Yargıtay Kararı 8. Hukuk Dairesi 2016/13718 E. 2020/2818 K. 02.06.2020 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2016/13718
KARAR NO : 2020/2818
KARAR TARİHİ : 02.06.2020

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Tapu İptal Ve Tescil – Temliken Tescil

Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiş olup hükmün davalı … vekili ve dahili davalı … tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.

K A R A R

Davacı vekili, dava konusu 1097 parsel sayılı taşınmazı 1989 yılında …’dan haricen satın aldığını, 20 yılı aşkın bir süreden beri malik sıfatıyla aralıksız ve nizasız zilyet olduğunu, taşınmazın bir kısmına ev ve ahır inşaa ettiğini, kalan yere ise ağaç diktiğini belirterek tapu kaydının iptali ile vekil edeni adına tesciline, bu talebin yerinde görülmemesi halinde de taşınmazın uygun bir tazminat karşılığında müvekkiline verilmesini ve beyanlar hanesine şerh düşülmesini talep etmiştir.
Davalılardan …, davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.
Mahkemece, davanın kabulü ile 118 ada 1 parselde (eski 1097) davalılar adına tapuda kayıtlı olan taşınmazın dosya içerisinde bulunan 15.05.2015 tarihli fen bilirkişisi tarafından hazırlanan rapor ve ekindeki krokide etrafı kırmızı ile çizili A harfi ile belirtilen 2982,80 m²’lik kısmının tapu kaydının iptali ile; tefrik edilen kısma ilgili adadaki son parsel numarası verilmek suretiyle davacı adına tapuya tesciline, karar verilmesi üzerine; hüküm, davalılardan … vekili ile dahili davalılardan … tarafından ayrı ayrı temyiz edilmiştir.
Mahkemece, harici satış ve dava konusu yerin devir tarihinden itibaren davacının zilyetliğinde bulunduğu gerekçeleri ile davanın kabulüne karar verilmiş ise de; varılan sonuç usul ve yasaya uygun bulunmamaktadır. Şöyle ki; dava konusu 118 ada 1 parsel sayılı taşınmazın evveliyatının 1097 parsel olduğu, kadastro çalışması ile 16.08.1974 tarihinde 1/2’şer hisse ile …. … ve … adına tesciline karar verildiği,….. hissesinin 12.05.2011 tarihinde mirasçıları adına intikali sonrası (aynı tarihte) satış ve birleştirme yolu davalı … adına kayıt edildiği anlaşılmaktadır. Ayrıca, davacı tarafından dosya kapsamına herhangi bir harici satış sözleşmesinin de sunulmadığı görülmektedir.
Dava konusu taşınmaz haricen satışa konu edildiği 1989 yılında tapuda kayıtlı bulunmaktadır. Tapuda kayıtlı taşınmazların harici satışı TMK’nin 706, 6098 sayılı TBK’nin 237, 818 sayılı BK’nin 213, 2644 sayılı Tapu Kanunu’nun 26 ve Noterlik Kanunu’nun 60 ve 89. maddeleri gereğince resmi şekilde yapılmadıkça hukuken geçerli bir sonuç doğurmaz ve satın alana herhangi bir hak bahşetmez. TMK’nin 706. maddesinde öngörülen resmi şekil bir ispat şartı olmayıp bir geçerlilik şekil şartıdır. Bu husus 6098 sayılı TBK’nin 237.maddesinde “Taşınmaz satışının geçerli olabilmesi için resmi şekilde düzenlenmesi şarttır.” şeklinde açıklanmıştır. Bu sebeple resmi memur önünde yapılmayan harici satışa değer verilemez ve buna dayalı olarak iptal ve tescil isteğinde bulunulamaz.
Az yukarıda açıklanan geçerlilik şartı olan resmi şekil şartını geçerli hale getirmeyeceğinden davacının harici satışa dayalı tapu iptali ve tescil isteminin reddine karar verilmesi gerekirken, resmi şekil şartına uyulmaksızın harici satışa değer verilmek suretiyle yazılı şekilde davanın kabulüne karar verilmiş olması doğru değildir.
Davacı vekili, dava dilekçesinde davasını öncelikle haricen satın alma ve zilyetlik hukuksal nedeni ile tapu iptali ve tescil, yerinde görülmemesi halinde TMK’nin 724. maddesi gereğince tapu iptali ve tescil isteminde bulunmuş, Mahkemece, dayanılan hukuki sebeplerden haricen satın alma ve zilyetlik hukuki nedenine değer verilerek davanın kabulü cihetine gidilmiş, diğer hukuki neden yönünden değerlendirme yapılmamıştır.
O halde, Mahkemece, davacının terditli talebi talep yönünden, iddia ve savunma çerçevesinde toplanmış ve toplanacak tüm deliller birlikte değerlendirilerek, davacının temliken tescil istemi yönünden olumlu veya olumsuz bir karar verilmek üzere hükmün bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Davalılardan … vekili ile dahili davalılardan …’ın temyiz itirazları bu bakımdan yerinde olduğundan kabulü ile yerel mahkeme hükmünün 6100 sayılı HMK’nin Geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK’un 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, taraflarca HUMK’un 440/I maddeleri gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, peşin harcın istek halinde temyiz edenlere ayrı ayrı iadesine, 02.06.2020 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.