Yargıtay Kararı 8. Hukuk Dairesi 2011/6966 E. 2011/7473 K. 22.12.2011 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/6966
KARAR NO : 2011/7473
KARAR TARİHİ : 22.12.2011

MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Tescil

… ile Hazine ve … aralarındaki tescil davasının kabulüne dair Serik 1. Sulh Hukuk Mahkemesinden verilen 19.07.2010 gün ve 518/476 sayılı hükmün Yargıtay’ca incelenmesi davalılardan Hazine vekili tarafından süresinde istenilmiş olmakla dosya incelendi gereği düşünüldü:

K A R A R

Davacı vekili dava dilekçesinde; mevkii ve sınırlarını açıkladığı 2500 parselin bitişiğinde bulunan 987 m2 yüzölçümlü taşınmazın vekil edeni … adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmesini istemiştir.
Davalı Hazine vekili, 11.1.2010 tarihli cevap dilekçesinde; dava konusu yerin Hazine arazisi olduğunu, kazanma koşullarının oluşmadığını açıklayarak haksız ve yersiz olarak açılan davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.
Davalı … Kişiliğine dava dilekçesi tebliğ edilmesine karşın yargılama oturumlarına katılmamıştır.
Mahkemece, teknik bilirkişi Mehmet Keser’in 30.6.2010 tarihli rapor ve krokisinde kırmızıya taralı A harfi ile gösterilen 987 m2 yüzölçümlü taşınmaz hakkındaki davanın kabulüne karar verilmesi üzerine; hüküm, davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, kazanmayı sağlayan zilyetlik, muristen intikal, imar ve ihya hukuksal sebeplerine dayalı olarak TMK.nun 713/1, 996, 3402 sayılı Kadastro Kanununun 14 ve 17. maddeleri gereğince açılan tescil isteğine ilişkindir.
Mahkemece, yazılı gerekçe ile davanın kabulüne karar verilmiş ise de, dava koşulu ile kazanma koşullarına ilişkin gerekçeler tam olarak yerine getirilmeden davanın kabulüne karar verilmiş olması doğru değildir. Davacı vekili, dava dilekçesinde açıkça dava konusu 987 m2’lik taşınmazın davacının dedesi …’dan kızı …’e kaldığını, ondanda vekil edenine intikal ettiğini açıklamış, ancak intikal şekli konusunda bir açıklamada bulunmamıştır. 30.3.2010 tarihli keşifte dinlenen yerel bilirkişi ve tanıklarda aynı doğrultuda açıklamada bulunmuşlar ve davacının annesi Fatma’dan davacıya hangi yolla intikal ettiği konusunda herhangi bir beyanda bulunmamışlardır.
Davacının annesi, 30.3.2010 tarihli keşif tutanağı kapsamıyla 2007 yılında öldüğüne göre, TMK.nun 701 ve 702. maddeleri gereğince terekesi elbirliği mülkiyet hükümlerine tabidir. Elbirliği mülkiyetinde mirasçıların belirlenmiş payları olmayıp, her birinin payı taşınmazın tamamı üzerinde söz konusudur. TMK.nun 702.maddesi uyarınca tasarrufi işlemlerde oybirliği aranır. Davada bir tasarrufi işlem olup tüm mirasçıların birlikte üçüncü kişilere karşı dava açmaları gerekir. Davacının annesine ait veraset belgesi yada nüfus kaydı bulunmadığından, davacının tek mirasçı olup olmadığı anlaşılamamaktadır. Terekeye dahil bir taşınmaz için bir veya birkaç mirasçının üçüncü kişilere karşı dava açma sıfatı ve hukuki ehliyeti bulunmamaktadır.
Bu nedenle, davacının annesine ait veraset belgesinin dosyaya sunulması için davacıya süre ve imkan tanınması, sunulacak veraset belgesine göre davacı tek mirasçı ya da terekenin paylaşımı sonucu veya satış ya da bağış yoluyla dava konusu taşınmaz davacıya kalmış ise davanın bulunduğu bu haliyle yürütülmesi, aşağıda açıklanan eksikliklerin yerine getirilmesi gerekmektedir. Şayet davacı dışında başka mirasçı varsa, dava konusu taşınmaz satış, bağış, miras payının devri ya da paylaşım sonucu davacıya kalmamış ise davacı sadece kendi adına tescil isteğinde bulunduğundan ve üçüncü kişilere karşı tek başına dava açma sıfat ve ehliyeti bulunmadığından davanın reddine karar verilmelidir.
O halde mahkemece yapılacak iş; öncelikle dava koşulu yönünden TMK.nun 701 ve 702. maddeleri gözetilerek gerekli araştırma ve incelemenin yapılması, 3402 sayılı Kadastro Kanununun 14.maddesi uyarınca muris Fatma ve tüm mirasçıları bakımından miktar araştırmasının yapılması, belgesizden edinilen taşınmaz olup olmadığının Kadastro ve Tapu Sicil Müdürlüğü ile zilyetliğe dayalı tescil davası açıp açmadıklarının o yer Hukuk Mahkemeleri Yazı İşleri Müdürlüğünden sorulması, belgesizden edinilen taşınmazlara ait kadastro tutanakları ile tapu kayıtlarının Tapu Sicil Müdürlüğünden, tescil davalarına ilişkin dosyaların ise, ait oldukları mahkemelerden getirtilerek miktar sınırlamaları yönünde gözönünde tutulması, belgesizden edinilen taşınmazların aynı kadastro çalışma alanı içerisinde edinilmesi gerektiğinin gözetilmesi, ondan sonra tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken eksik araştırma ve inceleme sonucu hüküm kurulmuş bulunması usul ve yasaya aykırıdır.
Dava, TMK.nun 713/1-3. fıkraları gereğince açılmış bulunduğundan bu tür davalarda davanın olumlu veya olumsuz sonuçlanması sonuca etkili olmayıp, eksik harçların davacı taraftan alınmasına, yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına, davacı yararına vekalet ücreti taktirine yer olmadığına karar verilir. Davalı Hazine ve ilgili köy tüzel kişiliği TMK.nun 713/3. fıkrası uyarınca kanuni hasım durumunda olup her türlü yargılama giderleriyle sorumlu tutulamazlar. Bu nedenle yargılama giderleriyle vekalet ücretinin davalılardan alınarak davacıya verilmesi biçiminde kurulan hüküm az önce açıklanan kurallara aykırı düşmektedir.
Davalı Hazine vekilinin temyiz itirazları bu bakımdan yerinde olduğundan kabulü ile yerel mahkeme hükmünün 6100 sayılı HMK.nun Geçici 3. maddesi yollamasıyla HUMK.nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA 22.12.2011 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.