Yargıtay Kararı 21. Hukuk Dairesi 2012/6634 E. 2012/7892 K. 14.05.2012 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/6634
KARAR NO : 2012/7892
KARAR TARİHİ : 14.05.2012

MAHKEMESİ :İş Mahkemesi

Davacı, 01/12/1984-31/07/1993 tarihleri arasında 2926 sayılı yasaya tabi hizmetlerinin geçerli sayılarak 01/01/2010 tarihinden itibaren 506 sayılı yasaya göre yaşlılık aylığı almaya hak kazandığının tespitine, aksi yöndeki kurum işleminin iptaline karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kısmen kabulüne karar vermiştir.
Hükmün davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.
K A R A R
Dava, davacının 1.12.1984 – 31.7.1993 tarihleri arasındaki 2926 sayılı Kanun’a tabi hizmetlerinin geçerli sayılması, 14.12.2009 tarihli tahsis istemi nedeniyle 1.1.2010 tarihinden itibaren 506 sayılı Kanuna göre yaşlılık aylığı bağlanması ve aksi yöndeki kurum işleminin iptali istemine ilişkindir.
Mahkemece, davanın kısmen kabulü ile; davacının 1.12.1984 ile 31.07.1993 tarihleri arasında (Kurumca kabul edilen 1.12.1984 ile 31.12.1984 arasındaki tarih hariç olmak üzere) 2926 sayılı Kanun kapsamında tarım bağkur sigortalısı olduğunun tespitine, fazlaya ilişkin talebin reddine, 1.1.2010 tarihi itibariyle yaşlılık aylığına hak kazandığının tespitine, aksi yöndeki Kurum işleminin iptaline karar verilmiş ise de, bu sonuç usul ve yasaya uygun bulunmamaktadır.
Davanın yasal dayanağını oluşturan 30.4.2008 tarihinde yürürlüğe giren 5510 sayılı Kanun’un geçici 17. maddesinde “1479 ve 2926 sayılı Kanunlara göre tescilleri yapıldığı halde, bu maddenin yürürlük tarihi itibarıyla beş yılı aşan süreye ilişkin prim borcu bulunanların, bu sürelere ilişkin prim borçlarını, prim borçlarının ödenmesine ilişkin Kurumca çıkarılacak genel tebliğin yayımı tarihini takip eden aybaşından itibaren 6 ay içerisinde ödememeleri halinde, prim ödemesi bulunan sigortalıların daha önce ödedikleri primlerin tam olarak karşıladığı ayın sonu itibarıyla, prim ödemesi bulunmayan sigortalıların ise tescil tarihi itibarıyla sigortalılığının durdurulacağı, prim borcuna ilişkin sürelerin sigortalılık süresi olarak değerlendirilmeyeceği ve bu sürelere ilişkin Kurum alacaklarının takip edilmeyerek, Kurum alacakları arasında yer verilmeyeceği, ancak, sigortalı ya da hak sahiplerinin daha sonra müracaatları tarihindeki 80 inci maddenin ikinci fıkrasına göre belirlenecek prime esas kazanç tutarı üzerinden hesaplanacak borç tutarının tamamını, borcun tebliğ tarihinden itibaren üç ay içinde ödedikleri takdirde, bu sürelerin sigortalılık süresi olarak değerlendirileceği” belirtilmiştir.
Kurumca çıkarılacak genel tebliğ, 14.01.2009 tarihinde Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girmiştir. Buna göre 30.4.2008 tarihi itibari ile 5 yıl ve daha fazla prim borcu olanların 31.7.2009 tarihine kadar başvuruda bulunup prim borçlarını ödemesi gerekmektedir.
Dosyadaki kayıt ve belgelerden; davacının 1.12.1984 – 31.7.1993 tarihleri arasında tarım Bağ-Kur sigortalısı olduğu, ancak 5 yıldan fazla prim borcu olduğu gerekçesi ile sigortalılığının 5510 SK geçici 17. madde uyarınca durdurulduğu, davacının bu sigortalılığından dolayı 3.832,90 TL prim borcu olduğu, davacının bu prim borcunu kanuni süre geçtikten sonra 14.12.2009 tarihinde 3.975,00 TL olarak ödediği görülmüştür. Ancak kanuni süre sona erdikten sonra davacının bu miktarı ödemesi yeterli değildir. Bundan sonra davacının 5510 sayılı Kanun’un geçici 17/2. maddesine uygun hareket ederek, tekrar Kuruma müracaat etmesi, Kurumca cari primler üzerinden hesaplanacak tutarı 3 ay içerisinde ödemesi gerekmektedir.
Davacının, kanuni süre sona erdikten sonra yaptığı prim ödemesinin 5510 sayılı Kanun’un 80. maddesi uyarınca hesaplanan sigortalılık süresini karşılamadığı anlaşılmaktadır. Primi ödenmeyen 2926 sayılı Yasaya tabi hizmetlerin yaşlılık aylığı bağlanmasında dikkate alınması mümkün değildir.
Öte yandan Kurumca davacı, 01/01/1985-31/07/1993 tarihleri arasındaki dönemde, sigortalı olarak kabul edilmekle birlikte sigortalılığı 5510 sayılı Yasanın geçici 17. maddesine göre durdurulduğundan bu dönemin tespitinde hukuki yararı bulunmamaktadır.
Mahkemece, bu maddi ve hukuki olgular gözönünde tutulmaksızın davanın reddi yerine yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davalı kurumun bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 14/05/2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.