YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2019/491
KARAR NO : 2020/4918
KARAR TARİHİ : 07.09.2020
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Ecrimisil
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın kısmen kabulüne karar verilmiş olup hükmün davalılar tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.
K A R A R
Davacılar vekili, vekil edenleri ile davalıların müşterek murisleri adına kayıtlı bulunan 2795 parsel sayılı taşınmazın davalılar tarafından ikamet edilmek suretiyle haksız bir şekilde kullanıldığını belirterek, dava tarihinden geriye doğru 5 yıl için toplam 16.500 TL ecrimisilin tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalılar, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, davanın kısmen kabulü ile davacı … için 6.110,00 TL, davacı … için 6.110,00 TL olmak üzere toplam 12.220,00 TL ecrimisil bedelinin 5.402,00 TL’sinin davalı …’dan, 6.818,00 TL’sinin davalı …’dan tahsiline karar verilmiş olup; hüküm, davalılar tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, paydaşlar arasında ecrimisil istemine ilişkindir.
Dosya içeriği ve toplanan delillerden; dava konusu 2795 parsel sayılı arsa vasıflı taşınmazda tarafların murisi Mehmet Bakan’ın ¼ paylı malik olduğu ve dava dışı paydaşların bulunduğu, taşınmazın üzerinde zemin+1. normal kattan oluşan yapı olduğu ve bu yapının zemin katının davalı …,1. katının da davalı … tarafından oturulmak suretiyle kullanıldığı anlaşılmıştır.
Önemle belirtmek gerekir ki; arsa ve binalarda kira esasına göre talep varsa, taraflardan emsal kira sözleşmeleri istenmeli, gerekirse benzer nitelikli yerlerin işgal tarihindeki kira bedelleri araştırılıp, varsa emsal kira sözleşmeleri de getirtilmeli, dava konusu taşınmaz ile emsalin somut karşılaştırması yapılmalı, üstün veya eksik tarafları belirlenmelidir.
İlke olarak, kira geliri üzerinden ecrimisil belirlenmesinde, taşınmazın dava konusu ilk dönemde mevcut haliyle serbest şartlarda getirebileceği kira parası, emsal kira sözleşmeleri ile karşılaştırılarak, taşınmazın büyüklüğü, niteliği ve çevre özellikleri de nazara alınarak yöredeki rayice göre belirlenir. Sonraki dönemler için ecrimisil değeri ise ilk dönem için belirlenen miktara ÜFE artış oranının tamamının yansıtılması suretiyle bulunacak miktardan az olmamak üzere takdir edilir.
Somut olaya gelince; hükme esas alınan bilirkişi raporunda, her dönem için nasıl belirlendiği belli olmayan bir değer belirlenip, o döneme endeks uygulandığı ve çıkan sonuçlar toplanarak bulanan miktar 12 ile çarpılmak suretiyle sonuca gidildiği, ayrıca dava tarihinden geriye doğru 5 yıl ve ihtarname tarihinden dava tarihine olmak üzere 2 alternatifli hesap yapıldığı ve bu iki alternatif toplanmak suretiyle ulaşılan bedele hükmedildiği, bunun yanında raporda hesap hatası yapıldığı açıktır.
O halde Mahkemece az yukarıda açıklanan ilke ve usuller dahilinde ilk dönem kira bedeli belirlenip, sonrasında bu bedele ÜFE oranında artış uygulanarak takip eden dönemler için ecrimisil miktarlarının belirlenmesi, devamında davalıların payını aşan kullanım durumuna göre davacıların payı esas alınarak belirlenecek ecrimisile hükmedilmesi gerekirken, Yargıtay ve Daire uygulamaları ile bağdaşmayan bilirkişi raporu esas alınarak sonuca gidilmesi doru görülmemiştir.
SONUÇ: Davalıların temyiz itirazlarının yukarıda yazılı nedenlerle kabulüyle hükmün 6100 sayılı HMK’nin Geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK’un 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, HUMK’un 440/III-1, 2, 3 ve 4. bentleri gereğince ilama karşı karar düzeltme yolu kapalı bulunduğuna, peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine, 07.09.2020 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.