Yargıtay Kararı 4. Hukuk Dairesi 2020/770 E. 2020/2105 K. 18.06.2020 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 4. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2020/770
KARAR NO : 2020/2105
KARAR TARİHİ : 18.06.2020

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Davacılar … ve diğerleri vekili Avukat … tarafından, davalılar … ve … aleyhine 24/06/2013 gününde verilen dilekçe ile ölümlü trafik kazası nedeniyle maddi ve manevi tazminat istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın kısmen kabulüne dair verilen 07/04/2016 günlü kararın Yargıtayca incelenmesi davacılar vekili ve katılma yoluyla davalı … vekili tarafından süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü.
1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı kanıtlarla yasaya uygun gerektirici nedenlere, özellikle delillerin değerlendirilmesinde bir isabetsizlik görülmemesine göre davacıların ve davalılardan …’ın aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları reddedilmelidir.
2-Davacıların diğer temyiz itirazlarına gelince;
Dava, trafik kazası sonucu ölüm nedeniyle oluşan maddi ve manevi zararın tazmini istemine ilişkindir. Mahkemece, davacılar … ve … yönünden maddi tazminat isteminin konusuz kalması nedeniyle karar verilmesine yer olmadığına, diğer davacılar yönünden maddi tazminat isteminin reddine, davacıların manevi tazminat isteminin ise kısmen kabulüne karar verilmiş; hüküm, davacılar vekili ve katılma yoluyla davalılardan … vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Davacılar vekili; davalılardan …’ın maliki olduğu, diğer davalı sürücü …’ın sevk ve idaresinde bulunan kamyonetin, müvekkillerinin desteği olan …’nin sevk ve idaresindeki motosiklete çarpması sonucu meydana gelen trafik kazasında davacıların on dokuz yaşındaki desteklerinin vefat ettiğini, kazanın oluşumunda davalı sürücünün kusurlu olduğunu belirterek uğranılan maddi ve manevi zararın tazmini isteminde bulunmuştur.
Davalı …; davacıların taleplerinin sigorta şirketi tarafından karşılanması gerektiğini, ceza dosyasının kesinleşmediğini, talep edilen maddi ve manevi tazminat miktarlarını ödeyecek maddi gücünün olmadığını belirterek davanın reddi gerektiğini savunmuştur.
Davalı …; aracın adına kayıtlı olduğunu ancak aracı davalı …’a emanet olarak verdiğini, ceza dosyasında taraf olmadığını, meydana gelen zararın sigorta şirketi tarafından karşılanması gerektiğini belirterek davanın reddi gerektiğini savunmuştur.
Mahkemece; davacılar … ve …’nin maddi tazminat talepleri yönünden, dava açıldıktan sonra dava dışı sigorta şirketi tarafından ödeme yapılması nedeniyle davanın konusuz kaldığı anlaşıldığından karar verilmesine yer olmadığına, hükme
esas alınan hesap bilirkişisi raporuna göre diğer davacıların maddi tazminat taleplerinin reddine, davacıların manevi tazminat talepleri yönünden ise alınan kusur bilirkişi raporuna itibar edilerek istemin kısmen kabulüne karar verilmiştir.
6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 56. maddesi gereğince hâkimin, özel durumları göz önünde tutarak manevi zarar adı ile hak sahibine verilmesine karar vereceği para tutarı adalete uygun olmalıdır. Takdir edilecek bu tutar, zarara uğrayanda manevi huzuru doğurmayı gerçekleştirecek tazminata benzer bir işlevi (fonksiyonu) olan özgün bir nitelik taşır. Bir ceza olmadığı gibi mal varlığı hukukuna ilişkin bir zararın karşılanmasını da amaç; edinmemiştir. O halde bu tazminatın sınırı onun amacına göre belirlenmelidir. Takdir edilecek tutar, var olan durumda elde edilmek istenilen doyum (tatmin) duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli olan kadar olmalıdır. 22/06/1966 gün ve 7/7 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı’nın gerekçesinde takdir olunacak manevi tazminatın tutarını etkileyecek özel durum ve koşullar da açıkça gösterilmiştir. Bunlar her olaya göre değişebileceğinden hakim, bu konuda takdir hakkını kullanırken ona etkili olan nedenleri de karar yerinde nesnel (objektif) ölçülere göre uygun bir biçimde göstermelidir.
Davaya konu olayın tarihi, davalı tarafın asli kusurlu olması, davacıların ölene yakınlıkları ve yukarıdaki ilkeler göz önüne alındığında davacılar yararına hüküm altına alınan tazminat miktarı az olup daha üst düzeyde manevi tazminata karar verilmesi gerekirken yazılı biçimde karar verilmiş olması doğru değildir. Bu nedenle kararın davacılar yararına bozulması gerekmiştir.
3- Davalılardan …’ın diğer temyiz itirazlarına gelince;
Dava arkadaşlığı; davacı taraf ya da davalı tarafta birden fazla kişi bulunması hali olup 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 57. ve devamı maddelerinde düzenlenmiştir. İhtiyari dava arkadaşlığında; birden çok kişi, birlikte dava açabilecekleri gibi aleyhlerine de birlikte dava açılabilir. Bu haller, davacılar veya davalılar arasında dava konusu olan hak veya borcun, el birliği ile mülkiyet dışındaki bir sebeple ortak olması, ortak bir işlemle hepsinin yararına bir hak doğmuş olması veya kendilerinin bu şekilde yükümlülük altına girmeleri, davaların temelini oluşturan vakıaların ve hukuki sebeplerin aynı veya birbirine benzer olması durumlarıdır (HMK 57). Sayılan bu üç durum dışında ihtiyari dava arkadaşlığı söz konusu değildir. Maddi hukuka göre, bir hakkın birden fazla kimse tarafından birlikte kullanılması veya birden fazla kimseye karşı birlikte ileri sürülmesi ve tamamı hakkında tek hüküm verilmesi gereken hâllerde ise mecburi dava arkadaşlığı vardır (HMK 59).
Eldeki davada, davacılar arasında ihtiyari dava arkadaşlığı söz konusu olduğuna göre; hüküm tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi hükümleri uyarınca, her bir davacı yönünden reddedilen maddi ve manevi tazminat miktarları bakımından, davalılardan … yararına ayrı ayrı vekâlet ücretine hükmedilmesi gerekirken toplamlar üzerinden tek vekalet ücretine hükmedilmesi doğru değildir. Kararın bu nedenle ise davalı … yararına bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Temyiz edilen kararın yukarıda (2) numaralı bentte gösterilen nedenlerle davacılar yararına; (3) numaralı bentte gösterilen nedenle davalı … yararına BOZULMASINA, tarafların diğer temyiz itirazlarının ilk bentte belirtilen nedenlerle reddine ve davacı ile temyiz eden davalıdan peşin alınan harcın istek halinde geri verilmesine 18/06/2020 gününde oy birliğiyle karar verildi.