YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2019/59
KARAR NO : 2020/4527
KARAR TARİHİ : 06.07.2020
MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Ecrimisil
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiş olup hükmün davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.
KARAR
Davacı vekili, vekil edeni ile davalının kardeş olduklarını, ortak muristen intikal eden 273 ada 193 parsel sayılı taşınmazda bulunan apartmanın ortak kullanım alanı olan çatı katına davalının müdahalede bulunarak işyeri olarak kullandığını belirterek, vekil edeninin hissesi oranında ecrimisile karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili, davacının da kullandığı yerlerin mevcut olduğunu belirterek, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, davanın kabulüne, dava konusu taşınmazın 15.02.2005-15.02.2010 dönemine ait davacıların miras bırakanı … hissesine düşen 7.500 TL ecrimisil bedelinin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak Mahkemenin 15.12.2011 tarihli ve 719-1173 Esas-Karar sayılı veraset ilamında belirtilen hisseleri oranında davacılara ödenmesine karar verilmiş olup; hüküm, davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, paydaşlar arasında ecrimisil istemine ilişkindir.
Dosya içeriği ve toplanan delilerden; davacı …’ın 06.12.2011 tarihinde öldüğü ve mirasçılarının davaya devam ettiği, dava konusu 273 ada 193 parsel (yargılama sırasında 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun 22/A maddesi gereğince yapılan yenileme çalışması sonucu 2034 ada 6 parsel) sayılı taşınmazın tarla niteliğinde taraflarla dava dışı kişilerin paylı mülkiyetinde bulunduğu; taşınmazın üzerinde zemin+tek kat ve çatı arası olarak inşa edilmiş bina bulunduğu, dinlenen tanıklar ve davacı tarafça belirlenen kullanım durumuna itiraz edilmeyen 12.03.2012 tarihli inşaat bilirkişisi ek raporu uyarınca bu binanın zemin katında vitra seramik olarak işletilen kısmın dava dışı Nebil’in, karşısındaki dairenin davacının, 1. kattaki dairelerden birinin davalının ve diğerinin dava dışı Müfide’nin, çatı katındaki dava konusu dairenin davalının tasarrufunda olduğu ve bunun karşısındaki dairenin boş depo olduğu anlaşılmıştır.
O halde; dava konusu taşınmazın paylı mülkiyete tabi olduğu, üzerinde bulunan binada kat mülkiyeti kurulmadığı, taraflar arasında dava konusu edilen bölüme ilişkin fiili bir paylaşım bulunmadığı ve davacı tarafın payına karşılık taşınmazda tasarrufu altında olan bir yer bulunduğu açıktır. Öyleyse, davacının payına karşılık dava konusu taşınmazda çekişmesiz kullandığı bir yer olduğuna göre davacı paydaş, diğer paydaştan ecrimisil isteyemeyeceğinden davanın reddi gerekir.
Hâl böyle olunca; ecrimisil isteme koşullarının gerçekleşmediği gözetilerek davanın reddine karar verilmesi gerekirken, yanılgılı değerlendirme ile yazılı olduğu üzere ecrimisilin hüküm altına alınması isabetsizdir.
Kabule göre de; davayı açan …’nin yargılama sırasında öldüğü ve davaya mirasçılarınca devam edildiği dikkate alınmadan hüküm başlığında …’nin davacı olarak gösterilmesi uygun değildir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazları yerinde görüldüğünden kabulü ile usul ve kanuna aykırı bulunan hükmün 6100 sayılı HMK’nin Geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK’un 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, HUMK’un 440/III-1, 2, 3 ve 4. bentleri gereğince ilama karşı karar düzeltme yolu kapalı bulunduğuna, peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine, 06.07.2020 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.