YARGITAY KARARI
DAİRE : 16. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2020/552
KARAR NO : 2020/712
KARAR TARİHİ : 20.02.2020
MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün Yargıtay’ca incelenmesi istenilmekle; temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı, inceleme raporu ve dosyadaki belgeler okundu, GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:
Kullanım kadastrosu sonucunda, … İlçesi … Mahallesi çalışma alanında bulunan … ada 4 parsel sayılı 417,45 metrekare ve 154 ada 5 parsel sayılı 442,76 metrekare yüzölçümündeki taşınmazlar, kadastro tutanaklarının beyanlar hanesine ayrı ayrı 6831 sayılı Yasa’nın 2/B maddesi uyarınca orman sınırları dışına çıkarıldıkları, taşınmazların 1997 tarihinden beri …’in kullanımında oldukları şerhi yazılarak arsa vasfı ile Hazine adına tespit ve tescil edilmiştir. Davacı …, dava konusu taşınmazların kendi fiili zilyetliğinde olduğunu ileri sürerek dava açmıştır. Mahkemece yapılan yargılama sonunda davanın kabulüne, 28.12.2015 tarihli teknik bilirkişi raporunda 154 ada 9 parsel sayılı taşınmazın (A) harfi ile gösterilen bölümü, 154 ada 4 parsel sayılı taşınmazın (B) harfi ile gösterilen bölümü ve 154 ada 5 parsel sayılı taşınmazın (C) harfi ile gösterilen bölümünün davacı …’in zilyetliğinde olduğunun tespitine, taşınmazların tapu kaydının beyanlar hanesinin belirtilen şekilde düzeltilmesine karar verilmiş; hüküm, davalı Hazine vekili ile davalı … vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece, dava konusu 154 ada 4 parsel sayılı taşınmazın hükme esas alınan teknik bilirkişi raporunda (B) harfiyle, 154 ada 5 parsel sayılı taşınmazın (C) harfiyle ve 154 ada 9 parsel sayılı taşınmazın (A) harfi ile gösterilen bölümlerinin, davacının fiili zilyetliğinde bulunduğu kabul edilmek suretiyle yazılı olduğu şekilde hüküm kurulmuş ise de, yapılan araştırma, inceleme ve uygulama hüküm için yeterli bulunmamaktadır. Davacı …, dava konusu 154 ada 4 ve 5 parsel sayılı taşınmazların kendi fiili kullanımında olduğunu, taşınmazlar üzerinde meyve ve asma ağaçlarının bulunduğunu ileri sürerek, taşınmazlarda lehine zilyetlik şerhi verilmesi istemiyle dava açmıştır. Davalı … ise, taşınmazların kendisi ve eşi tarafından imar-ihya edildiğini ileri sürerek, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Mahallinde yapılan keşifte dinlenen tek yerel bilirkişi …, taşınmazların davalı …’dan geldiğini bildiğini ancak taşınmazları kimin, ne kadar zamandır kullandığını bilmediğini beyan etmiş; davacı tanığı …, davalı …’nın asmaların alt yanını kendi evinin bahçesi olarak kullandığını, diğer davacı tanığı …, iki bağ arasındaki üzümleri davacı tarafın diktiğini beyan etmiş; davalı tanığı … ise, tarafların taşınmazları arasında öncesinde sınır bulunmadığını, davacının boş bulduğu yerlere ağaç dikmeye başladığını, davalının uyarısına rağmen davacının ağaç dikmeye devam ettiğini, davalının eşi o dönemde cezaevinde olduğu için davacıya fazla müdahalede bulunamadığını beyan etmiştir. Mahkemece, dava konusu 154 ada 4 ve 5 parsel sayılı taşınmazların teknik bilirkişi raporunda (B) ve (C) harfleri ile gösterilen nizalı bölümlerinin kim tarafından ve ne sıfatla kullanıldığı kesin olarak belirlenmemiş, teknik bilirkişiden taraf tanıklarının beyanlarını takibe imkan veren (özellikle asma ağaçlarının ve diğer ağaçların nerede bulunduğu rapordan izlenememiştir) rapor aldırılmamış, ziraatçı bilirkişi raporunda, taşınmazların nizalı bölümlerinin sınırında bulunduğu belirtilen sekinin kimin tarafından, ne zaman yapıldığı hususlarında yerel bilirkişi ve tanıklardan bilgi alınmamıştır.
Hal böyle olunca doğru sonuca ulaşılabilmesi için, öncelikle dava konusu taşınmazların kullanım kadastrosunun yapıldığı tespit tarihi olan 2012 yılına ait uydu fotoğrafları dosya arasına alınmalı, daha sonra mahallinde yaşlı, tarafsız, yöreyi iyi bilen, davada yararı bulunmayan şahıslar arasından seçilecek yerel bilirkişiler, taraf tanıkları, jeodezi ve fotogrametri mühendisi, ziraat mühendisi ve teknik bilirkişinin katılımı ile yeniden keşif yapılmalıdır. Yapılacak keşifte yerel bilirkişi ve taraf tanıklarından, taşınmazların nizalı bölümlerinin fiilen hangi tarihten beri kim veya kimler tarafından kullanıldığı, kullanımın ne şekilde sürdürüldüğü, taşınmazlarda tespit günü itibarı ile fiili kullanım bulunup bulunmadığı, var ise ne şekilde olduğu, ziraatçı bilirkişi raporunda taşınmazların nizalı bölümlerinin sınırında bulunduğu belirtilen sekinin kimin tarafından, ne zaman ve ne amaçla yapıldığı etraflıca sorulup maddi olaylara dayalı olarak açıklattırılmalı; teknik bilirkişiden, keşfi takibe elverişli, dava konusu taşınmaz bölümlerini, komşularıyla birlikte gösterir krokili rapor alınmalı; ziraat bilirkişisinden, taşınmazların nizalı bölümlerinin tespit tarihinde fiilen ne durumda olduğunu ve tarımsal niteliğini bildiren, ne kadar zamandır tarım arazisi olarak kullanıldığını açıklayan, nizalı taşınmaz bölümlerini, taşınmazların geriye kalan bölümleri ile karşılaştırır tarzda ayrıntılı rapor alınmalı; jeodezi ve fotogrametri mühendisi bilirkişiden, taşınmazların nizalı bölümlerinin 2012 yılındaki uydu fotoğrafları da uygulanmak suretiyle, tespit tarihi itibariyle niteliklerinin ve kullanım durumlarının ne olduğu, taşınmazlar üzerinde bulunan ağaçların sayısı, cinsi ve yaşı ile ilgili ayrıntılı rapor alınmalı, bundan sonra tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre karar verilmelidir. Mahkemece bu yönler göz ardı edilerek yazılı şekilde hüküm kurulması isabetsiz olduğu gibi, davacı tarafından 154 ada 9 parsel sayılı taşınmaza karşı açılmış bir davası bulunmadığı halde, dava konusu olmayan söz konusu parseli de kapsar şekilde hüküm kurulması da isabetsiz olup, temyiz itirazları açıklanan nedenlerle yerinde görüldüğünden kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin yatırılan temyiz karar harcının talep halinde temyiz eden davalı …’e iadesine, yasal koşullar gerçekleştiğinde kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere,
20.02.2020 gününde oybirliğiyle karar verildi.