5. maddesinde “Hak sahiplerinin aylık veya ücretlerinden yapılan tasarruf kesintileri veya devlet veya ilgili işverenin katkılarına ait, bu Kanunun yürürlüğe girdiğinde kalan nema, aylık olarak ……arafından açıklanan bir önceki aya göre Tüketici Fiyatları Genel İndeksi değişim oranında ve ilave olarak yıllık %5 oranında değerlendirilir.” 6. maddesinde “Hak sahiplerine, anapara tutarları 2003 yılı Nisan ayında defaten ödenir. 5 inci madde uyarınca değerlendirilen tutar Mart, Haziran, Eylül ve Aralık aylarında olmak üzere 2004 yılında dört taksit, 2005 yılında dört taksit ve Mart ve Haziran aylarında
olmak üzere 2006 yılında iki taksit olarak toplam on taksitte ödenir.” hükmü gereğince, 29.04.2003 tarihi ile dava tarihine kadar olan dönem için Yasa’da belirtilen şekilde hesaplama yapılarak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, sadece, 29.04.2003 tarihine kadar olan dönem için nema oranı esas alınarak nema alacağının hesaplanması, isabetsiz bulunmuştur.
Mahkemece, açıklanan maddi ve hukuki ilkeler gözetilerek karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde karar verilmiş olması, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
O halde, davacı vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek hâlinde davacıya iadesine, 20.09.2010 gününde oybirliğiyle karar verildi.