YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2018/10525
KARAR NO : 2020/1184
KARAR TARİHİ : 11.02.2020
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Ecrimisil, Tazminat
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiş olup, hükmün duruşma yapılması suretiyle Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmiştir. Dosya incelenerek işin duruşmaya tabi olduğu anlaşılmış ve duruşma için 11.02.2020 Salı günü tayin edilerek taraflara çağrı kağıdı gönderilmişti. Duruşma günü temyiz eden davalı vekili Avukat … geldi, karşı taraftan gelen olmadı. Duruşmaya başlanarak temyiz isteğinin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan ve hazır bulunanın sözlü açıklaması dinlendikten sonra duruşmaya son verilerek; dosya incelendi, gereği düşünüldü:
KARAR
Davacılar vekilleri, 48 parsel sayılı taşınmazın vekil edenlerinin murisi adına kayıtlı iken, davalı Belediyenin dava konusu parsele çöp dökmesi nedeni ile müdahalede bulunduğundan bahisle açılan el atmanın önlenmesi, ecrimisil ve tazminat davası sonucunda, Akhisar 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 25/05/2012 tarihli kararı ile 48 parselin krokide belirtilen kısmının davalı … adına tesciline, 2002-2006 yılları için belirlenen ecrimisil bedelinin vekil edenlere ödenmesine, çöplük alanı dışındaki naylon toplama bedeli,ilaçlama ve komşu parsellerdeki 1998-2007 yılları arasındaki kira kaybının vekil edenlere ödenmesine karar verildiğini, kararın kesinleştiğini, 48 parselin 3 parçaya ifraz olarak, 1939 ada 286 ve 288 parsel sayılı taşınmazların vekil edenleri adına, 287 parselin ise davalı … adına tescil edildiğini, davalının Mahkeme kararına rağmen eylemlerine devam ettiğini belirterek, kamulaştırılan kısım olan 287 parsel sayılı taşınmaza ilişkin olarak, bahse konu yerin bedelinin vekil edenlerine ödendiği tarihten geriye doğru 3 yıl 2 ay haksız kullanım karşılığı şimdilik 6.100 TL ecrimisil bedeli ile çöplük alanlar dışındaki dava dilekçesinde belirttiği taşınmazlara ilişkin olarak çöp toplama, ilaçlama bedellerini ve 286,288 parsel sayılı taşınmazları kiraya verememekten doğan kira kayıplarının (2007/2 ay-2014 yılları arası) davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Davalı … vekili, davaya konu ecrimisil istenilen taşınmaz hakkında Akhisar 2.Asliye Hukuk Mahkemesinin kesinleşen kararı ile Belediye adına kayıt ve tescile karar verildiğini, 02/02/2007 tarihinden itibaren hesaplanan faiziyle 300.000 TL.yi aşan bedelin davacılara ödendiğini, bu tarihten sonra ecrimisil talep edilmesinin sebepsiz zenginleşmeye neden olacağından hukuka uygun bulunmadığını, davacıların çöp alanı bitişiğinde bulunan taşınmazlar için talep ettikleri tazminatların hukuki dayanaktan yoksun ve fahiş olduğunu, zarar gördüğü iddia edilen taşınmazların mera kapsamında bulunduğunu, ecrimisil isteğinin zamanaşımına uğradığını belirterek davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.
Mahkemece, davanın kabulüne, 1939 ada 286 parsel ve 288 parsel sayılı taşınmazların kira kaybı bedeli olarak 187.889,02 TL nin dava tarihi olan 05/01/2015 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacılara eşit olarak verilmesine,1939 ada 287parsel sayılı taşınmaz yönünden; 2010 Yılı için 6.368,87 TL.ecrimisilin dönem sonu olan 31/12/2010 tarihinden, 2011 Yılı için 13.404,17 TL.ecrimisilin dönem sonu olan 31/12/2011 tarihinden, 2012 Yılı için 12.276,62 TL.ecrimisilin dönem sonu olan 31/12/2012 tarihinden, 2013 Yılı için 3.656,26 TL.ecrimisilin dönem sonu olan 28/02/2013 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte toplam 35.705,92 TL ecrimisilin davalıdan tahsili ile davacılara eşit olarak verilmesine, davacılara ait olan 339 ada ve 340 ada parsel sayılı taşınmazlar yönünden her bir davacının maliki olduğu taşınmaza ilişkin olarak çöp toplama ve ilaçlama bedelllerinin davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
1.Dosya muhtevasına, dava evrakı ile yargılama tutanakları münderecatına, mevcut deliller mahkemece takdir edilerek karar verildiğine ve 339 ve 340 adadaki dava konusu parsellere ilişkin hesaplanan çöp toplama ve ilaçlama bedellerine hükmedilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığına göre, davalı vekilinin aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2.Davalı vekilinin 286, 287 ve 288 parsel sayılı taşınmazlara ilişkin temyiz itirazlarının incelenmesinde,
