YARGITAY KARARI
DAİRE : 13. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2018/6931
KARAR NO : 2020/2329
KARAR TARİHİ : 18.02.2020
MAHKEMESİ : … Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi
… Bölge Adliyesi Mahkemesi 4. Hukuk Dairesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararının davalı … vekilince murafaa talepli olarak temyiz edilmesi üzerine ilgililere çağrı kağıdı gönderilmişti. Murafaa için belirlenen günde duruşmalı temyiz eden davalı Asil … ve vekilleri avukat …, avukat … geldiler davacı tarafından gelen olmadığından, hazır olan avukatların sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra kararın açıklanması başka güne bırakıldı. Yapılan incelemede temyiz dilekçesinin süresinde verildiğinin anlaşılması üzerine, gereği konuşulup düşünüldü.
K A R A R
Davacı vekili, … Sulh Hukuk Mahkemesinin 2010/300 esas 2010/270 karar sayılı ilamı ile 22/07/2010 tarihinde …’in kısıtlanmasına, davalılardan kısıtlının kızı olan …’nun kısıtlıya vasi olarak atanmasına karar verildiğini, önceki vasi … tarafından, kısıtlının hissedarı olduğu … ili … ilçesi … mahallesi 363, 392 ve 556 parsel sayılı taşınmazların satışına izin verilmesi talebinde bulunulduğunu, ancak, mahkemenin herhangi bir karar vermesi beklenilmeksizin kısıtlı adına kayıtlı olan 363, 392 ve 556 parsel sayılı taşınmazların dava dışı … İnşaat Tic. San. A.Ş.’ye satıldığını, satış işleminin … 06/11/2013 tarihli vekaletname ile kısıtlının davalılardan …’ya verdiği vekalet kullanılarak 11/11/2013 tarihinde gerçekleştirildiğini, taşınmazların metrekaresi 38,00-TL üzerinden satıldığını, satış işleminin vesayet makamının izni olmaksızın gerçekleştirilmesi nedeniyle önceki vasinin avukatı tarafından ihbarı üzerine yapılan incelemede taşınmazların satışının yapıldığının anlaşıldığını, … Sulh Hukuk Mahkemesinin 05/02/2014 tarihli ek karar ile önceki vasi …’nun vasilik görevine son verilerek yeniden vasi atandığını, … Sulh Hukuk Mahkmesine sunulan 21/08/2014 havale tarihli ek bilirkişi raporu ile 1.538.205,94-TL’nin önceki vasi … tarafından vesayet hesabına iade edilmesi gerektiğini, kısıtlıdan aldığı satış yetkisini taşıyan vekaletname ile tapuda devir işlemi yapan …’nun taşınmazların satışından 1.888.567,68-TL’den önceki vasiye iade edilen 355.000,00-TL’nin mahsubu ile 1.533.567,68-TL’nin kısıtlıya ödenmesinden vekalet akdi gereği sorumlu olduğunu, davalılara çekilen 11.11.2014 tarihli ihtarnamelere rağmen vesayet makamına herhangi bir ödeme yapılmadığını, vasi tarafından vesayet kararının verilmesinin ardından kısıtlının malvarlığı durumunu bildirir 3 nolu defteri mahkemeye sunmadığını, böylece mahkemeninin kısıtlıya ait taşınmazlardan haberdar olması ve taşınmazlar üzerine kısıtlılık yönünden tedbir konulmasını engellediğini ve kısıtlının zarara uğramasına neden olduğunu, TMK. 467. maddesi gereğince sorumlu olduğunu, vasi …’nun kısıtlı adına yürütülen satış işlemlerinin ifası sırasında bizzat kısıtlının yanında hazır bulunduğunu, kusurlu davranışları ile kısıtlının zarara uğramasına neden olduğunu, davalı …’yun kısıtlı olan bir şahsa parmak bastırılmak suretiyle alınan ibranemenin hiçbir geçerliliği olmadığını, davalının kısıtlıdan almış olduğu vekaletname gereği vekillik görevini yerine getirmeyen vekilden iade edilmeyen satış bedelinin tahsili gerektiğini ileri sürerek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 1.538.205,94-TL’nin davalı önceki vasi …’dan taşınmazların tapuda gösterilen satış tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte tahsiline, tahsilde tekerrür olmamak ve fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 1.533.567,68-TL’lik kısmının diğer davalı önceki vasi … ile birlikte müşterek ve müteselsilen davalı …’dan taşınmazların tapuda gösterilen satış tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte tahsilini istemiştir.
