Yargıtay Kararı 11. Hukuk Dairesi 2019/5107 E. 2020/3324 K. 30.06.2020 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2019/5107
KARAR NO : 2020/3324
KARAR TARİHİ : 30.06.2020

MAHKEMESİ :TİCARET MAHKEMESİ

Taraflar arasında görülen davada İstanbul 3. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce bozmaya uyularak verilen 02/07/2019 tarih ve 2019/104-2019/575 sayılı kararın Yargıtay’ca incelenmesinin davacılar vekili tarafından istenildiği ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacılar vekili, müvekkili …’nın oğlu … adına 06.08.1986 tarihinde davalı bankada vadeli mevduat hesabı açtırdığını ve toplam 23.000 TL para yatırdığını, müvekkilinin hesap açılışı yaparken ilgili şubede vadeli mevduat hesap defteri kalmadığından müvekkiline 18 yaşına kadar para çekilemez ibaresi bulunan vadesiz mevduat hesap defteri verildiğini, müvekkili …’nın 25.11.2011 tarihinde davalı bankaya başvurduğunu ve davalı tarafından hesaptaki güncel tutarın 2,3 kuruş olduğunun bildirildiğini, oysa hesabın açıldığı dönemden itibaren davalı bankanın mevduatı kullanarak ve bu mevduatı işleterek kazanç ve kâr sağladığını ileri sürerek yatırılan paranın yatırıldığı tarihten itibaren 18 yıllık vade işletilerek ve devam eden yıllar içinde işletilmesi gereken faiz tutarları ile birlikte, dava tarihindeki alacağının güncel karşılığının tespiti ile bu bedelden şimdilik 23.000,00 TL’nin dava tarihi itibari ile işleyecek reeskont faizi ile birlikte davalı bankadan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, Bankacılık Kanununa göre her türlü mevduat emanet ve alacaklardan en son talep, işlem veya mudinin herhangi bir şekilde yazılı talimatı tarihinden başlayarak 10 yıl içinde aranmayanların zamanaşımına tabi olduğunu, zamanaşımına uğrayan mevduat emanet ve alacakların fona gelir kaydedildiğini, bu nedenle davanın zamanaşımı uğradığını savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, uyulan bozma ilamı, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre; dava konusu hesabın vadesiz hesap olduğu, 6098 sayılı TBK’nın 146. maddesinde açılacak alacak davalarının 10 yıllık zamanaşımına tabi olduğunun açıklandığı, 5411 sayılı Bankacılık Kanununun 62. maddesi ve yine 4389 sayılı Bankalar Kanunun 10. maddesi gereğince 10 yıl içinde aranmayan hesapların zamanaşımına tabi olduğu, bu durumda davalı taraf yasal süre içinde zamanaşımı itirazında bulunduğundan söz konusu hesabın açıldığı tarihten itibaren belirtilen 10 yıllık süre geçmiş bulunduğu gerekçesiyle davanın zamanaşımı nedeni ile reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacılar vekili temyiz etmiştir.
1-Dava, bankacılık işleminden kaynaklanan alacak istemine ilişkindir.
Dava tarihinde yürürlükte bulunan 6098 sayılı TBK’nın 149/1 hükmüne göre zamanaşımı, alacağın muaccel olmasıyla başlar. Yine daha özel bir düzenleme olan, 5411 sayılı Bankalar Kanunu’nun 62. maddesinde, bankalar nezdlerindeki mevduat, katılım fonu, emanet ve alacaklardan hak sahibinin en son talebi, işlemi, herhangi bir yazılı talimatı tarihinden başlayarak on yıl içinde aranmayanların zamanaşımına tâbi olacağı, zamanaşımına uğrayan her türlü mevduat, katılım fonu, emanet ve alacakların banka tarafından hak sahibine ulaşılamaması hâlinde, yapılacak ilânı müteakiben fona gelir kaydedileceği, bu maddenin uygulanması ile ilgili usûl ve esasların Kurulca belirleneceği belirtilmiştir. Açıklanan yasa hükümleri karşısında bankalarda bulunan mevduat ve bu cümleden sayılan emanet ve alacakların 10 yıl sonra zamanaşımına uğraması, alacağın muacceliyeti yahut bankaca gerçekleştirilecek tebligatın yapılması koşuluna bağlıdır. Başka bir anlatımla, sahipleri hakkında bu yönde uygulama yapılmadan banka nezdindeki hakları ve alacakları kendiliğinden zamanaşımına uğramaz. Esasen Dairemiz’in uygulamaları da bu yöndedir.
Somut olayda muacceliyet, yukarıdaki mevzuat hükümler ve olaydaki hukuki ilişkinin özelliği gereği başvuru ile başlayacaktır. Bu durumda, davacı …’nın davalı bankaya başvurduğu 25.11.2011 tarihi itibariyle banka borcunun muaccel olduğu ve zamanaşımının bu tarih itibariyle işlemeye başladığının kabulü gerekirken, davacının hesap açtırdığı tarihten itibaren zamanaşımı süresinin başlayacağından bahisle davanın zamanaşımı nedeniyle reddi doğru olmamış kararın yazılı gerekçe ile davacı taraf lehine bozulması gerekmiştir.
2- Bozma sebep ve şekline göre davacılar vekilinin yukarıdaki bent dışında kalan sair temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine gerek görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazının kabulü ile kararın davacı taraf lehine BOZULMASINA, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacılar vekilinin sair temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, ödedikleri peşin temyiz harcının istekleri halinde temyiz edenlere iadesine, 30/06/2020 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.