YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2019/4533
KARAR NO : 2020/2778
KARAR TARİHİ : 10.06.2020
MAHKEMESİ : BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada Bursa 3. Asliye Hukuk Mahkemesince verilen 23/11/2017 tarih ve 2014/56 E- 2017/518 K. sayılı kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin esastan reddine dair Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesi’nce verilen 11/07/2019 tarih ve 2018/1031 E- 2019/550 K. sayılı kararın Yargıtay’ca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin tescilli “Global Automotive” markası ile ürettiği ürünleri için kutu tasarımları yaptığını, TPMK nezdinde 01.10.2013 tarihinde, 2013/06692 başvuru numarası ile kesinleşmiş tasarım tescil başvurusu olduğunu, piyasada ürünü kullanan kişiler nezdinde “siyah turuncu kutu” olarak tanındığını ve aranır hale geldiğini, davacı firmaya ait kutu tasarımlarının aynısının ve/veya karıştırılma ihtimali içeren benzerinin davalı şirket tarafından aynı sektörde, otomotiv yedek parça ürünlerini piyasaya sunarken kullanıldığını, bu durumun Bursa 4. Sulh Hukuk Mahkemesi’nin 2013/102 D. İş sayılı dosyası ile tespit edildiğini, iki firmanın da pazara sundukları ürünlerin otomotiv yedek parçası olması nedeniyle hedef kitlesinin aynı olduğunu bildirerek, davalının kullanımının davacı firmanın tasarım hakkına tecavüz ve haksız rekabet oluşturduğunun tespitine, bu tecavüzün ve haksız rekabetin önlenmesine/durdurulmasına, mevcut kutulara el konulmasına, verilecek mahkeme kararının kamuya duyurulması için ülke çapında bir televizyon, yerel ve ulusal birer gazetede yayımlanmasına karar verilmesi talep etmiştir.
Davalı vekili, müvekkili şirketin ürettiği oto yedek parçalarının ambalajında kendi marka ve tasarımını kullandığını, davacı kutu tasarımına tecavüz olmadığını, davacı tasarımının yenilik ve ayırt edicilik unsurlarına sahip olmadığını, dava konusu kutu tasarımının anonimleşmiş kübik bir kutu olduğunu, her iki şirketin kutu tasarımları ve markalarının karışma ihtimali bulunmadığını, müvekkilinin 21/05/2012 tarihinde 2012/03542 tescil numarası ile “Karaca” olarak ilk logo tasarım başvurusunun 29/03/2013 tarihinde tescil edildiğini, Bursa 4. Sulh Hukuk Mahkemesi’nin 2013/102 D. İş sayılı dosyası ile alınan 31.10.2013 tarihli bilirkişi raporunun sonuç kısmında; “..aleyhinde tespit istenen şirket tarafından kullanılan kutu tasarımlarının ayırt edici niteliğe sahip olduğu, tespit isteyen davacı taraf Bursa Global firması adına tasarım başvurusu yapılan 2013/06692 sayılı tasarımla (bilgilenmiş kullanıcı nezdinde) aynen, birebir veya benzer şekilde kullanılmadığı”nın açıklandığını, her iki tasarımın da farklı sınıfları kapsadığını, oto yedek parçaları konulabilecek kutuların şekillerinin kübik özellikler göstereceğini, kutunun başka şekilde tasarlanma ihtimali bulunmadığını, 554 sayılı KHK’nın 11. maddesi uyarınca tasarımcıya başka seçenek özgürlüğü sağlamadığını, haksız rekabet koşullarının oluşmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
İlk Derece Mahkemesince, seçenek özgürlüğü açısından davacı ve davalı tarafa ait tasarımları kıyaslandığında, tasarımlarda ortak özellik olarak belirtilen kısımların teknik zorunluluktan veya mutat özelliklerden kaynaklanmadığı, farklılığın ise, bilgilenmiş kullanıcı nezdinde tasarıma farklı bir ürün kimliği kazandırmadığı, satışı yapılan yedek parça servisleri ve otomotiv parçalarını satan diğer çeşitli kurum ve kuruluşlardaki konuyla ilgili teknik personelin ürünleri alımı sırasında karışıklığa yol açabileceği ve aynı üretici firmaya ait birbirinin devamı ya da çeşitleri gibi algılanacağı gerekçesiyle, davanın kabulüne, davalının davacı taraf adına 2013/06692 ve 1 sıra numaralı “Kutu” Konulu tasarım tescilinin haklarını ihlal ettiğinin ve tasarım hakkına tecavüz ettiğinin tespitine, tecavüzün önlenmesine, hüküm özetinin masrafı davalıdan alınarak ülke çapında yayın yapan bir gazetede yayınlanmasına karar verilmiştir.
Karara karşı, davalı vekili istinaf kanun yoluna başvurmuştur.
Bölge Adliye Mahkemesince, mahkemece davanının kabulüne ilişkin verilen kararın usul ve yasaya uygun olduğu gerekçesiyle, davalının istinaf isteminin 6100 sayılı HMK 353/1-b-1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun HMK’nın 353/b-1 maddesi uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarda açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin temyiz isteminin reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK’nın 370/1. maddesi uyarınca ONANMASINA, HMK’nın 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı bakiye 10,00 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davalıdan alınmasına, 10/06/2020 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.