YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2017/15018
KARAR NO : 2020/3625
KARAR TARİHİ : 17.06.2020
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Tapu İptali Ve Tescil, Alacak
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın reddine karar verilmiş olup, hükmün davacı vekkili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.
KARAR
Davacı vekili, dava konusu 519 ada 11 parsel kapsamında kalan 1000 m2’lik bölümün 14.07.1997 tarihinde düzenlenen senetle ziynet bedeli yerine geçmek üzere davalının gelini müvekkiline verildiğini açıklayarak bu bölümün tapu kaydının iptaliyle vekil edeni adına tapuya tesciline, olmadığı takdirde fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak üzere 7500 TL’nin davalıdan alınmasına karar verilmesini istemiştir.
Davalı cevap dilekçesinde, davanın yersiz açıldığını, dava konusu yer ya da başka taşınmazla ilgili senet verilmediğini açıklayarak, davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.
Mahkemece ilk yargılama sonunda, davanın kabulü ile, teknik bilirkişi raporunda gösterilen ve 519 ada 11 parsel kapsamında kalan bölümün tapu kaydının iptaliyle davacı adına tapuya tesciline karar verilmiş, hükmün, davalı vekili tarafından temyizi üzerine Dairenin 10.03.2014 tarihli ve 2013/14236 Esas, 2014/3749 Karar sayılı ilamı ile avlulu ev ve bahçe niteliğindeki dava konusu 519 ada 11 parselin öncesinin 1193 ve 2431 parsel olup, 6160, 6162 ve 6163 tahrir sayılı vergi kayıtları kapsamında kaldığı açıklanarak, 21.03.1978 tarihinde … adına tespit edildiği, kadastro tutanağının 13.04.1979 tarihinde kesinleşmesi üzerine tapu kaydının oluştuğu, 1992 yılında yapılan imar uygulaması sırasında 2431 parsele revizyon gördüğü, bilahare yapılan yenileme çalışmaları sonunda maliki değişmeksizin 519 ada 11 parsel numarası verildiği, 03.07.2009 tarihinde 1/3 payının satış yoluyla dava dışı …’ya devredildiği, toplanan deliller ve dosya kapsamından davanın 14.07.1997 tarihli senede dayalı tapu iptali ve tescil isteğine ilişkin olduğu, bu tür davalarda davanın kayıt malikine, kayıt maliki ölü ise mirasçılarına yöneltilmesinin gerektiği, dava konusu 519 ada 11 parselin davalı yanında 1/3 oranında dava dışı … adına tapuda kayıtlı olduğu, somut olayda; mahkemece taşınmazın 1000 m2’lik bölümünün iptaline karar verilmiş ise de davanın taşınmazda 1/3 paydaş olan kayıt malikine yöneltilmeden açılmış olmasının ve Mahkemece de işin esasına girilerek yazılı şekilde davanın kabulüne karar verilmesinin doğru olmadığı,diğer yönden; davanın, harici satışa dayalı tapu iptali ve tescil isteğine ilişkin olduğu, Mahkemece, dava konusu parsel kapsamında kalan 1000 m2 yerin 14.07.1997 tarihinde düzenlenen senetle ziynet bedeli olarak davacıya devredildiğini, senette aynı çatı altında yaşama koşulu bulunmadığı gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiş ise de verilen kararın usul ve yasaya aykırı olduğu, davacı vekilinin, 14.07.1997 tarihli satış senedine dayandığı, satış tarihi itibarı ile taşınmazın tapuda kayıtlı olduğu, TMK’nin 706, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 237, 2644 sayılı Tapu Kanunu’nun 26 ve Noterlik Kanunu’nun 60 ve 89. maddeleri gereğince resmi şekilde yapılmadıkça hukuken geçerli bir sonuç doğurmayacağı ve satın alana herhangi bir hak bahşetmeyeceği, bu nedenle