YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2017/15248
KARAR NO : 2020/1586
KARAR TARİHİ : 19.02.2020
MAHKEMESİ :İcra Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : İstihkak
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiş olup hükmün davalı 3. kişi vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.
KARAR
Davacı alacaklı vekili, 17/01/2014 tarihinde davalı borçlu şirkete ait malların ihtiyaten haczedildiğini, daha sonra kıymet takdiri yapılmak üzere, 20/01/2014 tarihinde yeniden borçlu adresine hacze gidildiğini, davalı 3. kişi … Sistem Metal Taahhüt Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi tarafından borçluya ait malların kaçırıldığını ve o gün sadece elde kalan bir kısım mallar üzerinde haciz uygulandığını, davalı şirketin borçlu şirketin kendisine teslim ettiği menkullerin işleme ve montajlama işini yaptığını, davalı 3. kişi şirketin ne ticari faaliyet alanı içinde ne de sair kayıtlarında haczedilen mallara ait bir kaydı bulunmadığını, müvekkili şirketi zarara uğratmak amacıyla istihkak iddiasında bulunduğunu, bu nedenle 17/01/2014 tarihinde haczedilen ve 20/01/2014 tarihinde de ek hacizle haczedilen malların borçluya ait olduğuna karar verilmesini, yargılama gideri ve vekalet ücreti ile %20’den aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı üçüncü kişi vekili, davanın süresinde açılmadığını, davacının borçlu ile ilgisi olmayan işyerinde 02/01/2014 ve 20/01/2014 tarihinde haciz uyguladığını, istihkak iddiası üzerine İcra Müdürlüğünce alacaklıya istihkak davası açmak üzere 7 gün süre verildiğini, davacının 20/01/2014 tarihinde hacze konu icra dosyasında süre tutum talebinde bulunduğunu, İcra Müdürlüğünce hacizli malların değerlerinin tespiti için dosyanın bilirkişiye verilmesi nedeniyle alacaklı vekiline süre tutum kararı verildiğini, yapılan işlemin hukuki dayanağı olmadığından, geçersiz olduğunu, alacaklının İİK’nin 99 maddesinde belirtilen süre içerisinde dava açmadığını, öncelikle davanın süre yönünden reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı borçlu vekili, davayı kabul ettiklerini, mahcuzların vekil edeni şirkete ait olduğunu, işlenmesi amacıyla davalı üçüncü kişi şirkete verildiğini, hacizli malların bir kısmının ise davalı üçüncü kişi şirket tarafından kaçırıldığını beyan etmiştir.
Mahkemece bozma öncesi 14/08/2014 tarihli kararında, davanın süresi içerisinde açılmadığı gerekçesi ile davanın süre aşımı nedeniyle reddine karar verilmiş, hükmün davacı alacaklı vekili tarafından temyizi üzerine; Dairemizin 2014/22012 Esas, 2016/10891 Karar sayılı kararı ile davaya konu her iki hacizde de alacaklıya İİK’nin 99 vd. maddeleri uyarınca dava açmak için 7 gün süre verilmiş ise de; bu 7 günlük süre içerisinde dava açmadığı takdirde 3.kişinin istihkak iddiasını kabul etmiş sayılacağına dair ihtaratın yapılmadığı, bu nedenle usulüne uygun süre verilmediğinden davanın süresinde açıldığının kabulü ile işin esası hakkında karar verilmesi için bozulmuştur.
Bozma sonrası Mahkemece yeniden yapılan yargılamada; bozma ilamına uyularak, davalı borçlunun haczedilen menkullerin mülkiyetinin kendilerine ait olduğu ve üçüncü kişi şirkete işlenmesi için teslim edildiği yönündeki beyanının davacı alacaklının beyanları ile uyumlu olduğu, davalı üçüncü kişi tarafından sunulan fatura, sevk irsaliyesi gibi belgelerin her zaman tanziminin mümkün olduğu bu nedenle de itibar edilmediği gerekçesi ile davanın kabulüne karar verilmiş; hüküm, davalı üçüncü kişi vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, İİK’nin 99. maddesine dayalı alacaklının istihkak iddiasının reddi talebine ilişkindir.
Mahkemece davanın kabulüne karar verilmiş ise de, yapılan inceleme ve araştırma hüküm kurmaya yeterli değildir.
Davacı alacaklı vekilince, haczedilen menkullerin borçlu şirket tarafından davalı üçüncü kişiye işlenmek ve montajı yapılmak üzere bırakıldığı iddia edildiğine ve iş bu iddası borçlu şirket vekilince de desteklendiğine göre, davalı üçüncü kişi ile borçlu şirketin ticari defter ve muhasebe kayıtları üzerinde, ticari defterlerin açılış ve kapanış tasdiklerinin usulüne uygun olup olmadığı hususu da dikkate alınmak sureti ile inceleme yaptırılarak, davalı üçüncü kişi ile borçlu arasında öteden beri devam eden fason imalata ilişkin iş ilişkisi olup olmadığının; devam eden ticari bir ilişkileri bulunup bulunmadığının, fason imalat dolayısıyla ödeme yapılıp yapılmadığının, aynı anda başka firmalara da fason üretim yapılıp yapılmadığının saptanması; bunun yanında hacze konu mahcuzlarla ilgili olarak davalı üçüncü kişi tarafından sunulan fatura ve irsaliye belgelerinin ve bu belgelere istinaden varsa yapılan ödemelerin ticari defterlerde kaydının bulunup bulunmadığının belirlenmesi; öte yandan konusunda uzman bilirkişi vasıtasıyla gerektiğinde yerinde inceleme yapılmak sureti ile sunulan faturalardaki malların hacizli mallara uygunluğu saptanarak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, eksik araştırmayla yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup, hükmün bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı üçüncü kişi vekilinin temyiz itirazlarının kabulüyle hükmün İİK’nin 366 ve 6100 sayılı HMK’nin Geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK’un 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, taraflarca İİK’nin 366/3. maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 10 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, istek halinde peşin harcın temyiz edene iadesine, 19/02/2020 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.