YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2017/12770
KARAR NO : 2020/4294
KARAR TARİHİ : 01.07.2020
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
BİR. DAVA : Elatmanın Önlenmesi, Ecrimisil
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, asıl davanın reddine, birleşen davanın kabulüne karar verilmiş olup hükmün asıl dosyada davacı-birleşen dosyada davalı … vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.
KARAR
Davacılar vekili, dava konusu 306 parsel sayılı taşınmazın davalıların ortak miras bırakanı …’a ait iken, ölümünden sonra yapılan miras taksimine göre mirasçılardan …’a, onun da ölümü ile mirasçılarından …’a isabet ettiğini, müvekkilinin 1999 yılında taşınmazın 4000 m2 bölümünü satın aldığını, o günden bu yana zilyetliğini sürdürdüğünü, kenarlarına duvar çekip içine ev ve sera yaptığını belirterek dava konusu taşınmazın satın aldığı miktar itibariyle tapu kaydının iptalini ve müvekkili adına tescilini, olmadığı takdirde taşınmazın dava tarihi ile değeri ile yapılan faydalı ve zaruri masrafların davalılardan tahsilini istemiştir.
Birleşen 2011/195 Esas sayılı dosyada davacılar vekili, müvekkillerinin maliki olduğu dava konusu taşınmazı davalının kullandığını belirterek davalının elatmasının önlenmesini, 5 yıllık ecrimisil bedelinin davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiş, 30.10.2014 tarihli dilekçesi ile ecrimisil talebinden feragat etmiştir.
Mahkemece asıl davanın reddine, birleşen davanın kabulüne karar verilmesi üzerine; hüküm, asıl dosyada davacı-birleşen dosyada davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Asıl dava; tapu iptali ve tescil, aksi halde alacak, birleşen dava ise, elatmanın önlenmesi ve ecrimisil isteğine ilişkindir.
1.Dosya muhtevasına, dava evrakı ile yargılama tutanakları münderecatına ve ilâmda belirlenip dayanılan gerektirici sebeplere göre, asıl dosyada davacı-birleşen dosyada davalı vekilinin aşağıda belirtilen hususlar dışında kalan sair temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2.Asıl dosyada davacı-birleşen dosyada davalı vekilinin bedele ilişkin temyiz itirazına gelince, asıl dosyada davacı … vekili, iptal ve tescile ilişkin isteğinin kabul edilmemesi halinde ödediği bedel yönünden alacak talebinde bulunmuştur. Sözleşmenin hüküm ifade etmemesi durumunda taraflar verdiklerini geri alabilirler. 10.07.1940 tarihli ve 1939/2 Esas, 1940/77 Karar sayılı Yargıtay İçtihatları Birleştirme Kararına göre “Haricen yapılan (tapu memuru huzurunda yapılmayan) taşınmaz mal satışından dönüldüğünde, satış bedelini geri vermeyen taraf, parası geri verilinceye kadar yararlandığı ürünleri ödemek ve ecrimisil vermekle yükümlü değildir.” Şu halde Yargıtay İçtihatları Birleştirme Kararına göre geçersiz sözleşmelerde, akdin geçersizliği sebebiyle her iki taraf verdiğini geri alabilir.
Geçerli bir sebebe dayanmaksızın bir kişinin mal varlığından diğerinin mal varlığına kayan değerlerin eksiksiz iadesi, denkleştirici adalet düşüncesine dayanır. Denkleştirici adalet ilkesi ise, haklı bir sebep olmaksızın başkasının mal varlığından istifade ederek kendi mal varlığını artıran kişinin elde ettiği bu kazanımı geri vermek zorunda olduğunu ve eski hale getirmede mal varlığında artış olan tarafın yükümlülüğünün bulunduğunu ifade eder. Ülkemizde yaşanan ve uzun yıllar boyu yüksek oranlarda seyreden enflasyon nedeni ile belli bir miktar paranın verildiği tarihteki alım gücü ile aynı miktar paranın aradan geçen zamana bağlı olarak iade günündeki alım gücünün farklı ve çok daha az olduğu bir gerçektir. Hukuken geçersiz sözleşmeler tasfiye edilirken, denkleştirici adalet kuralı gözardı edilmemelidir.
Somut olaya gelince, asıl dosyada davacı-birleşen dosyada davalı …in dayandığı 02.06.1999 tarihli sözleşmeye göre satın aldığı paydaşa bedel ödediği iddiası olduğu anlaşıldığına göre, tarafların iddia ve savunmaları çerçevesinde delilleri toplanarak değerlendirilmeli, …in bedel ödeyip ödemediği belirlenmeli, ödemiş ise hangi paydaşa veya paydaşlara ne kadar bedel ödediği tespit edildikten sonra, denkleştirici adalet ilkesi göz önünde tutularak ödediği bedelin ödeme tarihinden itibaren çeşitli ekonomik etkenler nedeniyle azalan alım gücünün enflasyon, tüketici eşya fiyat endeksi, döviz kurları, altın, memur maaşı ve işçi ücretlerindeki artışlar ve bunun gibi diğer verilerin ortalamaları alınmak suretiyle satış parasının dava tarihinde ulaşacağı alım gücü belirlenerek alacağa hükmedilmesi gerekirken, yazılı gerekçe ile davanın reddine karar verilmiş olması bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: Yukarıda (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle, asıl dosyada davacı-birleşen dosyada davalı … vekilinin temyiz itirazları yerinde olduğundan kabulü ile Yerel Mahkeme hükmünün 6100 sayılı HMK’nin Geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK’un 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, sair temyiz itirazlarının (1) nolu bentte yazılı nedenlerle reddine, taraflarca HUMK’un 440/I maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine ve peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine 01.07.2020 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.