Yargıtay Kararı 8. Hukuk Dairesi 2016/20395 E. 2020/1240 K. 12.02.2020 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2016/20395
KARAR NO : 2020/1240
KARAR TARİHİ : 12.02.2020

MAHKEMESİ :İcra Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : İstihkak

Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiş olup, hükmün davalı alacaklı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.

KARAR

Davacı üçüncü kişiler vekili, 23/12/2015 tarihli hacizde müvekkiline ait menkullerin haczedildiğini belirterek, istihkak davasının kabulü ile hacizlerin kaldırılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı alacaklı vekili ise davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, haczedilen 2 adet toplama bilgisayara ilişkin olarak 16/01/2007 tarihli 12.293,44 TL tutarlı faturanın ibraz edildiği, hacze konu piyanonun faturasının bulunmadığı, ancak piyano dahil köşkte bulunan diğer antika eşyalar için 06/06/1991 tarihinde değer takdiri yapıldığı, söz konusu malların ikametgah adresinde olduğu ve özel eşyaları niteliğinde bulunduğu, ayrıca …’ın takip borçlusu ile herhangi bir ilişkisinin bulunmadığı, takip borçlusu ile aralarında alacaklıdan mal kaçırmaya yönelik muvazaa ve iş birliği bulunmadığı anlaşılmakla, davanın kabulü ile haczedilen mahcuz malların davacı üçüncü kişilere aidiyetine karar verilmiş, hüküm davalı alacaklı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava üçüncü kişinin İİK’nin 96 vd. maddelerine dayalı istihkak iddiasına ilişkindir.
İİK’nin “Takibin Durması ve Düşmesi” başlıklı 193. maddesinin 1 ve 2. fıkralarında: “İflasın açılması, borçlu aleyhine haciz yoluyla yapılan takiplerle teminat gösterilmesine ilişkin talepleri durdurur. Kararın kesinleşmesi ile bu takipler düşer…” düzenlemesi yer almaktadır.
Diğer yandan istihkak davasında geçerli haczin bulunması dava şartı olup, yargılamanın her aşamasında, Mahkemece kendiliğinden (re’sen) gözetilmesi gerekir.
Dosyadaki bilgi ve belgelerden, takip borçlusu Uluslararası … A.Ş. hakkında, İstanbul 10. Asliye Ticaret Mahkemesinin 11.03.2015 tarihli 2013/256 Esas ve 2015/129 sayılı Karar ile verilen ve 27.04.2015 tarihinde kesinleşmiş iflas kararı bulunduğu anlaşılmaktadır. Bu durumda dava konusu 23.12.2015 tarihli hacizden önce borçlu şirket yönünden İİK’nin 193/2. maddesi uyarınca takibin düştüğünün ve bu tarihten sonra yapılan haczin usulsüz olduğunun kabulü gerekir. Bu durumda Mahkemece, haczin usulsüz olduğu dolayısıyla dava tarihi itibarı ile geçerli bir haciz bulunmadığından, dava şartı yokluğundan davanın usulden reddine karar verilmesi gerekirken, esas hakkında karar verilmesi doğru olmamıştır. Kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı alacaklı vekilinin temyiz itirazlarının kabulüyle yerel Mahkeme hükmünün İİK’nin 366 ve HUMK’un 428. maddeleri gereğince BOZULMASINA, taraflarca İİK’nin 366/3. maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 10 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 12.02.2020 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.