YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2019/2273
KARAR NO : 2020/1079
KARAR TARİHİ : 10.02.2020
MAHKEMESİ : Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi
DAVA TÜRÜ : Nüfus Kayıtlarının Düzeltilmesi
İLK DERECE
MAHKEMESİ : Körfez 2. Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Körfez 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 31.10.2018 tarihli ve 2018/106 Esas, 2018/480 Karar sayılı kararıyla reddine karar verilmiş, Mahkeme hükmüne karşı davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesince istinaf başvurusunun esastan reddine şeklinde hüküm kurulmuş olup, bu kez davacı vekilinin Bölge Adliye Mahkemesi kararını temyizi üzerine Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı vekili dava dilekçesinde, müvekkili ile müteveffa eşinin nüfus kayıtlarında … adında müşterek çocuklarının göründüğünü, gerçekte bu kişinin hiç doğmadığını ve yaşamadığını fakat her nasılsa nüfusa kaydının yapıldığını ileri sürerek, “…”ya ait nüfus kaydının iptalini istemiştir.
İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonunda, nüfus kaydı iptali istenen kişinin doktor tarafından bire bir muayene edilmek suretiyle düzenlenen yaş tespit forumuna istinaden nüfusa kaydedildiğinden bahisle ispatlanamayan davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekilince istinaf edilmiş, Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi istinaf başvurusunun esastan reddine karar vermiş, bu son karar davacı vekilince temyiz edilmiştir.
Nüfus kayıtlarındaki düzeltme istemine ilişkin davalarda, mahkemelerin hiçbir kuşku ve duraksamaya neden olmaksızın doğru sicil oluşturmak zorunluluğu bulunmaktadır.
Dosya içerisinde bulunan nüfus kayıtlarına göre, davacı … ile 04.06.2018 tarihinde ölen eşi …’nın 21.04.1981 doğumlu …, 01.01.1984 doğumlu …, 28.03.1987 doğumlu … ve nüfus kaydı iptali istenen 21.03.1998 doğumlu … adında çocuklarının bulunduğu, …’ın … tarafından 21.03.2002 tarihinde nüfusa kaydedildiği anlaşılmıştır. İptali istenen kayda esas olmak üzere hükumet tabibi, nüfus müdürü ve nüfus memuru imzalı yaş tespit formu düzenlenmiş ise de; sözkonusu formun mevcut olması “…” adında bir kişinin varlığını ispat için yeterli değildir. Davacı vekili dava dilekçesinde tanık beyanına dayandığına göre, mahkemece tanık dinlenilmesi, …’a ait bilgilerin askerlik şubesinden, Milli Eğitim Müdürlüğü, Tapu Müdürlüğü, Seçim Müdürlüğü ve Savcılıktan sorulması, oluşacak sonuca göre karar verilmesi gerektiğinin düşünülmemesi doğru görülmemiş, Bölge Adliye Mahkemesi kararı kaldırılarak, İlk Derece Mahkemesi hükmünün bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı HMK’nin 373/1 maddesi uyarınca KALDIRILMASINA, İlk Derece Mahkemesi kararının HMK’nin 371. maddesi uyarınca BOZULMASINA, dosyanın İlk Derece Mahkemesine, karardan bir örneğinin de Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine, 10.02.2020 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.