YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2018/4236
KARAR NO : 2019/9703
KARAR TARİHİ : 31.10.2019
MAHKEMESİ :
İHBAR OLUNAN :
DAVA TÜRÜ : Elatmanın Önlenmesi ve Ecrimisil
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın reddine karar verilmiş olup hükmün davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.
KARAR
Davacı … A.Ş vekili, davacının 1252 ada 3 parsel sayılı taşınmazın maliki olduğunu, taşınmazda davalı tarafından uzun zaman önce inşa edilmiş trafo binası bulunduğunu, davalının bu trafo binası ile ilgili hiçbir haklı ve hukuki dayanağı olmayıp taşınmazı haksız olarak işgal ettiğini, davalı lehine intifa hakkı bulunmadığı gibi trafonun binanın mimari projesinde de yer almadığını, davalı tarafa yazılı ve sözlü olarak defalarca müracaatta bulunulmasına rağmen davalının müdahaleye devam ettiğini açıklayarak, haksız işgalin önlenmesine ve trafonun kaldırılmasına, davalının 16.12.2011 tarihinden itibaren hesaplanarak 1.500 TL ecrimisilin yasal faiziyle ödenmesine, fazlaya ilişkin hakların saklı tutulmasına karar verilmesini istemiştir.
Davalı … Elektrik Dağıtım A.Ş vekili, davanın reddini savunmuştur.
İhbar olunan … vekili, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, her ne kadar davacı vekili dava dilekçesi ile meni müdahale talebinde bulunmuşsa da, 14.05.2015 tarihli dilekçesi ile davacının dava konusu taşınmaza yargılama sırasında sattığını bildirerek meni müdahale hususundaki davanın konusuz kaldığını ancak davacının malik olduğu döneme ilişkin ecrimisil taleplerinin devam ettiğini bildirdiği, davacının taşınmazı 16.12.2011 tarihinde satın aldığı, satın aldığı tarihten bu yana trafonun mevcudiyetine göz yumarak davalının kullanımına zımni izin verdiği, mevcut delil durumuna göre davalının intifasını men ettiğine dair ihtarname ya da başka bir delile rastlanmadığı, ancak dava dilekçesinin tebliği ile zımni muvafakatını kaldırdığı, dolayısıyla davalının bu tarih itibariyle haksız işgalci konumuna düştüğü, böylece dava tarihinden geriye doğru davacı lehine ecrimisil koşullarının gerçekleşmediği gerekçesiyle, elatmanın önlenmesi bakımından davacının aktif dava ehliyeti kalmadığından davanın reddine, ecrimisil bakımından ispatlanamayan davanın reddine karar verilmesi üzerine; hüküm, davacı vekili tarafından ecrimisil yönünden temyiz edilmiştir.
Dava, elatmanın önlenmesi ve ecrimisil isteğine ilişkindir.
Bilindiği üzere, ecrimisil, diğer bir deyişle haksız işgal tazminatı, zilyet olmayan malikin, malik olmayan kötüniyetli zilyetten isteyebileceği bir tazminat olup, 08.03.1950 tarihli ve 22/4 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararında; fuzuli işgalin tarafların karşılıklı birbirine uygun iradeleri ile kurduğu kira sözleşmesine benzetilemeyeceği, niteliği itibarı ile haksız bir eylem sayılması gerektiği, haksız işgal nedeniyle oluşan zararın tazmin edilmesi gerekeceği vurgulanmıştır. Ecrimisil, haksız işgal nedeniyle tazminat olarak nitelendirilen özel bir zarar giderim biçimi olması nedeniyle, en azı kira geliri karşılığı zarardır. Bu nedenle, haksız işgalden doğan normal kullanma sonucu eskime şeklinde oluşan ve kullanmadan kaynaklanan olumlu zarar ile malik ya da zilyedin yoksun kaldığı fayda (olumsuz zarar) ecrimisilin kapsamını belirler. Haksız işgal, haksız eylem niteliğindedir. (YHGK’nin 25.02.2004 tarihli ve 2004/1-120-96 sayılı kararı) 25.05.1938 tarihli ve 29/10 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı ile Yargıtayın aynı yoldaki yerleşmiş içtihatları uyarınca ecrimisil davaları beş yıllık zamanaşımına tabi olup, bu beş yıllık süre dava tarihinden geriye doğru işlemeye başlar.
