Yargıtay Kararı 4. Hukuk Dairesi 2019/2086 E. 2020/518 K. 12.02.2020 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 4. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2019/2086
KARAR NO : 2020/518
KARAR TARİHİ : 12.02.2020

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
DAVALILAR : 1-… vekili Avukat … 2-…

Davacı … vekili Avukat … tarafından, davalılar … ve … aleyhine 22/05/2015 gününde verilen dilekçe ile adli yardım talepli olarak kişilik haklarına saldırı nedeniyle manevi tazminat istenmesi üzerine adli yardım talebi kabul edilerek mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın kısmen kabulüne dair verilen 20/11/2015 günlü kararın Yargıtayca incelenmesi davalı … vekili tarafından süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü.
Dava; evlilik birliği devam ederken, üçüncü kişi ile birlikte olma iddiasına dayalı manevi tazminat istemine ilişkindir. Mahkemece, davanın kısmen kabulüne karar verilmiş; hüküm, davalı … vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Davacı vekili, davalılardan …’in müvekkili ile evliyken diğer davalı … ile birlikte olduğunu, bu nedenle evliğinin zarar gördüğünü, davalıların eyleminin müvekkilinin kişilik haklarına saldırı oluşturduğunu belirterek uğranılan manevi zararın davalılardan tazmini isteminde bulunmuştur.
Davalılar, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Mahkemece, istemin kısmen kabulüne karar verilmiştir
Mahkeme kararlarının gerekçe bölümünde; tarafların iddia ve savunmalarının özeti, anlaştıkları ve anlaşamadıkları hususlar, çekişmeli vakıalar hakkında toplanan deliller, delillerin tartışılması ve değerlendirilmesi, sabit görülen vakıalarla bunlardan çıkarılan sonuç ve hukuki sebeplerin gösterilmesi zorunludur (HMK 297/1-c). Gerekçe, mahkemenin benimsediği olgular ile hüküm bölümü arasında yasal ve mantıksal bir bağ niteliğinde olduğundan hükümle gerekçe arasında ve gerekçenin kendi içinde çelişkiye sebep olunmaması da gerekir.
Dava konusu olayda, mahkemece kısa kararda, ”… Davanın kısmen kabul kısmen reddi ile, 10.000,00 TL manevi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine, ” şeklinde karar verilmiş; bilahare gerekçe bölümünde ”… davanın kısmen kabulü ile takdiren 10.000,00 TL manevi taminatın davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar vermek gerekmiş; her ne kadar bu husus kısa kararda ayrıca belirtilmese de sadece taraf olarak “davalı” ibaresine yer verilmiş olsa da gerekçemizde bu hususa açıklık getirilmiş…” şeklinde gerekçeye yer verilmiştir. Az yukarıda açıklandığı üzere kısa karar ile gerekçeli karar arasında veya gerekçeli kararın kendi içinde çelişkili olması hali mutlak bozma sebebidir. Bozmadan sonra mahkemenin önceki kısa kararla bağlı olmaksızın çelişkiyi giderme koşuluyla vicdani kanaatine göre karar verebileceğine, Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kurulu’nca 10/04/1992 gün ve 7/4 sayıyla karar verilmiştir. Şu durumda, mahkemece kısa kararla gerekçeli karar arasındaki çelişkinin giderilmesi için kararın bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Temyiz edilen kararın yukarıda açıklanan nedenle BOZULMASINA, bozma nedenine göre diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına ve temyiz eden davalıdan peşin alınan harcın istek halinde geri verilmesine 12/02/2020 gününde oy birliğiyle karar verildi.