davacı tarafın resmi memur önünde yapılmayan tarihi yazılı senedine değer verilemeyeceği, ancak harici satış nedeniyle tarafların vermiş oldukları değerleri geri isteyebilecekleri, davacı vekilinin, kademeli olarak açtığı davada iptal ve tescil isteği yerinde görülmediği takdirde senetteki ziynet bedelinin uyarlanması suretiyle davalıdan alınmasını istediğine göre; ziynet parasının uyarlama kuralları uyarınca dava tarihindeki karşılığının belirlenerek, taşınmazdaki yararlanmaları da gözetilerek neticesinde elde edilecek sonuca göre bir karar verilmesi gerektiği gerekçesi ile bozulmasına karar verilmiş, Mahkemece uyulmasına karar verilen bozma ilamı uyarınca paydaşlardan … davaya dahil edilmiş ve bozma ilamı uyarınca yaptırılmasına karar verilen bilirkişi incelemesine ilişkin ücretin tayin olunan kesin süre içerisinde yatırılmadığı, bu nedenle davanın ispatlanamadığı gerekçesi ile reddine karar verilmiş, karar davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Somut olayda, uyulmasına karar verilen bozma ilamı uyarınca bilirkişi incelemesi yaptırılması için davacı tarafça yatırılması istenen avans gider avansı olmayıp HMK’nin 324. maddesi gereğince delil avansı niteliğindedir.
Delil avansına yönelik ara kararında mahkemece, hangi delil için ne miktarda avans yatırılacağı açıkça belirtilmeli ve avansın kesin süre içinde yatırılmaması halinde, bu delilin ikamesinden vazgeçilmiş sayılacağı kabul edilerek dosya kapsamındaki delillere göre karar verileceğinin ilgili tarafa ihtar edilmesi gerekmektedir. Başka bir deyişle ihtaratın geçerli olması için, taraflarca tamamlanması gereken işlemin açıkça belirtilmesi ve ihtarata uygun hareket edilmemesi halinde hangi hukuki sonuçla karşılaşılacağının açıklanması şarttır.
Buna göre Mahkemece 26.11.2015 tarihli duruşma tutanağının iki numaralı ara kararı ile davacı vekiline yapılan ihtarda, sürenin kesin süre olduğu bildirilmiş ise ne miktarda avans yatırılacağının açıkça belirlenmediği,dolayısıyla kesin sürenin usulüne uygun olmadığı anlaşılmaktadır.
O halde Mahkemece, öncelikle, 519 ada 11 parsel kapsamında kalan 1000 m2 yerin 14.07.1997 tarihindeki rayiç değirinin saptanması için mahallinde yeniden keşif yapılması, akabinde saptanan bu bedelin enflasyon, ÜFE, TÜFE, faiz, altın fiyatları, döviz kurları, memur maaş ve işçi ücretlerindeki artışlar gibi çeşitli ekonomik etkenlerin dikkate alınarak ulaşacağı değerin uyarlama, denkleştirici adalet kuralları ile 10.07.1940 tarihli ve 1939/2 E., 1940/77 K. İle 07.06.1939 tarihli ve 1936/31 E., 1939/47 K. YİBK kapsamları karşısında belirlenmesi için gerekirse HMK’nin 266 ve 325. maddeleri gözetilerek konusunda uzman bilirkişi veya bilirikişi kurulundan taraf, mahkeme ve Yargıtay denetimine elverişli rapor alınması, hasıl olacak sonuca uygun bir karar verilmesi gerekir. Mahkemece değinilen bu yönü gözardı ederek yazılı şekilde karar verilmiş olması usul ve yasaya ayıkırı olup bozma nedenidir.
SONUÇ: Davacı vekilinin temyiz itirazları bu bakımdan yerinde olduğundan kabulü ile hükmün açıklanan nedenlerle 6100 sayılı HMK’nin geçici 3. maddesi yollamasıyla HUMK’un 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, taraflarca HUMK’un 440/I maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 17.06.2020 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.