YARGITAY KARARI
DAİRE : 17. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2020/4002
KARAR NO : 2020/4043
KARAR TARİHİ : 16.03.2020
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Muhafaza görevini kötüye kullanma
HÜKÜM : Mahkumiyet
Yerel mahkemece sanık hakkında muhafaza görevini kötüye kullanma suçundan verilen hüküm temyiz edilmekle, başvurunun süresi ve kararın niteliği ile suç tarihine göre dosya görüşüldü;
5607 sayılı Kanun’un 10/1 maddesindeki “Bu Kanunda tanımlanan suçların işlenmesinde kullanılan taşıtlara, Ceza Muhakemesi Kanununun 128’inci maddesinin dördüncü fıkrası hükmüne göre elkonulur.” şeklindeki ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 128/4 maddesindeki “Kara, deniz ve hava ulaşım araçları hakkında verilen elkoyma kararı, bu araçların kayıtlı bulunduğu sicile şerh verilmek suretiyle icra olunur.” şeklindeki düzenlemeler nazara alındığında; araca 5607 sayılı Kanun’a muhalefet suçu nedeniyle kolluk tarafından fiilen elkonulmasından sonra bila tarihli “Yed-i Emin Teslim Tesellüm Tutanağı” başlıklı tutanak ile sanığa yediemin sıfatıyla teslim edilmesinin mevzuata uygun bir elkoyma işlemi olmadığı, 5271 sayılı CMK’nın 128/4 maddesi gereği sicile şerh verilmek suretiyle araca el koymaya dair herhangi bir mahkeme kararı ve bu karar doğrultusunda UYAP sisteminde Pol-Net kayıtlarına tedbir şerhi işlendiğine dair herhangi bir belgenin dosyada mevcut olmadığı anlaşıldığından yed-i eminliğin dayanağı olan elkoyma işleminin hukuka uygun olmaması yönü ile yüklenen suçun maddi unsurunun oluşmayacağı, öte yandan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 289. maddesinin 1. fıkrasında düzenlenen muhafaza görevini kötüye kullanma suçunun konusunun “resmen teslim olunan mal” olması gerektiği, İşlek Kom. San. Ltd. Şti- Kenan Demir ile sanık … arasında “Yed-i Emin Teslim Tesellüm Tutanağı” nedeniyle yapılan teslimde kamu idaresi tarafından usulüne uygun olarak sanığa yedieminlik sıfatının verilmediği, dolayısıyla “resmen teslim” keyfiyetinin bulunmadığı gözetilerek muhafaza görevini kötüye kullanma suçunun oluşmayacağı ancak diğer koşulların da varlığı halinde eylemin güveni kötüye kullanma suçunu oluşturabileceği, sanığın hukuki durumunun buna göre takdir ve tayini gerektiği gözetilmeden yazılı şekilde hüküm kurulması,
Kabule göre de;
2- Anayasa Mahkemesinin 24/11/2015 gün ve 29542 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan 08/10/2015 tarih, 2014/140 Esas ve 2015/85 Karar sayılı kararı ile TCK’nın 53. maddesinin 1. fıkrasının (b) bendine yönelik olarak vermiş olduğu iptal kararının yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,
3- Suç tarihinin “15/10/2013” olmasına rağmen gerekçeli karar başlığında hatalı olarak “30/10/2013” şeklinde yazılması,
Bozmayı gerektirmiş, sanık …’in temyiz talebi bu bakımdan yerinde görüldüğünden, hükmün açıklanan nedenlerle tebliğnameye aykırı olarak BOZULMASINA, 16/03/2020 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.