Dava ecrimisil ve tazminat istemlerine ilişkindir
Tüm dosya içeriği ve toplanan delillerden, dava konusu 286,287 ve 288 parsel sayılı taşınmazların kök kaydı olan 48 parsel sayılı taşınmazın davacıların murisleri adına tapuda kayıtlı olduğu, davacılar tarafından davalı … aleyhine 02.02.2007 tarihinde, 48 parsel sayılı taşınmaz ve çevre parselleri hakkında davalı … tarafından çöp atıldığı, gerekçesi ile müdahalenin meni, muarazının giderilmesi,ecrimisil ve tazminat istemli dava açıldığı, açılan davada ilk hükümle, 48 parsel sayılı taşınmaza el atmanın önlenmesine ve taşınmazın eski hale iadesine, çöplük alana ilişkin 2002-2006 yılı için davalı aleyhine ecrimisil tazminatına, yine çöplük alan dışındaki parseller için ecrimisil ve tazminat talebinin kabulüne karar verildiği, hükmün davalı … vekili tarafından temyiz edildiği, temyiz incelemesi sonucunda 5. Hukuk Dairesince hükmün, bilirkişi raporunun hükme elverişli olmadığı ve el atılan bölümün bedelinin eski hale getirme masraflarından fazla olması halinde el atılan bölümlerin davalı idareden tahsiline ve el atılan bölümlerin idare adına tesciline karar verilmesi gerektiği gerekçesi ile bozulduğu, bozma sonrası Mahkemesince yapılan yargılama neticesinde, fen raporda B,C,E harfleri ile gösterilen yerlerin Belediye adına tesciline ve bedelinin davacılara ödenmesine karar verildiği, hükmün temyiz edilmeksizin 25/03/2013 tarihinde kesinleştiği, bu hüküm sonucunda kök 48 parsel sayılı taşınmazın 3 parçaya ifraz edildiği, 286 ve 288 parsel sayılı taşınmazların hükmen ifraz ile 16/07/2013 tarihinde davacıların murisleri adına tescil edildiği, sonrasında 17/03/2014 tarihinde davacılar adına intikal gördüğü, 287 parsel sayılı taşınmazın ise Akhisar Belediyesi adına hükmen tescil edildiği anlaşılmaktadır.
Bilindiği gibi, kamulaştırma kararı alınmadan veya kamulaştırma işlemleri tamamlanmadan taşınmaza el koyan idarenin haksız işgalci konumunda olacağı sabittir.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 19/09/2019 tarihli ve 2017/1-1273 Esas, 2019/911 Karar sayılı kararında da değinildiği üzere, kamulaştırmasız elatma nedeniyle taşınmaz mal malikinin, idarenin bu fiili durumuna razı olup, bedeli mukabilinde taşınmazın mülkiyetini idareye devretme iradesini ortaya koyduğu, eş söyleyişle kamulaştırmasız el koyma karşılığının tahsili talebiyle dava açtığı tarihe kadar idarenin taşınmaza el atması haksız fiil niteliğindedir. Sonuç olarak kamulaştırmasız elatma nedeniyle mal sahibi, taşınmazın dava tarihindeki değerini isteyebileceği gibi, ecrimisil de isteyebilir. Ancak kamulaştırmasız el atma nedeniyle tazminat davasından sonraki dönem için ecrimisil istenemeyeceği de kuşkusuzdur.
Somut olayda, davacılar, 287 parsel sayılı taşınmaz için 2010 yılından kamulaştırma bedelinin ödendiği tarihe kadar ecrimisil talebinde bulunmuş ve Mahkemece bu bedele hükmedilmiştir. Yukarıda yapılan açıklamalar ışığında bu hükmün doğru olduğunu söyleyebilme olanağı yoktur. Şöyle ki, az yukarıda da belirtildiği üzere,davacıların kamulaştırmasız elatma nedeniyle tazminat davası açtıkları tarihten sonrası için ecimisil hesaplanması hukuka aykırı olup, davanın açıldığı 02.02.2007 tarihinden sonrası için davacılar ecrimisil talep edemeyeceklerdir.
Hal böyle olunca; davacıların kamulaştırmasız elatma nedeniyle açtıkları tazminat dava tarihi gözönüne alındığında, 287 parsel sayılı taşınmaza ilişkin olarak açılan ecrimisil talebinin reddi gerektiğinden, hükmün bu yönden bozulması gerekmiştir.
Yine, davacılar, 286 ve 288 parsel sayılı taşınmazlara yönelik olarak kira kaybı bedeli adı altında tazminat talebinde bulunmuş, mahkemece bu yönde karar verilmiştir.
Bilindiği üzere, maddi olayları ileri sürmek taraflara, hukuki nitelendirme yapmak ve uygulanacak kanun maddelerini belirlemek hakime aittir (6100 s.lı HMK mad. 33). İddianın ileri sürülüş şekline göre bahsi geçen parsellere ilişkin davacıların istemi, ecrimisilin, kötü niyetli şagilin ödemek durumunda olduğu tazminat miktarı olduğu ve en azının kira geliri, en çoğunun da tam gelir kaybı olduğu hususu gözönüne alındığında, ecrimisil isteğine ilişkindir. Somut olayda, Mahkemece bu husus düşünülmeden kira kaybı bedeli adı altında 286 ve 288 parsel sayılı taşınmazlara ilişkin tazminat hesaplanması yanlış olmuştur.
