YARGITAY KARARI
DAİRE : 17. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/7243
KARAR NO : 2013/4180
KARAR TARİHİ : 26.03.2013
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki tasarrufun iptali davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne dair verilen hükmün süresi içinde davalı … vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:
-K A R A R-
Davacı vekili, davalı borçlu …’ün alacaklılarından mal kaçırmak amacıyla adına kayıtlı taşınmazın 5/132 hissesini 27.10.2009 tarihinde davalı …’a sattığını belirterek davalılar arasındaki tasarrufun iptalini talep etmiştir.
Davalı borçlu, savunma yapmamıştır.
Davalı … vekili, dava konusu taşınmazı üzerindeki hacizle birlikte aldıklarını, haciz tutarını ödediklerini, bunun dışında tapuda borçluya 21.000 TL ödediklerini belirterek davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece iddia, savunma, toplanan delillere göre, davalı borçlunun davacıya olan borcunu ödememek amacıyla dava konusu taşınmazı diğer davalıya üzerinde haciz bulunmasına rağmen muvazaalı olarak devrettiği, davalıların davacının alacağından haberdar olduğu, üzerinde herhangi bir takyidat bulunmayan taşınmaz var iken bu şekilde haciz bulunan bir taşınmazın kısmen nakit kısmen de kendisi tarafından ödendiği dahi ispatlanamayan surette icra dosyasına para yatırmak suretiyle ödeyerek taşınmaz alınmasının kabul edilebilir haklı bir yanının bulunmaması karşısında yasada öngörülen tasarrufun iptali şartlarının şartlarının gerçekleştiği gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiş; hüküm, davalı … vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava İİK 277 ve devamı maddeleri gereğince açılmış tasarrufun iptali istemine ilişkindir.
Bu tür davaların dinlenebilmesi için, davacının borçludaki alacağının gerçek olması, borçlu hakkındaki icra takibinin kesinleşmiş olması, iptali istenen tasarrufun takip konusu borçtan sonra yapılmış olması ve borçlu hakkında alınmış kesin veya geçici aciz belgesinin (İİK.nun 277 md) bulunması gerekir. Bu ön koşulların bulunması halinde ise İİK.nun 278, 279 ve 280. maddelerinde yazılı iptal şartlarının bulunup bulunmadığı araştırılmalıdır. Özellikle İİK.nun 278.maddesinde akdin yapıldığı sırada kendi verdiği şeyin değerine göre borçlunun ivaz olarak pek aşağı bir fiyat kabul ettiği ve yasanın bağışlama hükmünde olarak iptale tâbi tuttuğu tasarrufların iptali gerektiğinden mahkemece ivazlar arasında fark bulunup bulunmadığı incelenmelidir.Satılan taşınmaz üzerinde ipotek ve haciz kayıtları varsa,alıcı taşınmazı bu kayıtlarla yükümlü olarak satın almış olacağından, satışın bunların tamamı üzerinden yapıldığı kabul edilir. Bu nedenle oransızlığın belirlenmesinde tapu kaydındaki ipotek ve haiz miktarının da gözönünde tutulması gerekir. Aynı maddede sayılan akrabalık derecesi vs. araştırılmalıdır. Keza İİK.nun 280.maddesinde malvarlığı borçlarına yetmeyen bir borçlunun alacaklılarına zarar vermek kastıyla yaptığı tüm işlemler, borçlunun içinde bulunduğu mali durumu ve zarar verme kastının işlemin diğer tarafınca bilindiği veya bilinmesini gerektiren açık emarelerin bulunduğu hallerde tasarrufun iptal edileceği hususu düzenlendiğinden yapılan işlemde mal kaçırma kastı irdelenmelidir. Öte yandan İİK.nun 279.maddesinde de iptal nedenleri sayılmış olup bu maddede yazılan iptal nedenlerinin gerçekleşip gerçekleşmediği de takdir olunmalıdır.
