Yargıtay Kararı 8. Hukuk Dairesi 2016/11330 E. 2020/2822 K. 02.06.2020 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2016/11330
KARAR NO : 2020/2822
KARAR TARİHİ : 02.06.2020

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Muhdesatın Tespiti

Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiş olup hükmün davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.

K A R A R

Davacı vekili, ortaklığın giderilmesi davasına konu edilen 568 ada 14 parsel sayılı taşınmaz üzerinde bulunan ev ve müştemilatın kendisi ve eşinin kazancı ile yaptırıldığını açıklayarak muhdesatın tespitini talep etmiştir.
Davalılar … ve … 4 nolu duruşmada; krokide belirtilen ve davacıya ait olduğu tespit edilen işaretli bina, ahır ve ağaçların davacıya ait olduğunu, ortaklığın giderilmesi davası sırasında da buna yönelik bir itirazlarının olmadığını belirtmişlerdir.
Davalılar …, …, …, …, …, … ve … sunmuş olduğu cevap dilekçelerinde; mahkeme masraflarını kabul etmediklerini belirtmişlerdir.
Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmesi üzerine; hüküm, davacı vekili tarafından vekalet ücreti ve yargılama giderleri yönünden temyiz edilmiştir.
Dava, muhdesat tespiti isteğine ilişkindir.
Bilindiği üzere, 6100 sayılı HMK’nin 326/1. maddesi uyarınca Kanunda yazılı haller dışında yargılama giderlerinin aleyhine hüküm verilen taraftan alınmasına karar verilir. Kanunda yazılı hallerden birisi hiç şüphesiz Yasa’nın 312/2. maddesidir. Bu madde hükmüne göre davalı taraf davanın açılmasına sebebiyet vermemiş ve yargılamanın ilk duruşmasında da davacının talep sonucunu kabul etmiş ise yargılama giderinden sorumlu değildir. Hemen belirtmek gerekir ki; anılan maddenin uygulanabilirliği, bu iki koşulun birlikte gerçekleşmesine bağlıdır.
Somut olaya gelince, davanın açıldığı tarihte paydaş olan davalılardan …, …, …, …, …, …, … ve …’ın süresinde cevap dilekçesi sunmadığı ve ön inceleme duruşmasına katılmadığı, davalılardan …’ın ise cevap dilekçesinde açıkça davayı kabul etmediği, yine davalılar … ile …’ın 17.02.2016 tarihli 4. duruşmada ise, krokide belirtilen ve davacıya ait olduğu tespit edilen işaretli bina, ahır ve ağaçların davacıya ait olduğunu, ortaklığın giderilmesi davası sırasında da buna yönelik bir itirazlarının olmadığını belirtikleri anlaşılmaktadır. Saptanan bu olgular kapsamında; davalının davanın açılmasına sebebiyet verdikleri ve yargılama giderlerinden sorumlu tutulmaları gerektiği kuşkusuzdur. Bununla birlikte, dava konusu muhdesatların üzerinde bulunduğu 568 ada 14 parsel sayılı taşınmazın davacı … (1/5) ile davalılar … (1/20), … (1/20), … (1/20), … (1/20), … (9/320), … (9/320), … (11/32) ve … (1/5) adlarına paylı mülkiyet şeklinde kayıtlıdır.
Muhdesatın tespiti davalarında davanın konusu (müddeabih) paydaş olan davalıların payına isabet eden muhdesat değeri (zemin bedeli hariç) olup; yargılama sonucunda hüküm altına alınacak nispi karar ve ilam harcının, yargılama giderlerinin ve taraflar yararına takdir edilecek vekalet ücretlerinin iş bu müddeabih esas alınarak hesaplanması gerekir.
Ayrıca, az yukarıda açıklanan esaslar dikkate alınarak yargılama sonucunda hüküm altına alınacak nispi karar ve ilam harcından, aynı şekilde 6100 sayılı HMK’nin 326/2. maddesi uyarınca hesaplanacak yargılama giderinden ve davacı yararına takdir edilecek vekalet ücretinden, her bir davalının, dava konusu taşınmazın tapuda paylı mülkiyet şeklinde kayıtlı olması halinde tapudaki payları, elbirliği mülkiyetin sözkonusu olması halinde ise miras payları göz önünde bulundurularak sorumlu tutulmaları gerekir.
Buna göre, yargılama sonucunda hüküm altına alınan nispi karar ve ilam harcı ile aynı şekilde 6100 sayılı HMK’nin 326/2. maddesi uyarınca yargılama giderinden ve davacılar yararına takdir edilen vekalet ücretinden yukarıda ifade edilen ilkeler doğrultusunda (dava tarihi itibariyle paydaş olan) her bir davalının sorumlu olduğu yargılama gideri ve vekalet ücretinin ayrıntılı ve infaza elverişli şekilde belirlenmesi gerekirken, yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamıştır.
SONUÇ: Açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulüyle usul ve Yasa’ya uygun bulunmayan hükmün 6100 sayılı HMK’nin Geçici 3.maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK’un 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, taraflarca HUMK’un 440/I maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine, 02.06.2020 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.