Bilindiği, gerek öğretide ve gerekse yargısal uygulamalarda ifade edildiği üzere ecrimisil, diğer bir deyişle haksız işgal tazminatı, zilyet olmayan malikin, malik olmayan kötüniyetli zilyetten isteyebileceği bir tazminat olup, 08.03.1950 tarihli 22/4 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararında; fuzuli işgalin tarafların karşılıklı birbirine uygun iradeleri ile kurduğu kira sözleşmesine benzetilemeyeceği, niteliği itibarı ile haksız bir eylem sayılması gerektiği, haksız işgal nedeniyle oluşan zararın tazmin edilmesi gerekeceği vurgulanmıştır. Ecrimisil, haksız işgal nedeniyle tazminat olarak nitelendirilen özel bir zarar giderim biçimi olması nedeniyle, en azı kira geliri karşılığı zarardır. Bu nedenle, haksız işgalden doğan normal kullanma sonucu eskime şeklinde oluşan olumlu zarar ile malik ya da zilyedin yoksun kaldığı fayda (olumsuz zarar) ecrimisilin kapsamını belirler. Haksız işgal, haksız eylem niteliğindedir. (YHGK’nin 25.02.2004 gün ve 2004/1-120-96 sayılı kararı)
25.05.1938 tarih ve 29/10 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı ve Yargıtayın aynı yoldaki yerleşmiş içtihatları uyarınca ecrimisil davaları beş yıllık zamanaşımına tabi olup bu beş yıllık süre dava tarihinden geriye doğru işlemeye başlar.
Hemen belirtelim ki, ecrimisil hesabı uzmanlık gerektiren bir husus olup, taşınmazın niteliğine uygun bilirkişi marifetiyle keşif ve inceleme yapılarak ve taleple bağlı kalınarak haksız işgal tazminatı miktarı belirlenmelidir. Alınan bilirkişi raporu, somut bilgi ve belgeye dayanmalı, tarafların ve hakimin denetimine açık olmalı ve değerlendirmenin gerekçelerinin bilimsel verilere uygun şekilde HMK’nin 266 vd. maddelerine uygun olarak açıklanması gereklidir.
Bu nedenle, özellikle tarım arazilerinin haksız kullanımı nedeniyle ürün esasına göre talep varsa, bu konudaki resmi veriler getirtilmeli, taşınmazın bulunduğu bölgede ekilen tarım ürünlerinin neler olduğu tarım il veya ilçe müdürlüğünden sorulmalı, ekildiği bildirilen ürünlerin ecrimisil talep edilen yıllara göre birim fiyatları ve dekara verim değerleri, hal müdürlüğünden ilgili dönem için birim fiyatlar getirtilmeli, bölgede münavebeli ekim yapılıp yapılmadığı, taşınmazın nadasa bırakılıp bırakılmadığı tespit edilmelidir.
Eğer, özellikle arsa ve binalarda kira esasına göre talep varsa, taraflardan emsal kira sözleşmeleri istenmeli, gerekirse benzer nitelikli yerlerin işgal tarihindeki kira bedelleri araştırılıp, varsa emsal kira sözleşmeleri de getirtilmeli, dava konusu taşınmaz ile emsalin somut karşılaştırması yapılmalı, üstün veya eksik tarafları belirlenmelidir.
İlke olarak, kira geliri üzerinden ecrimisil belirlenmesinde, taşınmazın dava konusu ilk dönemde mevcut haliyle serbest şartlarda getirebileceği kira parası, emsal kira sözleşmeleri ile karşılaştırılarak, taşınmazın büyüklüğü, niteliği ve çevre özellikleri de nazara alınarak yöredeki rayiçe göre belirlenir. Sonraki dönemler için ecrimisil değeri ise ilk dönem için belirlenen miktara ÜFE artış oranının tamamının yansıtılması suretiyle bulunacak miktardan az olmamak üzere takdir edilir.
Tüm bu açıklamalar ışığında, mahkemece yapılacak iş, az yukarıda açıklanan ilkelere göre, davacıların 286 ve 288 parsel sayılı taşınmazlara yönelik olarak, davalı Belediyenin süresinde verdiği cevap dilekçesinde zamanaşımı itirazında bulunduğu hususu da gözetilerek davalı aleyhine ecrimisile hükmetmek olmalıdır. Tüm bu hususlar düşünülmeden yazılı olduğu üzere karar verilmesi yanlış olduğundan, hükmün bu yönden de bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile temyiz olunan kararın (2) sayılı bentte açıklanan nedenlerle 6100 sayılı HMK’nin Geçici 3. maddesi yollaması ile HUMK’un 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, sair temyiz itirazlarının (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle reddine, Yargıtay duruşmasının yapıldığı tarihte yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi hükümleri uyarınca 2.540,00 TL avukatlık ücretinin davacılardan alınarak Yargıtay duruşmasında avukat marifetiyle temsil olunan davalıya verilmesine
taraflarca HUMK’un 440/I maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine ve peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine 11.02.2020 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.