Yargıtay Kararı 17. Hukuk Dairesi 2012/7206 E. 2013/4179 K. 26.03.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 17. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/7206
KARAR NO : 2013/4179
KARAR TARİHİ : 26.03.2013

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki tasarrufun iptali davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine dair verilen hükmün süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:

-K A R A R-

Davacı vekili,davalı borçlu …’un alacaklılarından mal kaçırmak amacıyla bedelini ödeyerek aldığı taşınmazı 5.10.2010 tarihinde onsekiz yaşındaki oğlu davalı … adına tescil ettirdiğini belirterek davalılar arasındaki tasarrufun BK’nun 18 ve İİK 277 madde gereğince iptaline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalılar savunma yapmamıştır.
Mahkemece iddia, toplanan delillere göre borçlu hakkındaki icra takibinin 27.6.2011 tarihinde yapıldığı, dava konusu taşınmazın takip tarihinden önce 5.10.2010 tarihinde dava dışı 3.kişi … tarafından davalı …’a satışının yapıldığı,davacının takip tarihinden 1 yıl önce yapılan satışın mal kaçırmak amacıyla davalı …’nin parasını vererek diğer davalı … üzerine yaptığını iddia etmiş ise de bu iddiasını ispatlayamadığı, dava konusu değer ve takip konusu alacak miktarı tanıkla ispat sınırının üzerinde olduğundan tanık dinlenmediği, davalı taraf 17.2.2012 tarihli delil listesinde yemin deliline dayanmamış olduğundan ve 6100 Sayılı HMK’nda hangi vakıanın hangi delille ispat edileceği açıkça bildirilmesi gerektiğinden “v.s” veya “yasal diğer deliller” gibi ibarelerin usulüne uygun bildirme niteliğinde olmadığından esas alınamayacağı gerekçesiyle ispatlanamayan davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava İİK 277 ve devamı maddeleri gereğince açılmış tasarrufun iptali istemine ilişkindir.
İİK.nun 277 ve izleyen maddelerinde düzenlenen tasarrufun iptali davalarında amaç, borçlunun haciz yada iflasından önce yaptığı ve aslında geçerli olan bazı tasarrufların geçersiz ya da “iyiniyet kurallarına aykırılık” nedeniyle alacaklıya karşı sonuçsuz kalmasını ve dolayısıyla o mal üzerinden cebri icraya devamla alacağın tahsilini sağlamaktır. Davacı, iptal davası sabit olduğu takdirde, tasarruf konusu mal üzerinde cebri icra yolu ile hakkını almak yetkisini elde eder ve tasarruf konusu taşınmaz mal ise, davalı üçüncü şahıs üzerindeki kaydın düzeltilmesine gerek olmadan o taşınmazın haciz ve satışını isteyebilir (İİK.md.283/1). Bu yasal nedenle iptal davası, alacaklıya alacağını tahsil olanağını sağlayan, nispi nitelikte yasadan doğan bir dava olup; tasarrufa konu malların aynı ile ilgili değildir.
Bu davanın dinlenebilmesi için; takip konusu alacağın gerçek bir alacak olması, borçlu hakkında alınmış kesin veya geçici aciz belgesinin (İİK.nun 105 veya 143 .madde) bulunması, iptali istenen tasarrufun, takip konusu borçtan sonra yapılması ve borçlu hakkındaki takibin kesinleşmiş olması gereklidir. Bu ön koşulların bulunması halinde ise İİK.nun 278, 279 ve 280. maddelerinde yazılı iptal şartlarının bulunup bulunmadığı araştırılmalıdır. Özellikle İİK.nun 278/3-1.maddesinde karı ve koca ile usul ve füru .neseben veya sıhren 3.dereceye kadar hısımlar, evlat edinenle evlatlık arasında yapılan ivazlı tasarruflar, aynı maddenin 3/ 2.maddesinde de akdin yapıldığı sırada kendi verdiği şeyin değerine göre borçlunun ivaz olarak pek aşağı bir fiyat kabul ettiği ve yasanın bağışlama hükmünde olarak iptale tâbi tuttuğu tasarrufların iptali gerektiği hükme bağlanmıştır. Keza İİK.nun 280.maddesinde malvarlığı borçlarına yetmeyen bir borçlunun alacaklılarına zarar vermek kastıyla yaptığı tüm işlemler, borçlunun içinde bulunduğu mali durumu ve zarar verme kastının işlemin diğer tarafınca bilindiği veya bilinmesini gerektiren açık emarelerin bulunduğu hallerde tasarrufun iptal edileceği hususu düzenlendiğinden yapılan işlemde mal kaçırma kastı irdelenmelidir. Öte yandan İİK.nun 279.maddesinde de iptal nedenleri sayılmış olup bu maddede yazılan iptal nedenlerinin gerçekleşip gerçekleşmediği de takdir olunmalıdır.
İİK.nun 282. maddesi gereğince iptal davaları borçlu ve borçlu ile hukuki muamelede bulunan veya borçlu tarafından kendilerine ödeme yapılan kimseler ile bunların mirasçıları aleyhine açılır. Ayrıca, kötü niyetli üçüncü şahıslar hakkında da iptal davası açılabilir.
Bedeli borçlu tarafından ödenerek alınan malın borçlunun isteği ile 3.kişi adına kayıt ve tescil ettirmesi işlemi, tasarruf işlemi olduğundan kural olarak iptale tabidir.(Diğer dava koşullarının bulunması halinde) Tasarrufun iptali davaları tanık dahil her türlü delille ispatlanabilir.Bu tür davalarda tanık dinlenmesi davanın değeri ve takip konusu alacak miktarıyla sınırlı değildir.
Somut olayda, takip konusu borç 16.5.2009 tanzim tarihli senetler ile doğmuştur. İptali istenen tasarruf ise 16.5.2009 tarihli borçtan sonra 5.10.2010 tarihinde yapılmıştır.Borçlu hakkındaki takip Söke İcra Hukuk Mahkemesinin 2.12.2011 tarih ve 2011/236 Esas 2011/354 Karar sayılı ilamı ile kesinleşmiştir. Bu durumda davacı vekiline geçici veya kati aciz belgesi sunması için uygun bir süre verilmesi, sunulmadığı takdirde davanın ön koşul yokluğundan reddine, sunulduğu takdirde davanın esasına girilerek dava konusu tasarrufun özellikle İİK 278/3-1 ve 2., 280/1.maddeler gereğince iptale tabi olup olmadığı yönünden taraf delillerinin toplanması, bu arada davacı vekili tarafından 17.2.2012 tarihli delil listesinde bildirilen tanığının da dinlenerek delillerin tümünün değerlendirilmesi ve sonucuna göre karar verilmesi gerekirken dosya kapsamı ve mevcut delil durumuna uygun düşmeyen gerekçe ile davanın reddi isabetli görülmemiştir.
SONUÇ : Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davacıya geri verilmesine 26.3.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.