Yargıtay Kararı 11. Ceza Dairesi 2019/5905 E. 2020/1265 K. 13.02.2020 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2019/5905
KARAR NO : 2020/1265
KARAR TARİHİ : 13.02.2020

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Sahte fatura düzenlemek
HÜKÜM : Mahkumiyet

I-2008 takvim yılında sahte fatura düzenlemek suçundan verilen mahkumiyet hükmüne yönelik sanık müdafinin temyiz taleplerinin incelenmesinde:
Sanık hakkında 2008 takvim yılında sahte fatura düzenlediği iddiasıyla açılan kamu davasında; sanığın, temyiz dışı diğer sanık … ve annesi …’ın sahibi oldukları şirkete müdür olarak atandığını, ancak kendisinin sadece şirket çalışanlarını organize ettiğini, bunun dışında para alışverişi ve fatura kesimi ile …’ın ilgilendiğini, kendisinin hiçbir şekilde sahte fatura tanzim etmediğini savunmuş ise de; yapılan incelemede, şirketin bina inşaatı faaliyeti ile iştigal etmek üzere 02.02.2007 tarihinde mükellefiyet tesis ettirmesi, açılış yoklaması haricinde adresinde bulunmaması, bilinen adreslerin kapalı ve boş olduğunun tespit edilmesi üzerine mükellefiyetin 23.09.2008 tarihi itibariyle resen terkin edilmesi, işyerinin 90 m² olup muhtelif büro malzemelerinin bulunması, Ba ve Bs beyanlarını vermemesi, şirket adına 4000 adet fatura bastırılması, mükellefler tarafından şirketten 2008 yılında 30.432.267 TL tutarında mal ve hizmet satın alındığının beyan edilmesi, ancak şirketin bu kapasitede mal ve hizmet satışı yapabilecek ticari kapasite ve yeterliliğinin bulunmaması, dosya kapsamından sanığın savunmasında ifade ettiği gibi çalışanlarını organize edebileceği gerçek anlamıyla ticari faaliyet gösteren bir şirketin varlığının bulunmaması, dolayısıyla şirket müdürü olan sanığın şirketin adına sahte fatura düzenlendiğinden haberdar olmamasının mümkün olmaması ve UYAP üzerinden yapılan araştırmada, sanık hakkında yetkilisi olduğu başka mükellefiyetler ile ilgili aynı dönemlerde yüksek tutarlarda sahte fatura düzenlemek suçundan verilmiş mahkumiyet kararlarının bulunduğunun anlaşılması karşısında; 5271 sayılı CMK’nin 217. maddesi uyarınca duruşmadan edindiği kanaate göre delilleri değerlendirip, sanığın atılı suçu işlediği yönünde vicdani kanıya ulaşan Mahkemenin takdir ve kabulünde bir isabetsizlik görülmediğinden, tebliğnamedeki bozma düşüncesine iştirak edilmemiş, sonuç ceza miktarı itibariyle erteleme kapsamında kalmayan ve bu nedenle de hapis cezası ertelenmeyen sanık hakkında, 5237 sayılı TCK’nin 53/1. maddesinde düzenlenen hak yoksunluklarına hükmedilirken 53/3. maddesi nazara alınarak uygulama yapılması isabetsizliğinin, Anayasa Mahkemesinin 08.10.2015 tarihli 2014/140 Esas ve 2015/85 Karar sayılı iptal kararı da dikkate alınarak infaz aşamasında gözetilmesi mümkün görülmüştür.
Yapılan yargılamada toplanan deliller, gerekçeli kararda gösterilip, tartışılarak, yüklenen suçun sübutu kabul, kovuşturma sonuçlarına uygun şekilde vasfı tayin edilmiş, cezayı artırıcı ve azaltıcı nedenlerin nitelik ve derecesi takdir kılınmış, incelenen dosyaya göre verilen hükümde bir isabetsizlik görülmemiş olduğundan, sanık müdafinin yerinde görülmeyen temyiz nedenlerinin reddiyle hükmün ONANMASINA,
II- 2007 takvim yılında sahte fatura düzenlemek suçundan verilen mahkumiyet hükmüne yönelik sanık müdafinin temyiz taleplerinin incelenmesine gelince;
Sanığa yüklenen “2007 takvim yılında sahte fatura düzenleme” suçunun 213 sayılı VUK’nin 359/b-1. maddesinde öngörülen cezasının üst sınırına göre, 5237 sayılı Kanun’un 66/1-e ve 67/4. maddelerinde öngörülen dava zamanaşımının, suçun işlendiği tarihten temyiz inceleme tarihine kadar gerçekleştiği anlaşılmış ve sanık müdafiinin temyiz nedenleri bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, diğer yönleri incelenmeyen hükmün 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nin 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA; ancak yeniden yargılama yapılmasını gerektirmeyen bu hususta aynı Kanun’un 322. maddesinde öngörülen yetkiye dayanılarak karar verilmesi mümkün olduğundan, sanık hakkında açılan kamu davasının gerçekleşen zamanaşımı nedeniyle 5271 sayılı CMK’nin 223/8. maddesi uyarınca DÜŞMESİNE,
13.02.2020 tarihinde oy birliği ile karar verildi.