YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2016/10823
KARAR NO : 2020/619
KARAR TARİHİ : 23.01.2020
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiş olup hükmün davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.
K A R A R
Davacı, davalı … ile birlikte ortak alanların sulanması amacıyla su kuyusu açtırılarak depo yaptırıldığını, aralarında çıkan anlaşmazlıklar sonucu davalı yönetimce su deposunun kullanılamayacak hale getirildiğini ileri sürerek iki site arasındaki sınırlar ile kuyu ve deponun hangi siteye ait olduğunun tesptitine karar verilmesini istemiştir.
Davalı, dava konusu kuyunun kendileri tarafından açtırıldığını belirterek davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, bilirkişi raporları doğrultusunda davanın kabulü ile iki site yönetimi arasındaki kadastral sınırın tespiti ile kuyu ve su deposunun 5 parsel sayılı taşınmaz içerisinde kaldığının tespitine dair verilen karar, davalı vekilince temyiz edilmiştir.
Dosya içeriği ve toplanan delillerden; iki site yönetiminin yapılandığı taşınmazın eski 19516 ada 3 parsel sayılı taşınmaz olup bu taşınmazın ifrazı sonucu davacı … yönetiminin kullandığı aynı ada 5 parsel sayılı taşınmaz ile davalı sitenin kullandığı 6 parsel sayılı taşınmazın oluştuğu anlaşılmaktadır.
Hemen belirtilmelidir ki; tespit davası, kendine özgü davalardan olup dava sonucunda istihsal edilecek ilamın icra ve infaz kabiliyeti bulunmamaktadır. Bunun doğal sonucu olarak da bu davaların uygulama alanı sınırlıdır. Bilindiği üzere, tespit davalarının görülebilmesi için güncel hukuki yararın bulunması (6100 s.lı HMK mad.106/2 ) ve dava sonuçlanıncaya kadar da güncelliğini kaybetmemesi gerekir. Tespit davaları eda davalarının öncüsüdür, bu nedenle eda davası açılmasının mümkün olduğu hallerde, tespit davası açılmasında güncel hukuki yararın bulunmadığı kabul edilmektedir. Hukuki yararının bulunması dava şartı olup, yargılamanın her aşamasında taraflarca ileri sürülebileceği gibi, hakim tarafından da re’sen gözetilir. Hukuki yararın bulunmadığının tespiti halinde, davanın dava şartı yokluğu gerekçesiyle usulden reddine karar verilmelidir (HMK mad.114/1-h, 115.)
Somut olayda; davacı … yönetiminin dava konusu muhdesatlara ilişkin eda davası açmak suretiyle uyuşmazlığı çözme imkanı var olduğu halde tespit davası açmasında hukuki yararının bulunduğu söylenemez.
Hal böyle olunca; davacının eldeki davayı açmakta hukuki yararının bulunmadığı gözönüne alınarak isteğin reddine karar verilmesi gerekirken yazılı olduğu üzere karar verilmesi doğru değildir.
SONUÇ: Yukarıda yazılı nedenle davalı vekilinin temyiz itirazları yerinde görüldüğünden, kabulüyle hükmün 6100 sayılı HMK’nin Geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK’un 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, taraflarca HUMK’un 440/I maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine, 23.01.2020 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.