Davalı …, kısıtlı tarafından yapılan hukuki işlemlerin yok hükmünde olduğunu, bu nedenle vekaletname verme ve satış işlemlerinin baştan itibaren yok hükmünde kabul edilerek satış işleminin iptaline, tarafların aldıklarını iadesine şeklinde bir dava açılması gerekirken, eldeki davanın açılmasının isabetsiz olduğunu, davacı kısıtlının diğer hissedarlar ile birlikte satış vekaletnamesi verdiğini, bütün vekaletnamelerde taşınmazların vasıflarının ve satış fiyatlarının açıkça belirtildiğini, davacı ve diğer hissedarlardan ibraname alındığını, davacının okuma yazmasının bulunmaması nedeni ile tanıklarının eşliğinde parmak izinin alındığını, davacının kısıtlı olduğunu bilmediğini, Bala’da oturmaması, nüfus bilgilerinin gizli olması, tapuda kısıtlılık ile ilgili bir şerh/kayıt bulunmaması dikkate alındığında davacının kısıtlı olduğundan haberdar olmadığını ileri sürerek davanın reddini dilemiştir.
Davalı …, davanın reddini dilemiştir.
İlk Derece Mahkemesince, davanın kısmen kabulü ile; 1.538.205,94-TL’nin davalı …’dan, iş bu miktarın 1.533.481,25-TL’sinin davalı … ile davalı …’dan müştereken ve müteselsilen olmak üzere tahsil edilerek davacı kısıtlı adına Vasi’ye ödenmesine, iş bu bedele satış tarihinden itibaren yasal faiz işletilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiş, davalılardan … vekilinin istinaf talebi üzerine BAM ilgili dairesince” davalı tarafından sunulan ibraname, hem davacı kısıtlıya parmak bastırılarak imzalanması hem de açıkça bir meblağ içermediği için geçersizdir. Yine, kısıtlının haklarını en iyi şekilde korumakla görevli olan vesayet makamının, tapu iptali tescil davası yerine tazminat davası açılmasına izin vermesi de somut olayın şartları değerlendirildiğinde isabetlidir. Gerçekten de hisseli taşınmazın iptal edilmesinin tek başına davacı kısıtlıya bir faydası olmayacağı gibi, böyle bir davanın açılması halinde kısıtlının, satış bedelinin iadesi talebi ile karşılaşması kaçınılmaz olacaktır. Açıklanan nedenlerle bu yöndeki istinaf taleplerinin reddi gerekmiştir.Hal böyle olunca, mahkemece davalı …’nun haksız olarak uhdesinde bulunan meblağın tahsiline karar verilmiş olmasında bir isabetsizlik bulunmamaktadır. Davalı …’nun, davacının kısıtlı olup olmadığını bilmemesi, davacının kısıtlı olduğu halde bizzat başka taşınmazlarını da satmış olmasının dava konusu taşınmazların satış bedelinin davalı … tarafından tahsil edilmiş olması karşısında sonuca bir etkisi bulunmamaktadır. Yine davalı …’nun satış bedelini haksız olarak elinde bulundurması nedeniyle, satış tarihinden itibaren faize karar verilmesi de yerindedir. Dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı” gerekçesi ile davalı …’nun istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş; hüküm, davalı tarafından temyiz edilmiştir.
1-6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 353/1-b-2. maddesinde, davanın esasıyla ilgili olarak; yargılamada eksiklik bulunmamakla beraber, kanunun olaya uygulanmasında hata edilip de yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmadığı takdirde veya kararın gerekçesinde hata edilmiş ise düzelterek yeniden esas hakkında karar verilir şeklinde düzenleme yer almaktadır. Bölge Mahkemesince,” mahkemece davalı …’nun haksız olarak uhdesinde bulunan meblağın tahsiline karar verilmiş olmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, davalı …’nun davacının kısıtlı olup olmadığını bilmemesi, davacının kısıtlı olduğu halde bizzat başka taşınmazlarını da satmış olmasının dava konusu taşınmazların satış bedelinin davalı … tarafından tahsil edilmiş olması karşısında sonuca bir etkisi bulunmadığı” gerekçe gösterilerek, davalı …’nun istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. Bu durumda, Bölge Adliye Mahkemesince, Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 353/1-b-2. maddesi gereğince, yargılamada eksiklik bulunmamakla beraber, yukarıdaki gerekçesi nedeniyle istinaf isteminin reddi ile düzeltilerek yeniden esas hakkında karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde verilen Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulması gerekmiştir.
2-Bozma nedenine göre davalının temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine gerek görülmemiştir.
SONUÇ : Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi’nin 25.10.2018 tarih ve 2018/751 E. 2018/2036 K. sayılı kararının yukarıda yazılı nedenlerle BOZULMASINA, 2-bozma nedenine göre alacaklının temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, 2.540,00 TL duruşma avukatlık parasının davacıdan alınarak davalı … ödenmesine, peşin alınan 26.268,00 TL. harcın davalı …’ya iadesine, dosyanın kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine GÖNDERİLMESİNE, 18/02/2020 gününde oybirliğiyle karar verildi.