Yargıtay Kararı 8. Hukuk Dairesi 2017/15472 E. 2020/3606 K. 17.06.2020 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2017/15472
KARAR NO : 2020/3606
KARAR TARİHİ : 17.06.2020

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Tapu İptali Ve Tescil, Alacak

Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın kısmen kabul, kısmen reddine karar verilmiş olup, hükmün davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.

KARAR

Davacı vekili, dava konusu 199 parsel sayılı taşınmazın 1000 m2’lik kısmına ilişkin haricen düzenlenen 14.03.1970 tarihli “Gayrimenkul Satış Senedi” başlıklı belgeye dayanarak tapu kaydının iptali ile bu kısmın vekil edeni adına tescilini, olmadığı takdirde harici satış tarihinde ödenen bedelin dava tarihindeki rayiç değerinin davalıdan alınarak vekil edenine ödenmesini istemiştir.
Davalı vekili, davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.
Mahkemece ilk yapılan yargılama sonunda, harici satış sözleşmesinin TMK’nin 706., BK’nin 213., Tapu Kanunu’nun 26. ve Noterlik Kanunu’nun 60. maddeleri uyarınca geçersiz olduğu, temliken tescil isteğine ilişkin olarak ise ifrazın mümkün olmadığı, binanın yıkımının fahiş zarar doğurmayacağı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiş, Dairenin 09.05.2014 tarihli ve 2014/8254 Esas, 2014/9104 Karar sayılı ilamı ile Mahkemenin, dosya kapsamıyla örtüşmeyen bir gerekçeyle davanın reddine karar vermesi yönündeki görüşüne ve bedel iadesi istemi hakkında hüküm kurulmamasına katılma olanağı bulunmadığı, dava konusu 199 parsel sayılı taşınmazın “tarla” niteliğiyle, senetsizden, 08.08.1953 tarihinde, tam mülkiyet üzere, Hüseyin oğlu … adına tespit gördüğü, …’in itirazı üzerine Gezici Arazi Kadastro Mahkemesi’nde yapılan yargılama sonucu parselin …adına tesciline karar verildiği, bu karar dosyada mevcut tapu kaydı tedavülüne göre kesinleşmekle parselin 20.01.1976 tarihinde tapuya tescilinin sağlandığı, parselin 08.01.1996 tarihinde intikal yoluyla… ve dört arkadaşı adına tescil edildiği, bu kişilerin tapu memuru huzurunda 26.03.1996 tarihinde …’a satışıyla … adına tescil edildiği, tapu kaydının halen … adına olduğu, bu durumda, Mahkeme gerekçesinin aksine haricen satış tarihinde davaya konu parselin tapuya kayıtlı olmadığı, taşınmazın harici satışa konu edildiği iddia edilen tarihin kadastro tespiti sonrası olduğu, mülkiyetinin ihtilaflı olduğu, haricen satışın yapıldığı tarih itibariyle tapulama öncesi ve sonrası tapu kaydı olmadığı için temliken tescil davasına da konu olamayacağı, hal böyle olunca, davacı tarafın tapu iptali ve tescil talebinin reddini sonuç itibariyle doğru olduğu, bu nedenle tapu iptali ve tescil davasının mahkemece reddine karar verilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığından tapu iptali ve tescil ve temliken tescile ilişkin hüküm fıkrasının onanmasına, ancak, davacı vekilinin terditli isteği olan “bedele” yönelik temyiz itirazlarına gelince; taşınmazın haricen satışı geçersiz ise de, geçersiz sözleşmeden kaynaklanan bedelin tahsilinin istenebileceği, sözleşmenin yapıldığı tarihten itibaren sözleşmede yer alan bedelin TEFE – TÜFE endekslerindeki artışlar ile, altın, döviz fiyat ve kurlarındaki artışlar, işçi ve memur aylıklarındaki artışlar gözetilerek denkleştirici adalet kuralları uyarınca, dava tarihine kadar uyarlaması yapılarak dava tarihinde harici satış senedindeki miktarın ulaştığı değerin belirlenmesi için dosyanın bir bankacı, bir mülk sahibi ve bir mali müşavirden oluşacak üçlü bir heyete tevdii edilerek denkleştirici adalet kuralları da gözönünde bulundurularak harici satış senedindeki bedelin uyarlanma suretiyle dava tarihinde vardığı değerin belirlenmesinin istenmesi, buna ilişkin gerekçeli, Yargıtay ve tarafların denetimine açık rapor alınması, toplanan ve toplanacak deliller değerlendirilerek sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken bedel iadesi isteğine ilişkin olarak hüküm kurulmamasının doğru olmadığı gerekçesi ile bozulmasına karar verilmiş, Mahkemece uyulmasına karar verilen bozma ilamı uyarınca yapılan yargılama sonunda, hükme esas alınan bilirkişi raporu uyarınca davanın kısmen kabulü ile, 6.395,24 TL nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiş, kararın