Yargıtay Kararı 3. Ceza Dairesi 2019/17368 E. 2020/5465 K. 02.06.2020 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2019/17368
KARAR NO : 2020/5465
KARAR TARİHİ : 02.06.2020

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Basit yaralama
HÜKÜM : Hükmün açıklanması suretiyle mahkumiyet

Mahalli mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle evrak okunarak;
Gereği görüşülüp düşünüldü:
Yerinde görülmeyen diğer temyiz sebeplerinin reddine, ancak;
1) Mağdur hakkında Çorlu Devlet Hastanesince düzenlenen 22.12.2007 tarihli geçici raporda ‘…. Nafiz sol sırt arkasında delici kesici alet yaralanması 5-6 cm. uzunluğunda 5-6 cm. içeriye kadar giren cilt ciltaltı kesisi mevcut olup ek bir komplikasyon gelişmediği sürece hayati tehlikesi yoktur. BTM ile tedavi edilemez, kati raporu Göğüs Cerrahisince verilecektir.’ şeklinde belirtildiği, Çorlu Devlet Hastanesi Göğüs Cerrahi Uzmanınca düzenlenen 27.02.2008 tarihli raporda ‘olay tarihli yaralanması nedeniyle sol arcus costarumda 5 cm.’lik cilt insizyonu olan ve cilt altında 5-6 cm. ilerleyen yaralanma, …BTM ile iyileşir, …hastayı yaşamsal tehlikeye sokmaz.’ denildiği, mağdurda oluşan yaralanmanın göğüs bölgesinde olduğunun anlaşılmasına göre, yaralanmasına ilişkin her türlü tereddütlerin giderilmesi bakımından, mağdurun tedavi evrakları, geçici ve kesin raporları ile birlikte en yakın Adli Tıp Kurumu Şube Müdürlüğüne gönderilerek, mağdurun yaralanması hakkında 5237 sayılı TCK’nin 86. ve 87. maddelerinde belirlenen ölçütlere göre rapor alınarak sonucuna göre sanığın hukuki durumunun belirlenmesi gerektiğinin gözetilmemesi,
2) Tarafların beyanları ve dosya kapsamından taraflar arasında çıkan tartışmada sanığın da yaralandığının anlaşılması karşısında, mahkemece ilk haksız hareketin kimden kaynaklandığı hususunun şüpheye yer bırakmayacak şekilde belirlenmeye çalışılması, bu hususun tespit edilememesi halinde Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 22.10.2002 tarih, 2002/4-238 Esas ve 2002/367 sayılı kararı gereğince şüpheli kalan bu halin sanık lehine değerlendirilmesiyle TCK’nin 3. maddesinde yer alan orantılılık ilkesi de nazara alınarak TCK’nin 29. maddesinde düzenlenen haksız tahrik hükümlerinin asgari (1/4) oranda uygulanıp uygulanmayacağının karar yerinde tartışılması gerektiğinin gözetilmemesi,
3) Anayasa Mahkemesinin 24.11.2015 tarih ve 29542 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 08.10.2015 tarih ve 2014/140 Esas – 2015/85 Karar sayılı kararı ile TCK’nin 53. maddesindeki bazı hükümlerin iptal edilmesi nedeniyle hak yoksunlukları yönünden sanığın hukuki durumunun yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,
Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz sebepleri bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün bu nedenlerle 6723 sayılı Kanun’un 33. maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi ile yürürlükte bulunan 1412 sayılı CMUK’un 321. maddesi gereğince isteme uygun olarak BOZULMASINA, CMUK’un 326/son maddesi uyarınca sanığın kazanılmış hakkının dikkate alınmasına, 02.06.2020 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.