Hemen belirtilmelidir ki, ecrimisil hesabı uzmanlık gerektiren bir husus olup, taşınmazın niteliğine uygun bilirkişi marifetiyle keşif ve inceleme yapılarak ve taleple bağlı kalınarak haksız işgal tazminatı miktarı belirlenmelidir. Alınan bilirkişi raporu, somut bilgi ve belgeye dayanmalı, tarafların ve hakimin denetimine açık değerlendirmenin gerekçelerinin bilimsel verilere ve HMK’nin 266 vd. maddelerine uygun olarak açıklanması gereklidir.
Özellikle arsa ve binalarda kira esasına göre talep varsa, taraflardan emsal kira sözleşmeleri istenmeli, gerekirse benzer nitelikli yerlerin işgal tarihindeki kira bedelleri araştırılıp, varsa emsal kira sözleşmeleri de getirtilmeli, dava konusu taşınmaz ile emsalin somut karşılaştırması yapılmalı, üstün veya eksik tarafları belirlenmelidir.
İlke olarak, kira geliri üzerinden ecrimisil belirlenmesinde, taşınmazın dava konusu ilk dönemde mevcut haliyle serbest şartlarda getirebileceği kira parası, emsal kira sözleşmeleri ile karşılaştırılarak, taşınmazın büyüklüğü, niteliği ve çevre özellikleri de nazara alınarak yöredeki rayiçe göre belirlenir. Sonraki dönemler için ecrimisil değeri ise ilk dönem için belirlenen miktara ÜFE artış oranının tamamının yansıtılması suretiyle bulunacak miktardan az olmamak üzere takdir edilir.
Mahkemece yukarıda yazılı gerekçe ile davanın reddine karar verilmişse de, gerekçe dosya kapsamına uygun düşmemektedir. Şöyle ki, dosya arasında bulunan tapu kayıtlarının incelenmesinden, dava konusu taşınmazın 570,25 m2 betonarme karkas dört katlı depo vasfıyla tapuda kayıtlı olduğu, … adına kayıtlı iken 24.05.2010 tarihinde özelleştirme yoluyla … adına tescil edildiği, sonra 16.12.2011 tarihinde unvan tashihi yoluyla davacı şirket adına tescil edildiği, yargılama sırasında 05.12.2014 tarihinde dava dışı 3.kişilere satılarak devredildiği görülmektedir. Yine dosya arasında bulunan fen bilirkişisi tarafından düzenlenen 01.07.2014 tarihli rapordan, dava konusu taşınmazın üzerinde zemin dahil 4 katlı bir yapı bulunduğu, bu yapının zemin katında krokide belirtilen ebatlarda 25,62 m2 alanında yaklaşık 3,50 metre yüksekliğinde dava konusu trafonun bulunduğu anlaşılmaktadır. Davacı şirket, dava konusu taşınmazı 24.05.2010 tarihinde Özelleştirme İdaresi’nden satın almış ve 16.12.2011 tarihinde unvan tashihi yapmıştır. Davacı şirket dava konusu taşınmazı 24.05.2010 tarihinde Özelleştirme İdaresi’nden satın aldığına, tapu kayıtlarında ve şartnamede … lehine irtifak hakkı olduğuna dair şerh bulunmadığına göre, davalının 3.kişi durumunda olması nedeniyle, satın almadan itibaren aradan uzun zaman da geçmediğine göre mahkemenin davacı tarafın trafonun varlığına zımni izin verdiği şeklindeki kabulü doğru değildir. Mahkemece, bilirkişilerden yukarıda belirtilen ilkeler ve esaslar doğrultusunda bilimsel verilere uygun, denetime elverişli şekilde rapor alınmak suretiyle taşınmazın trafo olmaksızın arsa niteliğiyle 25,62 m2’lik alanının kira bedeli talep tarihi olan 16.12.2011 tarihi itibariyle belirlenip, sonraki yıllar için ÜFE endeksi uygulanmak suretiyle davacının talep edebileceği ecrimisil miktarı tespit edildikten sonra, belirlenecek miktara hükmedilmesi gerekirken dosya kapsamına uygun düşmeyen yazılı gerekçelerle davanın reddine karar verilmesi doğru olmamıştır.
SONUÇ: Davacı vekilinin temyiz itirazları açıklanan nedenlerle yerinde olduğundan kabulüyle hükmün HMK’nin Geçici 3. maddesi yollamasıyla ve HUMK’un 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, HUMK’un 440/III-1, 2, 3 ve 4. bentleri gereğince ilama karşı karar düzeltme yolu kapalı bulunduğuna ve peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine, 31.10.2019 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.