YARGITAY KARARI
DAİRE : 9. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2016/19233
KARAR NO : 2020/6827
KARAR TARİHİ : 01.07.2020
MAHKEMESİ : BAKIRKÖY 17. İŞ (SOSYAL GÜVENLİK) MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen kararın, temyizen incelenmesi taraflar vekillerince istenilmekle, temyiz taleplerinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
YARGITAY KARARI
A) Davacı İsteminin Özeti:
Davacı vekili, davacının davalı işverene ait hastanede 03.05.2011 tarihinden 26.06.2012 tarihine kadar kesintisiz kardiovasküler cerrahi uzmanı hekim olarak çalıştığını, hekim olarak 10 yılın üzerinde mesleki tecrübesinin bulunduğunu, hak ve alacaklarının ödenmesini talep etmesi üzerine iş sözleşmesinin tek taraflı olarak feshedildiğini ileri sürerek kıdem ve ihbar tazminatları ile ödenmeyen ücret alacağı, yıllık izin, fazla çalışma, ulusal bayram ve genel tatil ücreti ve hafta tatili ücreti alacakları istemiştir.
B) Davalı Cevabının Özeti:
Davalı vekili, davacının davalı şirket ile aralarında yazılı bir iş sözleşmesi olmadan 04.05.2011 tarihinde kalp damar cerrahisi uzmanı olarak görev yapmaya başladığını, aylık brüt 1.000,00 TL ücretle çalışmakta iken 27.06.2012 tarihinde davalı işyerine sözlü olarak ayrılmak istediğini beyan ettiğini ve sağlık grup başkanlığından çıkışını kendisinin yaptığını, savunarak, davanın reddini istemiştir.
C) Yerel Mahkeme Kararının Özeti:
Mahkemece, toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporuna dayanılarak, davalının iş sözleşmesini fesihte haksız olduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
D) Temyiz:
Kararı taraflar temyiz etmiştir.
E) Gerekçe:
1- Dosyadaki yazılara, toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre tarafların aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir.
2- Davacı, son üç ay ücretinin hiç ödenmediğini ileri sürerken, davalı davacının Nisan/2012 dönemine ait ücretine ilişkin 5.000,00 TL’lik kısmın 13.06.2012 tarihli makbuzla ödendiğini savunmuştur. Mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporunda davalıya ait ticari defter kayıtlarında yapılan incelemede bu makbuza ait ödemeye rastlanmadığı belirtilerek ödeme dikkate alınmamıştır.
Oysaki, 13.06.2012 tarihli para makbuzunda davacıya imzası karşılığı ödendiği belirtilmekte olup davacının da imzaya herhangi bir itirazı yoktur.Bu durumda para makbuzunda belirtilen 5.000,000 TL’nin prim alacağından mahsup edilmemesi hatalıdır.
3-Davacı fazla mesai talebinde bulunmuş mahkemece kabulüne karar verilmiştir. Hükme esas alınan 11.07.2014 tarihli raporun kök raporu olan 11.10.2013 tarihli bilirkişi raporunda fazla mesai ücreti hesaplanırken Cumartesi günü çalışma süresinden ara dinlenme süresi düşüldükten sonra kalan çalışma süresi 5 saat belirlendiği halde hafta içi yapılan fazla çalışma ile toplama sırasında bu sürenin 5,5 saat olarak alınması ve buna göre fazla mesai ücreti hesaplanırken fazla hesaplama yapılması hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.
4-Davacı işçinin hafta tatili ücretine hak kazanıp kazanmadığı hususu taraflar arasında uyuşmazlık konusudur.
4857 sayılı İş Kanunu’nun 46’ncı maddesinde, işçinin tatil gününden önce aynı Yasanın 63’üncü maddesine göre belirlenmiş olan iş günlerinde çalışmış olması koşuluyla, yedi günlük zaman dilimi içinde yirmidört saat dinlenme hakkının bulunduğu belirtilmiş, işçinin hafta tatili gününde çalışma karşılığı olmaksızın bir günlük ücrete hak kazanacağı da 46’ncı maddenin ikinci fıkrasında hüküm altına alınmıştır.
Hafta tatili izni kesintisiz en az yirmidört saattir. Bunun altında bir süre haftalık izin verilmesi durumunda, usulüne uygun şekilde hafta tatili izni kullandığından söz edilemez. Hafta tatili bölünerek kullandırılamaz. Buna göre hafta tatilinin yirmidört saatten az olarak kullandırılması halinde hafta tatili hiç kullandırılmamış sayılır.
2429 sayılı Ulusal Bayram ve Genel Tatiller Hakkında Kanun’un 3’üncü maddesine göre, hafta tatili Pazar günüdür. Bu genel kural mutlak nitelikte olmayıp, hafta tatili izninin Pazar günü dışında da kullandırılması mümkündür.
Hafta tatili gününde çalıştığını iddia eden işçi, norm kuramı uyarınca bu iddiasını ispatla yükümlüdür. Ücret bordrolarına ilişkin kurallar burada da geçerlidir. İşçinin imzasını taşıyan bordro sahteliği ispat edilinceye kadar kesin delil niteliğindedir. Bir başka anlatımla bordronun sahteliği ileri sürülüp kanıtlanmadıkça, imzalı bordroda yer alan hafta tatili ücreti ödemesinin yapıldığı varsayılır. Bordroda ilgili bölümünün boş olması ya da bordronun imza taşımaması halinde, işçi hafta tatilinde çalışma yaptığını her türlü delille ispat edebilir.
Hafta tatillerinde çalışıldığının ispatı konusunda işyeri kayıtları, özellikle işyerine giriş çıkışı gösteren belgeler, işyeri iç yazışmaları, yazılı delil niteliğindedir. Ancak, sözü edilen çalışmanın bu tür yazılı belgelerle kanıtlanamaması durumunda tarafların dinletmiş oldukları tanık beyanları ile sonuca gidilmesi gerekir. Bunun dışında herkesçe bilinen genel bazı vakıalar da bu noktada göz önüne alınabilir. Hafta tatili çalışmalarının yazılı delil ya da tanıkla ispatı imkân dahilindedir. İşyerinde çalışma düzenini bilmeyen ve bilmesi mümkün olmayan tanıkların anlatımlarına değer verilemez.
Somut uyuşmazlıkta, davacı dava dilekçesinde ayda bir haftanın 7 günü işyerinde çalıştığını iddia etmiş, mahkemece, davacının haftada birgün izin yaptığı, 7 gün çalışmayı ispatlayamadığı kanaatine varıldığı gerekçesiyle davacının hafta tatili alacağı reddedilmiş ise de, davacı ile aynı işyerinde çalışmış davacı tanıkları ve davalı … cumartesi ve pazarları nöbetçi olanların hastaneye geldiğini söyleyerek davacının ayda bir hafta tatili çalışmasını doğrulamıştır.
Mahkeme tarafından da ayda bir hafta tatilinde çalışmanın varlığı hüküm altına alınarak belirtilen günde 7,5 saati aşan çalışma süresi fazla çalışma süresine eklenmek suretiyle hafta tatilinde çalışma olgusu kabul edilmiştir.
Bu nedenlerle davacının ayda bir hafta tatilinde çalıştığı anlaşılmakla, ücretinin hesaplanarak hüküm altına alınması gerekirken yazılı şekilde reddi hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.
F) Sonuç:
Temyiz olunan kararın, yukarıda yazılı sebepten dolayı BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 01.07.2020 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.