davacı vekilince temyizi üzerine Dairenin 05.10.2015 tarihli, 2015/13594 Esas-2015/17453 Karar sayılı ilamı ile “….Dairemiz uyarlama satış bedeli konusunda bozma kararında uyarlama ölçüsü olarak; TEFE–TÜFE endekslerindeki artışlar, işçi ve memur aylıklarındaki artışlar da gözönüne alınarak hesaplama yapılması istenildiği halde, mahkemece alınan bilirkişi raporlarında bu unsurlara yer verilmeden hesaplama yapılarak karar verildiği anlaşılmaktadır. Mahkemece bozma kararına uyma kararı verildiğine göre, bozma kararında işaret edilen hususlara uygun inceleme ve işlem yapılması gerekir. Bu nedenle mahkemece önceki bilirkişilerden ek rapor alınarak eksikliğin giderilmesi, ek raporla sonuca gidilememesi halinde ise; yine bozma ilamında bahsedilen nitelikteki kişilerden oluşan yeni bir bilirkişi kurulu oluşturulmak suretiyle önceki rapordaki uyarlama parametreleri dışında TEFE–TÜFE endekslerindeki artışlar ile işçi ve memur aylıklarındaki artış oranları da kullanılmak suretiyle hesap bilirkişi raporu alınması, hükmü sadece davacının temyiz ettiği ve bu nedenle davacı yararına usuli kazanılmış hak oluştuğu gözetilerek karar verilmesi gerekir. Diğer yandan terditli davalarda terditli taleplerden reddedilen talep için ayrıca harç alınmayacağı, vekalet ücreti ve yargılama gideri takdir edilmeyeceği göz önüne alınmadan, terditli taleplerden reddedilen tapu iptali ve tescil talebi yönünden harç, yargılama giderleri ve vekalet ücreti hesabı yapılması da doğru olmamıştır….” gerekçesi ile hükmün bozulmasına karar verilmiş, Mahkemece uyulmasına karar verilen bozma ilamı uyarınca yapılan yargılama sonunda, hükme esas alınan bilirkişi raporu ve davacı lehine oluşan usuli kazanılmış hak uyarınca davanın kısmen kabulü ile, 6.395,24 TL nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava harici satışa dayalı tapu iptali ve tescil olmadığı takdirde alacak isteminden ibarettir.
1.Dosya muhtevasına, dava evrakı ile yargılama tutanakları münderecatına ve uyulan bozma ilâmında açıklandığı üzere işlem yapılıp sonucu dairesinde hüküm tesis edildiğine göre davacı vekilinin aşağıdaki bent kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2. Davacı vekilinin yargılama giderlerine ilişkin temyiz itirazlarına gelince;
Davacı vekilinin 08.12.2010 tarihli dava dilekçesinde terditli taleplerinden bedel yönünden 10.000 TL’nin tahsiline karar verilmesini talep ettiği, harca esas dava değeri olarak da 10.000 TL gösterildiği, bilahare taşınmazın değerinin bilirkişi tarafından 27.500 TL olarak tespit edilmesi üzerine Mahkemece tapu iptali ve tescil talebi yönünden bu değer üzerinden harcın tamamlatılması istendiği, temyize konu kararda ise bedel yönünden davanın kısmen kabulüne karar verildiği, yargılama giderleri ve vekalet ücreti yönünden ise taşınmazın değeri olan 27.500,00 TL nin esas alındığı anlaşılmıştır.
Dairenin 05.10.2015 tarihli ve 2015/13594 Esas-2015/17453 Karar sayılı ilamında da değinildiği üzere, terditli davalarda terditli taleplerden reddedilen talep için ayrıca harç alınmayacağı, vekalet ücreti ve yargılama gideri takdir edilmeyeceği göz önüne alınmadan, terditli taleplerden reddedilen tapu iptali ve tescil talebi yönünden harç, yargılama giderleri ve vekalet ücreti hesabı yapılması doğru değilse de, yapılan yanlışlığın düzeltilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, HUMK’un 438/7. maddesi uyarınca hüküm fıkrasının aşağıda yazılı olduğu şekilde düzeltilmesine karar verilmiştir.
SONUÇ: Yukarıda (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, hüküm fıkrasının 2. bendine yer alan “…677,97 TL “ ibaresinin çıkarılarak yerine “…. 1.886,00 TL….” ibaresinin, 6. bendinde yer alan “….2.532,57 TL nispi ücreti vekaletin….” ibaresinin çıkarılarak yerine “….1.980,00 TL maktu ücreti vekaletin” ibaresinin yazılmasına ve hükmün bu şekliyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA, davacı vekilinin sair temyiz itirazlarının yukarıda (1) nolu bentte yazılı nedenlerle REDDİNE, HUMK’un 440/III-1, 2, 3 ve 4. bentleri gereğince ilama karşı karar düzeltme yolu kapalı bulunduğuna, peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 17.06.2020 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.