Dava koşulları yönünden dosya incelendiğinde, davacının alacağının Üsküdar 6.İcra müdürlüğünün 2010/3061 sayılı takip dosyasındaki 6.3.2009-8.11.2009 tarihleri arasında düzenlenmiş yirmi adet bonoya dayandığı, borçlu hakkındaki takibin kesinleştiği, alacağın gerçek olduğu,2.12.2010 tarihli haciz tutanağının İİK 105 anlamında geçici aciz belgesi niteliğinde olduğu, iptali istenen tasarrufun ise takip konusu alacaktan sonra 27.10.2009 tarihinde yapıldığı anlaşıldığından dava ön koşuları gerçekleşmiştir. O halde davalılar arasındaki dava konusu taşınmaz yönünden 27.10.2009 tarihli tasarrufun yukarıda açıklandığı üzere İİK 278,279,280.maddeler gereğince iptale tabi olup olmadığının belirlenmesi gereklidir.Somut olayda dava konusu taşınmazın 5/132 hissesi 27.10.2009 tarihinde Üsküdar 3.İcra Müdürlüğünün
16.10.2009 tarih 2009/20269 sayılı takip dosyasındaki hacizle birlikte 22.000,00 TL bedelle davalı …’a satılmıştır. Davalı … vekili taşınmazı 21.000,00TL nakit ve 2009/20269 sayılı takip dosyasındaki haczi ödeyerek aldıklarını belirtmiştir. 2009/20269 sayılı takip dosyasından alacağın 15.10.2009 tarihi itibarıyla 119.771,50TL olduğu,anılan dosyadan 25.12.2009 tarihinde yapılan kıymet takdiri raporuna göre taşınmazın 5/132 hissesinin 53.030.30 TL olduğu,satış günü verildiği, 28.5.2010 tarihli satışın alacaklı vekilinin talebi ile düşürüldüğü ve 19.1.2011 tarihinde de haczin kaldırıldığı anlaşılmaktadır. Mahkemece yaptırılan bilirkişi incelemesinde 27.6.2011 tarihli rapora göre ise taşınmazın tasarruf tarihindeki değerin 118.000,00 TL (hukuki irdeleme ve sonuç kısmında 155,000,00 TL) olduğu, Üsküdür 3.İcra Müdürlüğünün 2009/20269 sayılı takip dosyasındaki alacağın da 19.11.2011 tarihi itibarıyla 160.000-165.000,00 TL civarında olduğu, bu durumda taşınmazın rayiç değeri ile tapudaki (tapu satış bedeli ve haciz toplamı ile)satış bedeli arasında fahiş fark bulunmadığı, taşınmazın davalı … tarafından kullanıldığı belirtilmiştir. 2009/20269 sayılı takip dosyasındaki kıymet takdiri esas alındığında 53.030 TL rayiç değer belirlenen taşınmazın, davalı …’ın tarafından hacizle birlikte 181.000,00-186.000,00 TL’ye alındığı, mahkemece yaptırılan bilirkişi raporu esas alındığında ise 155.000,00 TL rayiç bedel belirlenen taşınmazın davalı … tarafından 181.000,00-186.000,00 TL bedelle alındığı sonucuna varılacaktır. Dava konusu taşınmazla ilgili yapılan inceleme sonucu düzenlenen 25.12.2009 tarihli kıymet takdiri raporu ile mahkemece yaptırılan keşif sonucu düzenlenen 27.6.2011 tarihli bilirkişi raporları arasında çelişki olduğundan öncelikle mahkemece yeniden keşif yapılarak raporlar arası çelişkinin giderilmesi, taşınmazın tasarruf tarihindeki değerinin tespiti, tespit edilecek bu değerle, taşınmazın tapudaki satış bedeli ile hacze konu alacak miktarı toplamı esas alınarak taşınmazın tapudaki satış değeri ile gerçek değeri arasındaki fahiş fark bulunup bulunmadığının belirlenmesi bu belirleme yapılırken, dava konusu taşınmaz üzerindeki takyidatla (hacizle) birlikte satılmış olduğundan ve satıştan sonra dava dışı alacaklının talebi üzerine haciz kaldırılmış olduğundan hacze konu alacağın kim tarafından ödendiğinin, 3.kişi …tarafından ödenip ödenmediğinin araştırılması ve tasarrufun İİK 278/3-2 maddeye göre iptal koşullarının oluşup oluşmadığının takdiri, bedel farkı bulunması halinde tasarrufun İİK 278/3-2 maddeye göre alacak
ve ferileriyle sınırlı olarak iptaline, bedel farkı olması veya olmaması halinde ise taşınmazın 2.12.2010 tarihli haciz sırasında borçlu tarafından kullanılması, 25.3.2010 tarihli kıymet takdiri raporunun davalı borçlunun eşine dava konusu taşınmazda tebliğ edilmiş olması, 12.1.2011 tarihli dava dilekçesinin yine dava konusu taşınmaz adresinde tebliğ edilmiş olmasının yani 27.10.2009 tarihinde satışı yapılan taşınmazın satıştan on beş ay sonra borçlu tarafından halen kullanıyor olmasının hayatın olağan akışına uygun olup olmadığı, bu durumun davalı 3.kişinin borçlunun durumunu ve amacını bilebilecek kişilerden olup olmadığı anlamına gelip gelmediği, yani dava konusu tasarrufun İİK 280/1 madde gereğince iptale tabi olup olmadığı yönünden değerlendirme yapılarak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken eksik incelemeye dayalı hüküm tesisi isabetli görülmemiştir.
SONUÇ:Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı … vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davalı …’a geri verilmesine 26.3.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.