YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2019/1332
KARAR NO : 2020/4510
KARAR TARİHİ : 06.07.2020
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Menfi Tespit
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiş olup hükmün davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.
K A R A R
Davacı vekili, 58 ada 24 parsel sayılı taşınmazın 9 nolu bağımsız bölümünün maliki olan …’ nın mirasçıları oldukları, davalının, taşınmazdaki miras hissesine düşen ecrimisil alacağının tahsili için İstanbul 13. İcra Müdürlüğünün 2011/24771 Esas sayılı dosyası ile davacı aleyhine icra takibi başlattığı, ödeme emrinin muhtara tebliğ edilmesi nedeni ile davacının itiraz hakkını kullanamadığı, takibin kesinleştiği, davacının söz konusu taşınmazda oturmadığı, davacının davalıya ecrimisil borcunun bulunmadığı, bu nedenle İstanbul 13 İcra Müdürlüğünün 2011/24771 Esas sayılı dosyasında; davacının davalıya borçlu olmadığının tespitine, alacağın % 40’ı oranında kötü niyet tazminatına hükmedilmesini istemiştir.
Davalı vekili, davacının uyuşmazlık konusu yapılan taşınmazda ikamet ettiğini, bu kullanımın karşılığı olarak davalıya her hangi bir bedel ödenmediğini savunmuş, davanın reddine, % 40 oranında icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini istemiştir.
Dava, ecrimisil alacağının tahsili amacıyla başlatılan icra takibinin itiraz edilemeden kesinleşmesi nedeniyle borçlu olmadığının tespiti istemine ilişkindir.
Mahkemece, davacının menfi tespit talebinin kabulü ile, davacının İstanbul 13. İcra Müdürlüğünün 2011/24771 Esas Sayılı dosyasında; davalıya borçlu olmadığının tespitine, kötü niyet tazminatı talebinin reddine karar verilmiş, bu karar davalı vekilince temyiz edilmiştir.
Tüm dosya içeriği ve toplanan delillerden, dava konusu 24 parsel sayılı taşınmaz üzerindeki 9 nolu bağımsız bölümün tarafların ortak murisi … adına tapuda kayıtlı olduğu, … 13. İcra Müdürlüğünün 2011/24771 sayılı takip dosyası incelendiğinde, takip tarihinin 13.12.2011 olup, alacaklısının eldeki dosyanın davalısı …, borçlusunun eldeki dosyanın davacısı … olduğu, 36.000 TL asıl alacağın takibe konulduğu, borcun sebebinin 9 nolu bağımsız bölüme ilişkin ecrimisil alacağının tahsili istemine ilişkin olduğunun belirtildiği anlaşılmaktadır.
Mahkemece yapılan yargılama sonucunda davanın kabulüne karar verilmiş ise de, yapılan yargılama hüküm kurmaya yeterli değildir. Şöyle ki; dava dilekçesinin 10.01.2013 tarihinde davalıya tebliğ edildiği, davalı vekilinin dava dilekçesine cevap verme süresi uzatılma talebinde bulunması üzerine cevap süresi için 1 aylık ek süre verildiği, davalı vekili cevap dilekçesi verme süresi içerisinde cevap dilekçesini ve dilekçenin ekinde 6 kişilik tanık listesini bildirdiği anlaşılmaktadır. Davacı tanıklarının dinlenmesi konusunda 25.04.2013 tarihli bir nolu celsenin 7 nolu ara kararı gereğince davacı tanıkları adına davetiye tebliğine karar verilmiş olup, davalı tanıkları dinlenmesi konusunda bir ara karar tesis edilmediği anlaşılmaktadır. Tanıkların dinlenilmesi için ara kararda, tarafların bildirdiği tanıkların HMK’nin 243 ve 244. maddeleri gereğince davetiye ile duruşmaya çağrılmaları, her bir tanık için giderin kalem kalem açıklanıp toplamının ne olduğu ve hangi süre içerisinde kim tarafından karşılanacağının açıkça belirtilmesi, bu hususta yasal uyarının yapılması (HMK’nin 259. maddesi) gerekir. Şu halde Mahkemece yapılacak iş; davalı tanıkların HMK’nin 243, 244, 259 ve 290. maddeleri gereğince davetiyeyle duruşmaya çağırılmaları, ondan sonra bütün deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmesi karar verilmesi gerekirken, eksik araştırma ve inceleme sonucu hüküm kurulmuş bulunması doğru değildir.
SONUÇ: Davalı vekilinin temyiz itirazları yukarıda açıklanan nedenle yerinde olduğundan kabulüyle, usul ve yasaya uygun bulunmayan hükmün 6100 sayılı HMK’nin Geçici 3.maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK’un 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, taraflarca HUMK’un 440/I maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine, 06.07.2020 tarihinde oybirliği ile karar verildi.